Kuşkularım var


Sal­gın krizi za­man­la geçti ama deyim ye­rin­dey­se ‘de­le­rek’ geçti!
   Olayı ha­fi­fe alıp unut­tur­mak is­te­yen­ler ola­bi­lir. An-cak mil­let unut­maz. Se­ne­ye in­şal­lah Ka­ra­su yep­ye­ni bir sa­hil­le ta­til­ci­le­ri kar­şı­lar ve bu şe­kil­de öz­rü­nü diler.
   Bay­ram ta­ti­lin­de ya­şa­nan­lar benim açım­dan açık­lı­ğa ka­vuş­muş değil. Giz­le­nen bazı ger­çek­ler ol­du­ğu ka­nı­sın­da­yım. 
   Bi­rin­ci­si; Ka­na­li­zas­yon Arıt­ma Te­si­si ka­pa­si­te­si­nin ye­ter­li olup ol­ma­dı­ğı­dır. Yet­ki­li­ler sıkça dile ge­tir­di; arıt­ma 60 bin, bi­le­me­di­niz 100 bin ki­şi­lik nü­fu­sa ye­ti­yor. Do­la­yı­sıy­la, ta­til­de nü­fu­sun 10 ka­tı­na çık­tı­ğı ortak söy­le­mi, so­ru­la­rı da be­ra­be­rin­de ge­ti­ri­yor.
1.?Arıt­ma Te­si­si özel­lik­le nü­fu­sun tavan yap­tı­ğı gün­ler­de iş­le­vi­ni tam ola­rak ye­ri­ne ge­ti­re­bil­di mi?
2.?Te­si­sin ka­pa­si­te­si­nin sı­nır­lı ol­du­ğu özel­lik­le be­lir­til­di­ği­ne göre, arı­tı­la­ma­yan atık­la­rın ber­ta­raf edil­me­si için ne ya­pıl­mış­tır?
3.?Arıtıl­ma­dan Sa­kar­ya Nehri’ne sa­lı­nan atık olmuş mudur?
4.?Deniz su­yu­nun ka­rar­dı­ğı id­di­asıy­la ko­nu­lan giriş ya­sa­ğı­nın, arı­tıl­ma­dan de­ni­ze ba­sı­lan atık­lar yü­zün­den midir?
5.?Norovi­rü­sün bu­laş­ma yol­la­rın­dan biri insan dış­kı­sı değil midir?
6.?Her ka­de­me­de­ki yet­ki­li  ‘Alı­nan nu­mu­ne­le­rin in­ce­len­me­si so­nu­cun­da deniz ve içme su­la­rın­da her­han­gi bir sorun yok­tur’ diyor. Bu tez­le­ri güç­len­dir­mek için ka­mu­oyu­na alı­nan ra­por­la­rın basın yo­luy­la du­yu­rul­ma­sı ge­rek­mez miydi? Buna neden gerek du­yul­ma­dı?
   Ko­nu­nun bir de ye­ral­tı su­la­rı ile il­gi­li açık­la­ma­lar bö­lü­mü var. SASKİ ye­ral­tı su­la­rı­nın kaçak ola­rak iç­me­su­yu şe­be­ke­si­ne ve yüzme ha­vuz­la­rı­na bağ­lan­dı­ğı­nı iddia edi­yor.
   Yıl­lar­dır gör­dü­ğü­müz ve bil­di­ği­miz şudur: Otel, motel ve de­ni­ze yakın si­te­ler ha­vuz­la­rı­nı deniz suyu ile dol­du­rur. Geri plan­da­ki ha­vuz­la­rın dol­du­rul­ma­sın­da eko­no­mik ola­ca­ğı için ye­ral­tı suyu ter­cih edil­miş ola­bi­lir. 
Ka­ra­su Bü­yük­şe­hir kap­sa­mı­na alın­dık­tan sonra ye­ral­tı su­la­rın­dan ücret alın­ma­ya baş­lan­dı. 
