Dün: Yapın Bugün: Yıkın!


   Çö­züm­süz sorun yok­tur. So­ru­nu tes­pit edip çözüm yol­la­rı­nı bu­la­ma­yan viz­yon­suz ve be­ce­rik­siz yö­ne­ti­ci­ler var­dır.
   Ka­ra­su’nun yıl­lar­dır sü­rün­ce­me­de bı­ra­kı­lan bir ‘sahil par­sel­le­ri’ so­ru­nu var. Bu ko­nuy­la il­gi­li ya­zıl­mış ya­zı­la­rı bir araya top­la­sa­nız 500 say­fa­lık bir ki­ta­ba sığ­maz!
Basit bir soru 
   Bir dev­let kendi bas­tır­dı­ğı ve in­san­la­rın cüz­dan­la­rın­da veya banka mev­du­at­la­rın­da bu­lu­nan pa­ra­sı­nı ta­nı­maz­lık ede­bi­lir mi?
   Bir diğer soru:
   Dev­let, kendi ver­di­ği ta­pu­yu hiç­bir ge­rek­çe gös­ter­me­den ve be­de­li­ni öde­me­den va­tan­da­şın elin­den ala­bi­lir mi?
   Ka­ra­su’da ya­pı­lan ikin­ci­si­ne tipik bir örnektir! 
   Sa­hil­de be­le­di­ye­nin 60 yıl önce sat­tı­ğı ve dev­le­tin de tapu kes­ti­ği ar­sa­lar bu gün sa­hip­le­ri ta­ra­fın­dan kul­la­nı­la­mı­yor. Satan da ge­ri­ye al­mı­yor!
   Bu ko­nuy­la il­gi­li açıl­mış da­va­lar var. Bir mah­ke­me çıkıp ta “Yahu bu ar­sa­la­rı be­le­di­ye­ye dev­re­den dev­le­tin Ha­zi­ne­si, yani bu gün Milli Emlak diye tabir edi­len dev­le­tin ku­ru­mu. Şimdi imar izni ver­me­yen de dev­let. Öy­ley­se va­tan­daş mağ­dur edil­me­me­li ve dev­let günün ge­çer­li fi­ya­tıy­la bun­la­rı ge­ri­ye almak zo­run­da­dır” şek­lin­de bir karar ver­mi­yor.
   Bunu dile ge­ti­ren yok mu?
   Ma­li­ye Ba­kan­lı­ğı Milli Emlak Baş­kont­ro­lö­rü Taner Turan’ın, kıyı şe­ri­din­de ar­sa­sı bu­lu­nan bir va­tan­da­şın şi­kâ­ye­ti üze­ri­ne il­çe­ye ge­le­rek yap­tı­ğı in­ce­le­me so­nu­cun­da ha­zır­la­dı­ğı bir rapor var.
   28 Şubat 2009 ta­rih­li ra­por­da ar­sa­lar so­ru­nu ile il­gi­li ay­rın­tı­lı bilgi ve­ril­me­si­nin ar­dın­dan ‘sonuç’ bö­lü­mün­de aynen şöyle de­ni­li­yor:
   “Her ne kadar yargı ka­rar­la­rı ile ko­nu­nun, en azın­dan kıs­men, açık­lı­ğa ka­vuş­tu­ğu ileri sü­rü­le­bi­lir­se de as­lın­da kıyı mev­zu­atın­da son yargı ka­rar­la­rı doğ­rul­tu­sun­da bir dü­zen­le­me ya­pıl­ma­sı­nın ya­rar­lı ola­bi­le­ce­ği ve bunun için yeni AİHM ka­rar­la­rı­nın bek­len­me­si­ne gerek bu­lun­ma­dı­ğı…
   Bu kap­sam­da ya­pı­la­cak bir dü­zen­le­mey­le, kı­yı­da kal­dık­la­rı ge­rek­çe­siy­le ta­pu­la­rı­nın iptal edil­me­si is­te­ni­len, hu­ku­ken ge­çer­li bir şe­kil­de ka­za­nıl­mış özel mül­ki­ye­te konu ta­şın­maz­lar için, il­gi­li tapu sa­hip­le­rin­ce bir taz­mi­nat ta­le­bin­de bu­lu­nul­ma­sı­na veya taz­mi­nat da­va­sı açıl­ma­sı­na gerek ol­mak­sı­zın, müm­kün ol­du­ğun­ca ob­jek­tif esas­la­ra da­ya­lı bir taz­mi­nat veya bedel öden­me­si­nin müm­kün hale ge­ti­ri­le­bi­le­ce­ği…
   Böy­le­ce söz ko­nu­su mev­zu­at uya­rın­ca bir tapu iptal da­va­sı açıl­dı­ğın­da il­gi­li iptal ka­ra­rıy­la bir­lik­te öde­necek taz­mi­nat tu­ta­rı­nın da be­lir­len­me­si­nin sağ­la­na­bi­le­ce­ği, ancak böyle bir dü­zen­le­me­nin büt­çe­ye ge­ti­re­ce­ği muh­te­mel yükün de dü­şü­nül­me­si ge­rek­ti­ği… 
   Sonuç ve ka­na­ati­ne va­rıl­mış­tır.”
