SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Halkı aptal yerine koyanlar, kaybeder

Halkı aptal yerine koyanlar, kaybeder


    Siyasette gizli kapaklı işler çoğunluk-la zarar verir. Hem gizleyene, hem de bihaber olana... Ama en büyük kaybı gizleyen görür. Çünkü, ilanihaye süre-ceği varsayılan politik dostluk, Türkiye gibi siyaseti pastadan pay kapma sava-şına dönüştürmüş ülkelerde eşyanın tabiatına aykırıdır. Öyle olunca da, iki kişi veya belirli bir grup arasında me-zara taşınması sözü verilen sırlar, bek-lenmedik zamanda ortaya dökülüverir.
   Uzatmadan sadede geleyim. Karasu iki haftadır politik bir transfer dediko-dusuyla çalkalanıyor.  Az çok konuyu bilen ve bunu ciddiye almayan biri olarak ben de “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” noktasına gelmiş durumdayım.
   Herkes birilerinden açıklama bekli-yor. Siyasi iltica edeceği söylenen ki-şiden... Gideceği söylenen partiden... İhanete uğrayacağı varsayılan siyasi oluşumdan... Konunun muhatabı  üç cepheden kamuoyunun merakını gide-recek dişe dokunur bir bilgilendirmeyi ara ki bulasın. 
   Şunu açıkça söyleyeyim... Üç kesim de kaybediyor. Hem Mehmet İspiroğlu, hem Ak Parti, hem de MHP... Bu halkı aptal yerine koydukları için!
   İspiroğlu “Benim bir partim var; ayrılmayı düşünmüyorum” diyor mu? Demiyor. Ak Parti “Biz İspiroğlu'na herhangi bir davette bulunmadık” diyor mu? Demiyor. MHP “İspiroğlu bir yıl sonraki seçimde bizim adayımızdır. Gidecek olsa önce bizim haberimiz olur. Bu iş dedikodudan ibarettir” diyor mu? Demiyor.
   Üç cephedeki bu suskunluk neden? 
   O zaman yapılan yorumlara tahammül edeceksiniz.
   Ben tahminde bulunuyorum:
   Bir; Mehmet İspiroğlu Ak Parti'ye geçmek istiyor. 2014 seçimleri için henüz adaylık garantisi alamadığı için beklemede kalıyor... (Çünkü Kocaali'de Zeynel Dal'ın başına geleni biliyor)
   İki; Ak Parti camiası (Yenetimi bunun dışında tutuyorum) Mehmet İspiroğlu'na seçilmesi garanti gözüyle bakıyor ve transferine yeşil ışık yakıyor...
   Üç; MHP gelecek seçimlerde güçlü bir adaydan yoksun kalmamak adına Mehmet İspiroğlu'nu açık tutum almaya zorlamaktan kaçınıyor...
   Ak Parti'de sözü dinlenen siyasetçilerle konuşuyorum. Hemen Pamukova Belediye Başkanı Cevat Keser örneğini veriyorlar. Keser de 2009'da MHP'den seçilmiş ve bir süre sonra istifa ederek bağımsız kalmıştı. Kendisi DYP kökenlidir. “Kazanalım da kiminle olursa olsun” mantığı onu MHP'den başkanlık koltuğuna taşımıştır ya, bu ayrı bir konu! 
   Cevat Keser'in Ak Parti'ye geçmek için can attığını bilmeyen yok. Ama, İl ve İlçe Teşkilatları karşı çıktığı için bu isteği gerçekleşmedi. Üstelik Başbakan Erdoğan'ın “Talebini değerlendirin” talimatına rağmen.
   Ak Parti Karasu Teşkilatı Mehmet İspiroğlu'nun transferine sıcak bakar mı? Görüşünü aldığım (Yönetim dışındaki) partililer “Olacak gibi görünmüyor” diyorlar. Nedeninin dö şöyle açıklıyorlar: “İlçe yönetimindeki arkadaşlar kendilerini yeni bir ekol olarak tanımlıyorlar. Hepsinin kendisine göre bir beklentisi var. Güçlerini önümüzdeki seçimde denemeye kararlılar. Bu nedenle tartışmaya, görüş almaya kapalılar. Bırakın başka partiden insan almayı, öz be öz Ak Partililerin kongre sonrası kırgınlıklarını giderecek samimi bir çabaları yok. Göstermelik davetlerle bu işi geçiştirdiler.”
   Suskunluğa gömülenler arasında Mehmet İspiroğlu'nun Belediye Meclisi üyeliğine taşıdığı MHP'li olmayan kişiler de var. Ağızlarından gram olsun laf alamıyorsunuz. İspiroğlu'nun Ak Parti'ye kabul edilmesi durumunda bu ekipten de bazı isimleri yanında götürebileceği söylentileri dolaşmakta. “Bari siz konuşun ve töhmet altında kalmayın” diyoruz. Iıh! Onlar da dut yemiş bülbül!
   Sonuçta bu ülkede yaşıyoruz. 1970'ten 2013'e siyasetle harmanlanmış kuşak, siyasetin binbir türlü seviyesizliklerinin şahididir. Bu kuşak, üç günde beş parti değiştiren ve son girdiği partisinin adını hatırlayamayan Fırıldak Kubi'yi de gördü; 2009 seçimlerinde “Onun yerine ceketimizi koysak seçimi alırız” diyerek kapının önüne konulan Urfalı Fakıbaba'nın partisine dönüşte dün kendisini ceket yerine koyan Genel Başkan'a methiyeler düzmesine de şahit oldu.
    Wilhelm Reich'in dediği gibi; “Her doktor, her ayakkabıcı, teknisyen ya da eğitimci, işini doğru dürüst yapmak ve yaşamını kazanmak için, eksikliklerini bilmek zorundadır. Birkaç on yıldır, şu yeryüzünde kendilerine yöneticilik rolü biçilen ve onlara bu rolü veren küçük adamlar, kendi yaşamını yönetmeyi öğrenmeme, kendini bu yönde eğitmeme ve kendini eleştirmeme özgürlüğüne sahiptirler.”
   Birbirimizi kandırmanın alemi yok. Bu siyaset hamurundan ve böylesine bir fırından nitelikli ekmek çıkmaz. Çıkmıyor da zaten.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