SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.02.2018

Hep birlikte temizlenmek mi?


   




   Mehmet Rüştü Saraçoğlu 1942-46 yılları arasında tek parti (CHP) döneminin başbakanı ve aynı zamanda Fenerbahçe`nin de kulüp başkanıdır. 
   Fenerbahçe`nin Ankara deplasmanına geldiği bir hafta sonu Saraçoğlu`nun oğlu ve kayınbiraderi başbakanın eşine `Ne olur söyle de bizi maça götürsün` derler. Teklif Saraçoğlu`na iletildiğinde `peki` der. Birlikte makam otosuna binilir. Yol boyunca iki kafadar şeref tribününde bedavadan Fener maçı izlemenin hayalleri kurmaktadır. 
   Stadın önüne gelinir. Bir gişenin hizasında başbakan aracı durdurur. Cebinden çıkardığı parayı oğluna uzatır ve “Kuyruğa girin, biletinizi alın ve maçı izleyin” der.
   Aradan beş yıl geçer. Fener`in maçı bu kez İstanbul Dolmabahçe Stadı`ndadır. Dönemin Fenerbahçe Başkanı Osman Kavrakoğlu arabasıyla şeref tribünü önüne geldiğinde gözü numaralı tribün kuyruğunda sıraya girmiş fötrlü ve eli bastonlu birine ilişir. Bir yerlerden tanıyordur, ancak bir türlü çıkaramaz. Yanına gidip dikkatlice baktığında bu kişinin eski kulüp başkanı ve eski başbakan Ahmet Şükrü Saracoğlu olduğunu anlar. Hemen şeref tribününe davet eder. Saracoğlu bir süre direnir, sonra çevredekilerin de ricasıyla başkan Kavrakoğlu ile birlikte şeref tribününe çıkar.
   10 yıldır Başbakan Erdoğan`ın tek parti dönemi diye aşağıladığı CHP`li yılların anlayışı budur.
   Bu güne baktığımızda manzara nedir? 
   Evinde kendi boyundan büyük 7 tane para kasasıyla ve para sayma makineleriyle yakalanan bakan çocukları TV ekranlarında boy göstermekte... Başbakan kasa sayısına eşleşsin diye olacak, bakan babayı 7 gün sonra görevden lütfen alabilmekte…
   Bir kamu bankasının genel müdürünün evinde ayakkabı kutuları içerisinde bulunan milyon dolarlar, Eurolar topluma camiye yardım parasıydı diye yutturulmaya çalışılmakta… 
   İnsanlar görüyoruz; gönlünü kaptırdıkları 10 yıl geçmişi olan partiyi aklamak ve soygunları olmamış sayabilmek için kendilerini kandırma çabasındalar.
   Kimileri “Canım halkın parası değilmiş” makamındaki söylemlere inanmaktalar.
   Bazıları da “Bu savcı 1,5 yıldır soygunu biliyormuş da neden bu güne kadar saklamış” gibi akla gelmeyecek savunmalar yaparak gülmece edebiyatına malzeme sağlamakta.
   “Solcular çalmıyor, ama iş yapmıyorlar… Sağcılar çalıyor, ama iş yapıyorlar” diyenlerin sürüsüne bereket!
   Dünün Ergenekon kahramanı ilan edilen savcısı, bu günün vatan haini olmuş. Çünkü Başbakan`ın gemicik filosu sahibi oğlunu yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle ifadeye çağırmış. Mimarları projeleriyle birlikte masalardan süpüren işadamı, aynı savcıyı (Tabi kendisini gözaltına aldırdığı için) Dubai`ye tatile gönderdiğini yeni açıklıyor. Kimsenin aklına “Yahu Ağanın oğlu, daha önce bu gerçeği niye söylemedin? Gözaltına alınmasaydın bu rüşvet sende sır olarak mı kalacaktı” sorusunu sormuyor.
   Ergenekon ve Balyoz davalarının yeniden görülmesine evet diyen Başbakan`ın kafasının içinde dolaşan nedir? 
   Ben söyleyeyim: “Cemaatin hakim ve savcıları Türk ordusuna kumpas kurmuş. Aynısı bu gün bize yapılıyor. Gelin el birliğiyle bu kumpası kıralım, birlikte temizlenelim” çabasıdır bu girişim. 
   Alay edin bakalım milletin zekâsıyla, alay edin!
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 724