SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.08.2018

Hasan Cemal ne diyor?


Hasan Cemal ne diyor?
   Ak Parti’nin ku­rul­du­ğu ve ik­ti­da­ra gel­di­ği 2002 yı­lın­dan iti­ba­ren Er­do­ğan’a ko­şul­suz des­tek veren ya­zar­la­rın ba­şın­da Hasan Cemal gelir. Ne var ki, Er­do­ğan, kul­lan­ma ta­ri­hi dolan des­tek­çi­le­ri­ni göz­le­ri­nin ya­şı­na bak­ma­dan pe­çe­te gibi bu­ruş­tu­rup at­mış­tır.
   Bu mu­ame­le­ye tabi tu­tu­lan­lar­dan biri de Hasan Cemal’dir. Er­do­ğan’ın em­riy­le ga­ze­te­sin­den ko­vul­muş­tur. Şu anda T24’te yaz­mak­ta olan Hasan Cemal’in 12 Tem­muz ta­rih­li ma­ka­le­si okun­ma­ya değer bir ni­te­lik ta­şı­yor.
   Bu kö­şe­de alın­tı­ya pek yer olmaz, ancak ku­ra­lı Hasan Cemal ve ya­zı­sı için bo­zu­yo­rum.
   İşte o yazı:
Er­do­ğan so­ru­nu göz ardı edi­le­
Tür­ki­ye’nin Er­do­ğan so­ru­nu var­dır.
Bu sorun göz ardı edi­le­rek, Tür­ki­ye bir adım ileri gi­de­mez.
Er­do­ğan so­ru­nu göz ardı edi­le­rek, bu ül­ke­de de­mok­ra­si de olmaz.
Hukuk dev­le­ti de olmaz.
İstik­rar da olmaz.
Er­do­ğan so­ru­nu gö­zar­dı edi­le­rek yarın baş­la­ya­cak olan ko­alis­yon tur­la­rı ancak na­fi­le tur­lar ola­bi­lir.
Çünkü Er­do­ğan hâlâ bir ‘kabus’tur Tür­ki­ye si­ya­se­ti­nin üze­rin­de.
7 Ha­zi­ran’da büyük bir tokat ye­miş­tir ama si­ya­set daha hâlâ o ‘kâbus’tan tam ola­rak uya­na­bil­miş de­ğil­dir.
Saray’daki Sul­tan bugün de oyun için­de oyun­lar kur­ma­ya devam edi­yor.
Bu oyuna gel­mek demek, bu ül­ke­de is­tik­ra­ra, de­mok­ra­si ve hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü­ne açı­lan yolu uzat­mak de­mek­tir.
Er­do­ğan`ın Gezi Parkı sü­re­cin­den iti­ba­ren sos­yal med­ya­yı `baş be­la­sı` ilan et­me­si­nin ar­dın­dan Twit­ter ve Yo­utu­be`a gelen eri­şim ya­sak­la­rı, dünya med­ya­sı­na ka­ri­ka­tür­ler­le de konu oldu
Bu kri­tik nokta, ko­alis­yon tur­la­rı baş­lar­ken lüt­fen unu­tul­ma­sın.
Tür­ki­ye’nin bugün en temel so­ru­nu, hiç kuşku du­yul­ma­sın, ‘Er­do­ğan so­ru­nu’dur hâlâ.
Çünkü, ‘ba­ğım­sız yargı’yı yerle bir eden Er­do­ğan’dır.
‘Güç­ler ay­rı­lı­ğı’nı sü­rek­li çiğ­ne­yen ondan baş­ka­sı de­ğil­dir.
Ba­ğım­sız medya, özgür medya kav­ram­la­rı­nı hiçe sayan odur.
Kendi ik­ti­da­rı­na tabi havuz med­ya­sı oluş­tu­ran da, Alo Fatih hat­la­rıy­la med­ya­dan haber at­tı­ran da, ga­ze­te­ci kov­du­ran da, te­le­viz­yon prog­ram­la­rı­na ka­rı­şan da, ağ­la­tın­ca­ya kadar te­le­fon­da medya pat­ro­nu azar­la­yan da Er­do­ğan’dan baş­ka­sı de­ğil­dir.
