SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Kale surlarını yıkmayın da!

Kale surlarını yıkmayın da!






   O haber mail kutusuna düşer düşmez üşenmedim, kalemi kâğıdı alıp hesapladım. Göreve başladığı 30 Mart 2009`dan günümüze 2.037 (Yazıyla iki bin otuz yedi) gün geçmiş. Nasıl olmuşsa Başkan Bey Tuzla’daki Karasu Kalesi’ni hatırlamış. Üzerinde laciler, boynunda kırmızı puanlı kravat çıkmış kalenin bulunduğu tepeye; yanında muhafızı muhtarla birlikte... (Kaymakam Dr. İlker Gündüzöz bile çizme giyerek incelemişti kale ve çevresini)
    Belediye Başkanı’nın 2 bin 37 gün sonra bile olsa Hürriyet Mahallesi Mezarlığı’ndaki tarihi meçhul camiyle birlikte Karasu’nun en önemli tarihi mekânı olan kaleye çıkmış olması iyi bir gelişme tabi ki... 
   Kalenin bulunduğu yer devlet ormanı içerisinde bulunuyor. 2B Yasası çıktığında fındıklığa dönüşmüş kale avlusu satılabilir kuşkusuna düşerek Mal Müdürlüğü’ne gitmiş ve o bölgedeki satın alma taleplerini incelemiştim. Gerçekten de 6 kişi, tarihi Karasu Kalesi’nin bulunduğu alanı satın almak için başvuruda bulunmuştu. Hemen kadastro-ya yazı yazıldı ve söz konusu bölgeye ‘Satılamaz’ şerhi konuldu. O takip yapılmasaydı Sa-yın Başkan’la muhafızı kale avlusuna ancak fındık toplamaya çıkarlardı.
   Neyse, zaman dışında kaybedilmiş bir şey yok. Ama Sayın Başkan’a şunu söylemeden geçemeyeceğim: 
   “Gerçekten kale için bir şey yapacaksa seviniriz. Eğer niyeti önceki örneklerde olduğu gibi sadece gösterişse ve gazete haberlerine konu olmaksa, o kaleden lütfen uzak dursun! Zaten onun ufkunun ve tarih kültürünün  böyle bir yerin restorasyonunu sonuçlandırmaya yeteceğine inanmıyorum. Daha açık söyleyeyim; Özsu’yu yıktığı gibi oradaki surları da yıkar endişesi içindeyim. Bence bu işi kendisinden sonra gelecek olana bıraksın. Bunca yıl bekledik, biraz daha bekleriz!

Alkan’ın ardından
   Yusuf Ziya Alkan’la Erdem Bal tanıştırmıştı. Karasu Limanı ile ilgili görüşlerini almış ve gazetemizde yayınlamıştık. Turgut Özal döneminde yaptırılan Gemlik’teki Gemport Limanı inşaatının projesini hazırlatan ve inşaatını yürüten isimdi. “Sakarya nehri dururken  denize liman yapmak nasıl bir iştir?” diye soruyordu. Sakarya nehri Tuzla’ya kadar derinleştirilebilirdi. “O zaman ne kıyı tahribatı olurdu., ne de başka bir şey. Bedavadan liman sahibi olurduk” demişti.
   Kendisi Yüksek Denizcilik Okulu’nun ilk mezunlarındandı. Uzun yıllar kaptanlık yapmıştı. İdealleri olan bir insandı. İlerlemiş yaşına rağmen berrak bir hafızaya sahipti. Herkesin tanıyacağı şekilde söylersem Bülent ve Levent Alkan’ın amcasıydı. Pazartesi günü İstanbul’da sonsuzluğa uğurlandı. Kendisine Allah’tan rahmet diliyor, Alkan Ailesi’nin başı sağolsun diyorum.

Bu cesaret nereden geliyor?
   Perşembe günü Belediye Meclisi’nin Kasım ayı olağan toplantısı vardı. Belediye meclislerinin toplantı usulü ile ilgili kesin hüküm taşıyan yasa ve yönetmelik var. Oturum, Başkan tarafından resmen kapatılmadıktan sonra hangi nedenle olursa olsun seçilmiş üyeler ve Başkan’ın görüşülen konunun teknik olarak aydınlatılması için söz verdiği belediye personeli dışında kimsenin konuşma hakkı yoktur. Ne zaman gündem kapanır; o andan itibaren yine oturumu yöneten başkan isterse izleyicilere görüşlerini dile getirme fırsatı verilebilir.
   Perşembe toplantısında bu kural çiğnendi. Muhtarlar Derneği Başkanı toplantı sürerken söz isteyip, bir de üstüne mikrofon talep ederek konuşma yaptı. Aslında hiçbir şey de söylemedi. Böyle uygulama olmaz! Öncelikle Meclis üyeleri bu davranışa izin vermemeliydi.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 905