   Baş­kont­ro­lör “Ka­za­nıl­mış özel mülk­ler için taz­mi­nat ta­le­bi­ne gerek du­yul­mak­sı­zın ob­jek­tif bir bedel öden­me­li” diyor.
   Tamam, diyor da kime diyor?
   Başta sö­zü­nü et­ti­ğim viz­yon­suz yö­ne­ti­ci­le­re!
   Bu ko­nu­yu şunun için gün­de­me ge­tir­dim.
   Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si üç yıl önce sa­hi­le 17 büfe yap­tır­dı ve iha­ley­le ki­ra­la­dı.  Son­ra­dan an­la­şıl­dı ki bu bü­fe­ler ve iş­let­me­ci­ler­ce şart­na­me dı­şın­da ya­pı­lan ek­le­ri Kıyı Ka­nu­nu’na ay­kı­rı.
   Şi­kâ­yet üze­ri­ne Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı bir ön so­ruş­tur­ma ile karşı kar­şı­ya kal­mış du­rum­da.
   Şimdi ba­kı­yo­ruz iş­let­me­le­re yazı gön­de­ril­miş: “Bü­fe­le­ri tah­li­ye edin, kal­dı­ra­ca­ğız!” de­ni­li­yor.
   İyi de bu ya­pı­la­rın kıyı şe­ri­di­ne gir­di­ği­nin yeni mi far­kı­na var­dı­nız? Kaçak ekler ya­pı­lır­ken za­bı­ta­nız ne­re­dey­di?
   Va­tan­da­şın gü­neş­le­nir­ken veya de­ni­ze gi­rer­ken ge­çir­di­ği uzun sa­at­ler­de tu­va­le­te ih­ti­ya­cı ol­du­ğu bir ger­çek… Bü­fe­ler­le bir­lik­te ya­pı­lan tu­va­let­ler ya­rar­lı bir hiz­met­ti. Şem­si­ye­si, şez­lon­gu, çayı, kah­ve­si de öyle…
   Bazı iş­let­me­ci­ler­le ko­nuş­tuk, “Ku­su­ru­muz varsa hep bir­lik­te dü­zel­te­lim, hiz­met­ler sür­sün” di­yor­lar. Yasa ve yö­net­me­lik­le­rin hoş gö­re­bi­le­ce­ği bir çö­zü­mü yok mu bu işin?
   Ola­yın bir başka bo­yu­tu daha var. Bü­fe­ler yolda ama hiz­met ve­ri­len müş­te­ri­le­rin kul­lan­dı­ğı alan­lar va­tan­da­şın ta­pu­lu malı. İşlet­me­ci­ler kira ödü­yor­sa bu para tapu sa­hip­le­ri­nin hakkı değil mi?
   Olayı ne­re­sin­den tut­sa­nız eli­niz­de ka­lı­yor.