Er­do­ğan so­ru­nu gö­zar­dı edi­le­rek yarın baş­la­ya­cak olan ko­alis­yon tur­la­rı ancak na­fi­le tur­lar ola­bi­lir 
‘İfade öz­gür­lü­ğü’ne ölüm­cül dar­be­ler in­di­ren de odur.
Sos­yal med­ya­yı baş be­la­sı sayan da, Twit­ter’ı, Fa­ce­bo­ok’u ya­sak­la­tan da odur.
Ken­di­si­ne yö­ne­lik ne­re­dey­se her eleş­ti­ri­yi vatan ha­in­li­ği ilan eden de odur.
Bu çer­çe­ve­de, Mer­kez Ban­ka­sı Baş­ka­nı’nı da, Ana­ya­sa Mah­ke­me­si Baş­ka­nı’nı da, TÜSİAD baş­kan­la­rı­nı da, ken­di­siy­le ters düş­tük­le­ri ve hukuk dev­le­ti­ni sa­vun­duk­la­rı için hain, sa­tıl­mış ilan eden de odur. 
Ken­di­si­ne dönük ne­re­dey­se her mu­ha­le­fe­ti dar­be­ci­lik diye yaf­ta­la­yan da odur.
Pa­ra­lel darbe saf­sa­ta­sıy­la yol­suz­luk ve rüş­vet dos­ya­la­rı­nı ka­pat­tı­ran da, ken­di­si­ne yö­ne­lik mu­ha­lif, eleş­ti­rel ses­le­ri bas­tı­ran da ondan baş­ka­sı de­ğil­dir.
Sır­tı­nı de­mok­ra­si­ye, hukuk dev­le­ti­ne, öz­gür­lük ve insan hak­la­rı dü­ze­ni­ne dö­ne­rek, Batı’ya, Av­ru­pa Bir­li­ği’ne ar­ka­sı­nı çe­vi­re­rek, Tür­ki­ye’yi kaç yıl­dır son de­re­ce teh­li­ke­li su­la­ra, kanlı ma­ce­ra­la­ra doğru adım adım çek­me­ye ça­lı­şan da ondan baş­ka­sı de­ğil­dir. Bütün bun­lar unu­tu­la­bi­lir mi?
7 Ha­zi­ran se­çim­le­ri­ne iliş­kin temel tar­tış­ma; Er­do­ğan`ın Cum­hur­baş­kan­lı­ğı kol­tu­ğun­da otu­rur­ken Ku­ra­nı Kerim ile çık­tı­ğı mi­ting­ler­de AKP`ye oy is­te­yip mu­ha­le­fe­ti eleş­tir­me­si oldu
Bütün bun­lar yok sa­yı­la­rak ger­çek is­tik­rar ka­pı­sı açı­la­bi­lir mi?
Bir kez daha vur­gu­lu­yo­rum:
Tür­ki­ye’nin bir nu­ma­ra­lı so­ru­nu, ‘Er­do­ğan so­ru­nu’dur.
Er­do­ğan hâlâ bir ‘kabus’tur si­ya­se­tin üze­rin­de. 7 Ha­zi­ran’da büyük bir tokat ye­miş­tir, ama si­ya­set hâlâ o ‘kâbus’tan uya­na­bil­miş de­ğil­dir
7 Ha­zi­ran, bu kor­kunç dü­ğü­me de­mok­ra­si adına ciddi bir darbe in­dir­miş­tir.
Ama henüz çö­zül­müş değil me­se­le.
Er­do­ğan so­ru­nu ol­du­ğu yerde du­ru­yor. 
Er­do­ğan Saray’da otur­ma­ya devam et­tik­çe, ana­ya­sal sı­nır­la­rı içine çe­kil­me­dik­çe, ‘Er­do­ğan so­ru­nu’nun çö­zül­me­si­ne giden süreç doğru dü­rüst iş­le­ye­mez.
Ne kadar ko­alis­yon da, hü­kü­met de kur­sa­nız, ger­çek is­tik­rar ve de­mok­ra­si su­la­rı­na açı­la­maz Tür­ki­ye...
Lüt­fen, önce adını koyun so­ru­nun.
Kaç yıl­dır bir ka­ra­ba­san gibi Tür­ki­ye’nin üs­tü­ne çök­müş olan ‘Er­do­ğan so­ru­nu’dur, başka bir şey değil.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 652