FIRILDAK


   Demokrat Parti  mil­let­ve­ki­li olan ba­ba­sı Yas­sı­ada’da yar­gı­la­nır­ken henüz beş ya­şın­day­dı. İlko­ku­la kay­dol­du­ğu yıl ba­ba­sı da al­dı­ğı mah­kû­mi­ye­ti çek­me­ye baş­la­mış­tı.
   Li­se­yi bi­tir­di ancak üni­ver­si­te­ye gi­re­me­yin­ce ti­ca­re­te baş­la­dı, TV sa­hip­li­ği ve yö­ne­tim ku­ru­lu baş­kan­lı­ğı yaptı; ar­dın­dan si­ya­se­te atıl­dı…
   1983’te Afyon/Sin­can­lı DYP ku­ru­cu üyesi, bir yıl sonra İl Genel Mec­li­si üyesi oldu. 1989’da ken­di­si­ni ANAP yö­ne­ti­ci­si ve İl Genel Mec­li­si üyesi ola­rak gö­rü­yo­ruz. 
   Yıl 1994; kah­ra­ma­nı­mız bu kez CHP Sin­can­lı be­le­di­ye baş­kan ada­yıy­dı. 1995’te DSP’den Afyon mil­let­ve­ki­li se­çi­lip Mec­lis’e girdi.
   Bu ta­rih­ten sonra Türk si­ya­si ha­ya­tın­da yıl­dız gibi par­la­ma­ya baş­la­dı!
   İkti­dar­da Ha­cı-Ba­cı ko­alis­yo­nu vardı. 3 Ha­zi­ran 1996’da DYP’ye geçti. Üç gün sonra DSP’ye döndü. Ancak ok yay­dan çık­mış­tı ve ay so­nu­nu ge­tir­me­den 30 Ha­zi­ran’da ye­ni­den DYP saf­la­rı­na ka­tıl­dı. 
   Mec­lis ko­ri­dor­la­rın­da O’nunla il­gi­li şu fıkra do­laş­mak­tay­dı: “Eşine: -Çı­kı­yo­rum, bir şey olur­sa beni par­ti­den ara… Eşi: -Han­gi par­ti­den?.. Vekil: -En iyisi sen cep­ten ara!”
   Bi­zim­ki­si, ba­ba­sı­nı da de­vi­ren dar­be­nin yıl­dö­nü­mü olan 27 Mayıs 1997’de cunta üyesi Tür­keş’in genel baş­ka­nı ol­du­ğu MHP’nin ro­ze­ti­ni taktı. Bu­ra­da 10 gün kaldı ve ay­rıl­dı.
   Ga­ze­te­ci Ahmet Şener 22 Mart 1999 ta­rih­li ya­zı­sın­da an­la­tı­yor:
   Böyle renk­li bir sima TV’ye çık­ma­lıy­dı. Star TV’nin prog­ram­cı­sı ek­ran­da gö­rün­me he­ves­li­si si­ya­set­çi­le­ri at­la­tıp O’nun pe­şi­ne düştü. Prog­ram eki­bi­nin “Bu adap pek uygun değil” iti­raz­la­rı­nı din­le­me­di ve ken­di­siy­le an­laş­tı.
   Canlı yayın saati gel­di­ğin­de Vekil or­ta­da yoktu!
   İkinci kez gö­rü­şü­lüp söz alın­dı ancak yine gel­me­di. Üçün­cü ran­de­vu­ya gel­me­yip cep te­le­fo­nu­nu da aç­ma­yın­ca prog­ram­cı mec­lis ka­yıt­la­rın­dan ev te­le­fo­nu­nu bul­du­rup nu­ma­ra­yı çe­vir­di. Yanıt şuydu:
“Bir ka­rı­şık­lık oldu ga­li­ba. Benim adım K ile değil B harfi ile baş­lı­yor!”
   Parti de­ğiş­tir­me ma­ce­ra­sı bun­lar­la sı­nır­lı kal­ma­dı. 
   1999 se­çim­le­rin­de par­la­men­to dışı kal­dı­ğın­da Ulu­sal Bir­lik Par­ti­si’nin genel baş­kan yar­dım­cı­sı oldu. UBP’yi İnsan Hak­la­rı Der­ne­ği eski Baş­ka­nı Akın Bir­dal’a dü­zen­le­nen sal­dı­rı­nın or­ga­ni­za­tö­rü Semih Tufan Gü­lal­tay kur­muş­tu. Par­ti­ye davet edi­len­ler­den biri de Papa su­ikas­tı­nın kilit isim­le­rin­den Oral Çelik’ti.