   Ka­ra­su’da bu güne kadar sa­tı­lan Ha­zi­ne ara­zi­le­ri sa-hil ar­sa­la­rı­nın sa­hip­le­riy­le takas edil­sey­di, böyle bir so­ru­nu bu gün ko­nuş­mu­yor ola­cak­tık.
   60 yıl­dır gel­miş geç­miş be­le­di­ye baş­kan­la­rı­nın baş­la­rı­nı derde sokan sahil ar­sa­la­rı so­ru­nu­nu çö­zecek bir ba­ba­yi­ğit yok mu şu mem­le­ket­te Allah aş­kı­na!


İÇ DENETİM, NEDEN ŞİMDİ?
   Be­le­di­ye­de bir “İç De­ne­tim” me­ka­niz­ma­sı ku­rul­muş. Ba­şı­na da bir mec­lis üyesi ge­ti­ril­ecekmiş.
   Nü­fu­su çok olan il­çe­ler­de böyle bir kadro var. Ancak bizde yok!
   İç de­net­me­nin gö­re­vi be­le­di­ye bi­rim­le­ri ara­sın­da­ki ko­or­di­nas­yon başta olmak üze-re yasa, yö­net­me­lik ve diğer bazı ko­nu­lar­da Baş­kan’a yol gös­ter­mek. Bun­la­rın dı­şın­da bi­rim­le­re ve yö­ne­ti­ci­le­re her­han­gi bir ta­li­mat verme, on­lar­dan iş is­te­me gibi yet­ki­le­ri yok.
   Ka­ra­su Be­le­di­ye­si neden bir iç de­net­me­ne ih­ti­yaç duy­muş? Ve neden se­çim­le­re bir yıl­dan az bir zaman kala bu iş gün­de­me gel­miş?
   De­net­men ola­rak dü­şü­nü­len Mec­lis üye­siy­le gö­rüş­tüm. Bir­kaç yıl önce ben­zer bir görev üst­len­di­ği­ni ve ça­lış­ma­la­rı sı­ra­sın­da ger­çek­ten de bi­rim­ler ara­sın­da uyum­suz­luk­lar ol­du­ğu­nu göz­le­di­ği­ni söy­lü­yor. Bir başka tes­pit de birim amir­le­ri­nin yasa ve yö­net­me­lik­ler­den bi­ha­ber ol­du­ğu şek­lin­de.
   Bu gö­rüş­le­re hak ver­me­mek elde değil. Be­le­di­ye Mec­li­si’nin biri hariç 24 üye­si­nin Baş­kan ve bazı be­le­di­ye ça­lı­şan­la­rı ile bir­lik­te kul­la­nı­lan bir kredi ve buna bağlı ihale do­la­yı­sıy­la top­tan mah­ke­me­lik ol­ma­sı sö­zü­nü et­ti­ği­miz iş bil­mez­li­ğin en be­lir­gin ka­nı­tı değil mi?
   De­net­men ada­yı­nın ki­şi­li­ği­ne, dü­rüst­lü­ğü­ne ve bil­gi­si­ne sö­zü­müz yok.
   Ama yine de so­ru­la­rı­mız var.
   Mec­lis­çe se­çil­miş De­ne­tim Ko­mis­yo­nu’nun, de­ne­ti­min sağ­lık­lı ya­pı­la­bil­me­si için mali mü­şa­vir is­te­ği­ni ol­ma­dık ka­ta­kul­li­ler­le en­gel­le­yen Sayın Baş­kan, neden şimdi ‘İç De­net­men’e ih­ti­yaç duy­muş ola­bi­lir?
   De­net­men adayı üzü­lecek ama bazı Mec­lis üye­le­ri­nin yo­ru­mu­nu ak­ta­ra­yım: “Baş­kan Mec­lis­te kendi aley­hi­ne iş­le­yen  den­ge­yi le­hi­ne çe­vir­me ma­nev­ra­sın­da!”
   Seçilen kişinin yapısı bu niyete pek uy-gun durmuyor ama bekleyip göreceğiz!
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 461