SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 24.06.2018

Elizabeth’in donu!



     Rahmetli İbrahim Aslanoğlu ilçenin en eski, belki de ilk müteahhidiydi. 1970’lere kadar devletten okul, köprü, yol ve benzeri ihaleler alırdı.

   Kafası çalışan bir entelektüeldi. Demokrat, laik ve sapına kadar cumhuriyetçiydi. Hemen her tartışmada dile getirdiği özlü sözleri vardı.

   Ülkedeki gelir dağılımı ve zengin ile yoksul arasında giderek açılan makası, ünlü film sanatçısı Elizabeth Taylor’un donunun bir hayır müzayedesinde bin dolara satıldığına dair haber üzerine yazılmış şiirden alıntıyla açıklardı…

“Elizabeth’in donu bin dolar.

Kezban’ınkine pire dolar bit dolar!”

   Nereden mi aklıma geldi?

   Capital ve Ekonomi dergilerinin Uludağ’da düzenlediği ‘Gelecek’ temalı Ekonomi Zirvesi’nden gazete sütunlarına düşen bir haber şöyle:

   “Derimod Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Zaim, bu faiz oranlarıyla firmaların büyümesinin mümkün olmadığına dikkat çekerek ’Bırakın dünya markası olmayı kıçımızı nasıl kurtaracağız, şu anda bu aşamadayız. Banka yöneticilerimiz de burada merak etmeyin paranız güvende. Donumuza kadar ipotekliyiz!”

   Ümit Zaim’in donu ipotekli midir değil midir bilemem, ancak ekonomisinin yüzde 75’ini inşaat sektörüne zımbalamış Karasu’da işlerin uzun zamandır pek de iyi gitmediğini herkes görüyor ve biliyor.

   Hafta sonları İstanbul’dan tur minibüsleriyle yazlık konut bakmaya gelenlerde azalma var. Hatta bazı haftalar boş geçiyor.

Elde yapı stoku birikti. Öz sermayesi güçlü birkaç firma dışında kalan ve banka kredileriyle iş yapanlar batakta. Banka dönem faizlerini ödemekte zorlananlar çareyi, çek karşılığı yüksek fiyattan daire alarak peşin parayla ve neredeyse yarı fiyatına satarak günü kurtarmanın telaşında.

   Zamanı gelen o çekler de ödenmiyor. Dövize endeksli mal alımı borçlanması diğer taraftan…

   İnşaat sektörü dediğiniz sadece yapsatçı değil ki… En az 20-30 iş kolu ve binlerce insanın iş gücü söz konusu.

   Çalışanı-çalıştıranı, yapanı-pazarlayanı Godot’yu bekler gibi yaz sezonunun gelmesini bekliyor ki, işler açılsın. Bir umut işte…

   Uludağ toplantısında Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, yaklaşan bir fırtına olduğu uyarısıyla “Yağmur gelmeden güneşli havada çatınızı kapatın” buyurmuş. Ayrıca “Borçlanmayın, ortak alın” diyor Sayın Bakan…

   Bu uyarıların inşaat sektörü için zerre kadar kıymeti harbiyesi yok!

   Neyin çatısı, neyin ortağı Allah aşkına! Olan olmuş, batan batmış zaten!

   Ortaklık denildi ya, sorayım... Organize Sanayi Bölgeleri Yasası’nda, halkın tasarruflarını üretime aktarmayı öngören bir madde vardı. Yatırımın belli bir oranı kadar hisse senedi satışı şeklinde…

   Bildiğim kadarıyla bir milyonluk yatırım yapan sermayedar 750 bin liralık hisse senedi satmak zorunda. Sahi, pıtrak gibi açılan OSB’lerde bu madde uygulanıyor mu?

   Aynı yasa başka maddeler de içeriyor. Örneğin el emeğine dayalı sanayiler gibi… OSB’lere ağır sanayi tesisleri kurulamayacağı gibi…

   Bu gibi maddeler duruyor mu, yoksa OSB yasası değişti mi?

   Temel gıda maddeleri dışında neredeyse alım satım duracak, bir devlet bankası ise altın avında! Müşterilerine mesaj atmış.

   Hazine Müsteşarlığı güvencesiyle evdeki altınlar için kazanma devri başlatılmış. Altınını şubeye götürüyormuşsun, altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası alıyormuşsun!

   Yakında (başlığa benzer) başka sertifikalar da çıkar! Herhalde!

 

Hizmet kiiim siz kim!

   2010 yılı Mayıs ayıydı. Dönemin Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali’nin ilçeye geldiği haberini aldım.  Ağırlandığı Belediye başkanlığı odasın gittim.

   Orada konuşulanlardan anladım ki, Karasu’ya bir Huzurevi yapılmak isteniyor. Kızılay Karasu Şube Başkanı Adem Ekşi Genel Merkez’le kurduğu sıcak ilişkilerin meyvesi olarak Huzurevi sözü almış.

   Belediye arsasını verecek, bina Kızılay tarafından yapılacaktı. Yanlış hatırlamıyorsam Meslek Yüksekokulu civarındaki bir Hazine arazisi bu işe uygun görülmüştü.

   Aradan bir süre geçti. Adem Ekşi projede bir değişiklik yaptıklarını belirterek, “Bitişik nizam iki yapı düşünüyoruz. Bir tarafı Huzurevi, diğer tarafı Kız Öğrenci Yurdu olacak. Yurtta kalan kızlar boş zamanlarında ücreti karşılığı yaşlılara baksınlar istiyoruz” demişti.

   Körün istediği bir göz dediğimi hatırlıyorum.

   Aradan 8 yıl geçti. Ne Huzurevi var orta yerde ne de yurt!

   Adem Ekşi, yürütmekte olduğu görevi kalıcı bir eserle taçlandırmak istedi ancak çeşitli engellerle karşılaşınca proje deyim yerindeyse yattı.

   Söz verilen arsanın ne olduğunu bilmiyorum. Doğrusu bilmek de istemiyorum.

   Geçtiğimiz günlerde Düzce Kalıcı Konutlar semtine gittim. Uğrayacağım evin Huzurevi yanında olduğunu söylemişlerdi. Sora sora buldum. Fakat benim adres ortada yok! Bir esnaf “Ağabey burada iki huzurevi var” demez mi?

   Arsası Hazine’den, parası Kızılay Genel Merkezi’nden bir huzurevi yapamadık.  Buna omuz vermesi gerekip te takoz koyanlar milletin parasıyla asfalt döküp parke döşemekle övünmekteler.

   Hadi oradan, hadi!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 116