   Muh­te­re­mi Tür­ki­ye`de artık bil­me­yen, ta­nı­ma­yan kal­ma­dı. Haklı ola­rak ka­zan­dı­ğı la­kap­lar şun­lar­dı: ‘Fır­fır ’, ‘Ya­nar­dö­ner’, ‘Fı­rıl­dak’, ‘Fır­dön­dü’, ‘Parti şaş­kı­nı’, ‘Do­yum­suz’, ‘Mec­lis’in gez­gi­ni`, ‘Fren­siz si­ya­si’. 
   O ise ken­di­si için en uygun ola­nı­nı bul­muş­tu: ‘‘Ben yu­va­sız bir kuşum!’’ 
   Tüm par­ti­le­rin tü­zük­le­ri­ni, prog­ram­la­rı­nı ek­sik­siz bilen tek mil­let­ve­ki­li un­va­nı­nı da kim­se­ye kap­tır­ma­dı. ANAP Sa­kar­ya Mil­let­ve­ki­li Ahmet Ne­idim ise şun­la­rı söy­lü­yor­du: ‘‘Çürük bak­la­nın kör alı­cı­sı bu­lu­nur...’’
   O’nun için an­la­tı­lan bir fıkra da şöy­ley­di:
   Mil­let­ve­kil­le­ri sor­muş­lar: ‘‘-Sü­rek­li parti de­ğiş­ti­ri­yor­sun. Neden bu kadar ka­rar­sız­sın? Şimdi sıra hangi par­ti­de?’’
   Ver­di­ği cevap ger­çek­ten tam ona gö­rey­di: “-Seç­me­nim ka­rar­sız. O yüz­den ben de ka­rar­sı­zım!’’
   Çap­kın­lık yap­tı­ğı ko­nu­sun­da­ki bir so­ru­ya: “-Çap­kı­nım ana­sı­nı sa­tı­yım. Yap­ma­yan mı var? Tür­ki­ye`nin yüzde dok­san do­ku­zu çap­kın” kar­şı­lı­ğı­nı ver­miş­ti.
   23 Tem­muz 2016 ta­rih­li ga­ze­te­le­re şöyle bir haber düştü:
   “Türk si­ya­se­tin­de 1 ayda üç parti de­ğiş­tir­me­siy­le ha­tır­la­nan 20. Dönem Af­yon­ka­ra­hi­sar Mil­let­ve­ki­li Ku­bi­lay Uygun, İstan­bul`da aile­siy­le bir­lik­te kal­dı­ğı otel­de in­ti­har etti. Maddi sı­kın­tı­lar ya­şa­dı­ğı öne sü­rü­len Uygun`un aile­si­ne ‘İnti­har et­ti­ğim si­la­hı­mı satın, ote­lin pa­ra­sı­nı öde­yin’ notu bı­rak­tı­ğı öğ­re­nil­di.”
   Fı­rıl­dak deyin, parti şaş­kı­nı deyin. Te­ti­ğe basıp ya­şa­mı­na son ve­rir­ken bile otel bor­cu­nu dü­şün­me­si, bunca tu­tar­sız­lık­la­ra bu­laş­mış bir si­ya­set­çi­de az da olsa bir ahlak kı­rın­tı­sı­nın kal­mış ol­du­ğu­nu gös­te­ri­yor.
   Gü­nü­mü­zün fı­rıl­dak si­ya­si­le­ri, oy­la­rı­nı alıp bir süre sonra al­dat­tık­la­rı seç­men­le­ri­ne olan borç­la­rı­nı nasıl öde­me­yi dü­şü­nü­yor­lar, merak edi­yo­rum!

Sün­güt bi­rin­ci azası ve Longoz
   Pazar günü ga­ze­te­ci Şerif Sarı aradı. Acar­lar Lon­go­zu’na uğ­ra­yıp ara­cı­nı park etmiş. Ahşap yolda 15-20 da­ki­ka­lık turun ar­dın­dan park çı­kı­şı gö­rev­li bir mak­buz kesip uza­ta­rak “10 lira öde­ye­cek­si­niz” demiş. 
