SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.08.2018

Göle düşen yaban domuzu


   #Tarih Dergisi`nin Kasım ayı kapak konusu `geçmiş zaman yandaşları`… Dalkavuklar, çanak yalayıcılar; bir de besleme gazeteciler…
   Dalkavuk, kendisine çıkar sağlayacak olanlara aşırı bir saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimselere deniyor.
   Nereden geliyor dalkavuk tabiri?
   Dal sıfatı ile kavuk isminin bileşiğinden oluşan dal-kavuk, çevresine tülbent sarılmamış kavuk demekmiş. 
   Buradaki dal,  ağzı sola açık  `Arap ünsüzü  dal` gibi efendilerinin karşısında iki büklüm olması diye açıklanıyor. 
   Osmanlı`da dalkavukluk kültürü  III. Murat`tan II. Mahmut`a 260 yıllı süreçte gelişmiş. 
   Dalkavuk esnafı, loncası, kâhyası, öyküleri; el etek öptükleri sultanları, kapısı çalınan saraylar, konaklar o dönemin terimleri.
   Reşat Ekrem Koçu`nun `Tarihimizde Garip Vakalar` kitabında dalkavukla eğlenme ücretleri tarifesi diye bir liste var:
   Dalkavuğun burnuna fiske vurma 20 para, tokat vurma 20 para, bir salkım üzümü sapıyla yedirme 40 para, kuyruğu dışarda kalmamak şartıyla ağzına sıçan kapatma 100 para, merdivenden aşağıya yuvarlama 180 para… 
   Bir tarife daha: Bostan dolabına bağlayıp kuyuda bir devrine 600 para… Dalkavuk boğulup ölürse cenaze masrafı latifeyi yapana ait!
   Osmanlı dönemi yandaş ve besleme gazeteciliğine de sayfa ayırmış #Tarih Dergisi…
   II. Abdülhamit döneminin en ünlü gazetecisi Baba lakaplı Mehmet Tahir… 
   Şehzadebaşı`nda çaycılık yaparken kurduğu bazı yakınlıklar sayesinde matbaa açıp basına yatay geçiş yapmış.
   Abdülhak Şinasi Hisar `Geçmiş Zaman Fıkraları` adlı eserinde Baba Tahir için şöyle diyor: “…Cüheladan ve avamdan bir adamken, zamanla cehaleti sayesinde cesareti artmış ve o devrin garabetlerinden olarak, Saray hiçbir muharriri adam yerine koymazken bu sahtekâra mühim bir neşriyat adamı payesi vermiş ve bu yüzden onun cüreti çoğalmıştı…”
   Bu günkü diliyle Abdülhamit`i destekleyen bir medya patronu yani...
   Baba Tahir`in ünlü bir hikâyesi var…
   1900`lü yılların başında İstanbul Terkos suyunu Fransızlar işletiyor. Şirketin yeni genel müdürü masrafları kısmak istemiş ve incelediği maaş listesindeki Baba Tahir ismine takmış!
   Muhasebeci “Efendim gazetecidir, ara sıra lehimize yazar” dese de müdür “kesin maaşını” emri vermiş.
   İki ay maaş bekleyen Baba Tahir para gelmeyince, gazetesi Mulumât`ta manşeti patlatmış: 
   “Yaralı domuz Terkos Gölü`ne düştü!” 
   Habere göre avcıların yaraladığı domuz koşarak göle düşmüş.
   Terkos suyu içen Müslüman ahali gazeteyi okuyunca Fransız şirketini basmış.
   Gafını  anlayan yeni müdür Baba Tahir`i çağırıp uzun pazarlıklar sonucu maaşını dörde katlamış.
   Ertesi gün Malumât`ta “Domuz göle varmadan telef olmuş; gölde görülen eski kütüklermiş” manşetiyle çıkmış
   Baba Tahir`in saltanatı, padişahın tekelinde olan nişanlar ve beratların sahtesini üretip pazarlamaktan 15 yıla mahkûm olmasıyla sonlanmış. 
   Sinop cezaevinde yatarken 
1908 affıyla çıkmış. Yeniden gazete açmak istese de başarılı olamamış. 31 Mart olaylarına karışınca Trablusgarp`a sürülmüş. Oradan Napoli`ye kaçıp Paris`e yerleşmiş. 1912`de Paris`te ölmüş.
   Günümüz Baba Tahirlerinin sonunu merak ediyorum doğrusu! 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 691