SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.04.2018

İbretlik durum!


    11 Mart Pazartesi günü Belediye Başkanı, biri hariç Meclis Üyeleri ve Fen ve İmar İşleri yetkilileri hakim karşısındaydı. Yargılamanın gerekçesi, uygun olmayan bir imar değişikliğiydi. İlk ifadeler alındı ve duruşma Temmuz ayına ertelendi.

   Devem eden bir yargılama var ve bu konuda söylenecek söz yok.  Ama değinmek istediğim bir kaç konu var.

   Birincisi; Belediyeyi yönetenleri hakim karşısına getiren süreç Meclis'in yetkisi dahilinde gündeme alıp sonuçlandırdığı bir imar değişikliği ile başladı. Teklif, detaylarının görüşülmesi için İmar Komisyonu'na havale edildi. Komisyon raporunu hazırlayıp Meclis'e sundu ve orada oylandı. Bu değişiklik sonrasında imara uygun hale gelen parsele bina yapıldı. Kıyamet de bu noktada koptu. Yaşanan tartışmalar, şikâyetler ve sonunda mahkeme süreci...

    Mahkemeye kadar uzanan bir imar değişikliği sürecini kim tetikledi? Dava açıldığına göre ortada yasal olmayan bir durum söz konusu. İmar konularıyla haşır neşir olan belediyenin birimi var. Hiç mi konunun bu noktalara uzanacağını hesap edemediler ve daha işin başında 'Bu iş yasal çerçevede mümkün değil' diyerek Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi üyelerini uyarmadılar? Değişiklik teklifi İmar Komisyonu'na geldiğinde ayrıntılı görüşme mümkündü. Orada da mı uyudu işin piri olan teknik elemanlar?

   İmar yapma ve değiştirme yetkisinin belediyeye geçtiği 1984 yılından beri onaylı planlarda binlerce değişiklik yapıldı. Bunların içinde davalık olan var mı? Varsa bile böylesine cümbür cemaat hakim karşısına dizilen Meclis oldu mu? Seçilmişi harcamak ne kadar da kolaymış. Ben üzgünüm, başkasını bilmem.

   Bunu bir tarafa bırakıyorum. Davanın görülmeye başlandığı 11 Mart Pazartesi günü, yargı karşısına çıkanlara moral desteği vermek amacıyla bu işin öznesi olan kişilerden kaç kişi adliye koridorlarındaydı? Karar oturumunda bulunmayan ve yargılamaya dahil edilmeyen Meclis üyesi dışında tek bir kişi bile yoktu.

ARSA

Satışa çıkarılan Fiskobirlik arsası konusunu gündeme getirdik, ama pişman olduk. Her kafadan bir ses... Yok efendim ucuza gidiyormuş.. Bu fiyata olur muymuş.. Okul için yetersizmiş.. Teklif verenler cimri davranmış.. Fiskobirlik yönetimi satışa karşıymış.. Başkan istiyor, yönetim istemiyormuş..

En ilginç çıkış şöyle: “Fiskobirlik devletten zengin miymiş. Köylünün ortak olduğu kooperatifin arsasına şehirde okul mu yapılırmış!”

Bunun neresinden tutacaksınız. Böyle bir denklem kurmak için insanda hafıza kaybı olması gerekir. Bu devletin Hazinesi değil miydi, yıllarca beceriksiz yöneticilerin biriktirdiği yüz trilyonlarca liralık Fiskobirlik borcunu silip atan! Birliğin elinde ne varsa satsanız bu parayı devlete ödeyemezsiniz.

Üstelik, Valilik arsanın hibe edilmesini değil, piyasa değeriyle satın almayı teklif ediyor.

Dikkat ediyorum, arsayı almak için teklif verenlerden gelmiyor bu tepkiler. Valilik satın almadığı taktirde parası olan elbette parayı bastıracak. Bundan doğal bir şey de yok.

Sonra nedir bu köylü-şehirli ayırımı? Fiskobirlik’in beş bin ortağı varsa bunun en az yarısı ilçe merkezinde oturmuyor mu?

Evet, bir telaştır gidiyor. Fiskomar’a yer kiralanırken döndürülen bir komisyon dolabı vardı. (Kuzu çevirme partisinin finansmanı mesela!) Aynı oyun bu işte de mi oynanmak isteniyor?

Elbette bir bildiğimiz var da, açıklamanın henüz zamanı değil!

Gül parti kuracak mı?  

Önce Aydınlık Gazetesi, ardından Cumhuriyet’te Orhan Bursalı yazdı: “Abdullah Gül parti kurma girişiminin içinde.”

Şaşırdınız mı? Ben hiç şaşırmadım. Gül ile Erdoğan arasındaki büyük ve gizli (Pek de gizli sayılmaz) çekişmenin sonucudur bu. Bursalı’nın dediği gib Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu’yu yanına alacaksın, parti tüzüğüne koydurduğun üç dönem şartı ile yol arkadaşlarına “Yolunuz açık olsun” diyeceksin. Kimse bunu yemez; yemiyor da!

Parti kurma çalışmalarını Ahmet Ertürk yürütüyormuş. Malûm TMSF Eski Başkanı, şimdi de Gül’ün başdanışmanlarından.

Yorumlarını beğenerek okuduğum Orhan Bursalı Pazartesi günkü yazısında, medyadaki ve AKP içindeki Tayyipçilere şöyle bir uyarıda bulunuyor: “Durumu göz önüne alarak yeni bir pozisyonda ön almak zamanıdır. Biliyorsunuz erken davranacağınız ölçüde kazançlı çıkarsınız.”

Buz de buradan Karasu’daki Tayyipçilere aynı öneriyi yapıyoruz.

Gül siyasi bir rest çekiyor. Erdoğan’ın tek çözümü başkanlık sisteminden çark edip Cumhurbaşkanlığı ile yetinmesi ve Gül’e Başbakanlık yolunu açmasıdır. Bunu yapar mı? Görünüşe göre hayır! İşte onun içindir ki, herkes yeni parti için hazırlıklı olsun.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