   Şerif Sarı, mak­bu­zun üze­rin­de adı ya­zı­lı iş­let­me sa­hi­bi­nin sos­yal medya ga­ze­te­ci­li­ği yapan ve zaman zaman da ga­ze­te çı­ka­ran bir ar­ka­daş ol­du­ğu­nu fark edip bun­dan ce­sa­ret­le basın men­su­bu ol­du­ğu­nu ha­tır­la­tın­ca, “Bu­ra­ya yılda 400 bin lira kira ödü­yo­ruz, kim­se­ye ay­rı­ca­lık ta­nı­ya­cak ha­li­miz yok” kar­şı­lı­ğı­nı almış.
   Şerif saf saf bana , “Abi, bu­ra­sı soy­gun­cu bir bölge olmuş. 400 bin lira kira doğru mu?” diye so­ru­yor.
   Ya­nı­tı­nı hem Şerif Sarı’ya hem de tüm me­rak­lı­la­rı­na ve­ri­yo­rum.
   Evet, o iş­let­me­ci­ler oraya yüklü bir kira ödü­yor. Ay­lı­ğı aşağı yu­ka­rı 40 bin lira. Yıl­lı­ğı 40x12=480 bin li­ra­ya ge­li­yor.
   Lon­goz­da­ki te­si­sin iş­let­me­si yak­la­şık iki yıl önce Kay­ma­kam­lık ta­ra­fın­dan açık ar­tır­may­la ihale edil­di. Biz o dönem sırf gelir elde etme amacı ta­şı­yan iha­le­ye karşı çık­tık. 
   Ge­rek­çe­miz şuydu: “İhale vuran vu­ra­na olur ve ki­ra­sı yük­se­lir. Son­ra­sın­da iş­let­me­ci­ler ki­ra­yı nasıl öde­ye­cek­le­rinin der­di­ne düşer. Böy­le­ce iş­le­te­nin de gelen müş­te­ri­le­rin de mem­nu­ni­yet­siz­li­ği gibi bir durum or­ta­ya çıkar. Ka­ra­su’nun göz­be­be­ği ol­ma­sı ge­re­ken bir tu­rizm alanı dev­le­tin kâr amacı gü­dü­sü­ne alet edil­me­sin. Hem iş­let­me­ci­le­re hem de il­çe­mi­ze yazık olur.”
   En­di­şe­le­ri­miz­de haklı çık­tık.
   İstan­bul’un en lüks semt­le­rin­de bile 15 da­ki­ka­lı­ğı­na oto­park üc­re­ti 10 lira değil. Ama Lon­goz iş­let­me­ci­si ne­re­den çı­ka­ra­cak ki­ra­yı? El­bet­te bütün şart­la­rı zor­la­ya­cak.
   Lon­goz iha­le­si hemen iptal edil­me­li ve genel geçer bir fi­yat­la ki­ra­lan­ma­lı­dır. Orada iş­let­me­ci­ler­den is­te­necek olan bol sı­fır­lı kira değil, tu­rizm bö­lü­mü me­zu­nu bir iş­let­me mü­dü­rü, yaz se­zon­la­rın­da be­lir­li sa­yı­da tu­rizm öğ­ren­ci­le­ri­ni staj amaç­lı ve ma­aş­lı ça­lış­tır­ma zo­run­lu­lu­ğu ge­tir­me ol­ma­lı­dır.
   Bunu yap­ma­dı­ğı­nız tak­dir­de iş­let­me­ci­den de müş­te­ri­ler­den de güler yüz bek­le­me hak­kı­nız olmaz. 
   Son bir not ek­le­ye­yim. Şerif Sarı du­ru­mu ak­tar­dı­ğın­da daha önce İl Genel Mec­li­si üye­li­ği ve parti baş­kan­lı­ğı gibi gö­rev­ler­de bu­lun­muş MHP’li bir mec­lis üyesi ile be­ra­ber­dim. Mak­bu­zu gös­te­rip de­ğer­len­dir­me is­te­dim. “Orası bizim görev ala­nı­mız­da değil, Kay­ma­kam­lı­ğı il­gi­len­di­ri­yor” şek­lin­de bey­lik bir yanıt aldım.
   Sor­dum so­ruş­tur­dum. Lon­goz’u çekip çe­vir­me yet­ki­si kay­ma­kam­lık­ta değil Ko­ca­ali’nin Sün­güt Ma­hal­le­si bi­rin­ci aza­sı­na ait­miş. O mec­lis üyesi rahat olsun! 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 218