   Do­la­yı­sıy­la SASKİ’nin bu ko­nu­da­ki ya­kın­ma­sı ancak üc­ret­siz ve kaçak şe­kil­de ye­ral­tı suyu kul­la­nıl­ma­sı ola­bi­lir. Sal­gın va­ka­sı­nı bu tür su­la­ra bağ­la­mak doğru değil. Çünkü il­çe­de böyle bin­ler­ce kuyu var ve bu güne kadar sağ­lık an­la­mın­da bir şi­kâ­yet gö­rül­me­di.
   Bir diğer kuş­ku­lu konu, kriz bo­yun­ca gö­re­vi­ni canla başla ye­ri­ne ge­ti­ren tek kurum Ka­ra­su Dev­let Has­ta­ne­si’nin açık­la­ma­lar­dan özel­lik­le uzak tu­tul­ma­sı­dır.  Sanki bi­ri­le­ri has­ta­ne dok­tor­la­rı­na “Gö­re­vi­ni­zi yapın, ağ­zı­nı­zı aç­ma­yın” tem­bi­hin­de bu­lun­muş gibi!
   Ka­ra­su Dev­let Has­ta­ne­si’nde yıl­lar­dır bir En­fek­si­yon Has­ta­lık­la­rı Uz­ma­nı görev yapıyor. İl Sağ­lık Mü­dü­rü ne­den­se açık­la­ma­la­rın­da bu uz­ma­nı ya­nın­da is­te­me­di. Sa­hil­de­ki can­kur­ta­ran­la­ra ka­me­ra ve mik­ro­fon uza­tan­lar En­fek­si­yon Uz­ma­nı­nı niçin gör­mez­den gel­di­ler?
   Ger­çek­le­rin bir gün mut­la­ka açığa çıkma gibi bir huy­la­rı var­dır.
   Biz sa­bır­la o günü bek­le­ye­ce­ğiz.



Göl­ge­ye gi­re­nin göl­ge­si olmaz
   Halk mü­zi­ği­mi­zin büyük us­ta­sı Neşet Ertaş’tan duy­muş­tum bu sözü. Ken­di­si­ni tak­lit eden­ler için kul­lan­mış­tı.
   Sos­yal ha­yat­ta bu söze “iç­gü­vey­si gir­mek” ta­ri­fi denk düşer. Açık­la­ma­sı da ki­şi­li­ği­ni sı­fır­la­yıp sı­ğı­nı­lan damın her tür ta­le­bi­ni ömür boyu ve iti­raz­sız ye­ri­ne ge­tir­mek gibi bir ya­şa­mı seç­mek­tir. Yani ‘gölgen yoksa hiçsin!’
   Ya­şa­mın her ala­nın­da ben­zer ör­nek­le­ri çokça gö­rü­yor, ya­şı­yo­ruz.
   Hak­sız­lı­ğa uğ­ra­ya­na ada­let gölgesi sağ­la­mak­la yü­küm­lü olan hu­kuk­tan baş­la­ya­lım is­ter­se­niz. 
   Düğ­me­siz cüb­be­de ilik­le­mek için düğme ara­yan bazı yük­sek yargı men­sup­la­rı­nın, si­ya­se­tin göl­ge­si­ne sı­ğın­dık­la­rı şek­lin­de bir dü­şün­ce­ var kamuoyunda. 
   İnşal­lah ya­nı­lı­yo­rum­dur!
   Eko­no­mi­nin ana çark­la­rı­nı çe­vi­ren sa­na­yi­ci­ler ve işa­dam­la­rı da ben­zer şe­kil­de günü kur­tar­mak uğ­ru­na si­ya­se­tin göl­ge­si­ne gir­di­ler diye dü­şü­nü­yo­rum. 
   So­nuç­ta kendi sek­tör­le­ri için görüş be­lirt­me, kendi ge­le­cek­le­ri­ni teh­dit eden eko­no­mik kriz ko­nu­sun­da yol gös­ter­me ira­de­le­ri­ni, o göl­ge­yi sağ­la­yan­la­rın in­sa­fı­na terk etmiş bir gö­rün­tü ve­ri­yor­lar. 
   Val­la­hi, ken­di­le­ri bilir!
   Üre­ti­ci bir­lik­le­ri­nin, anlı şanlı oda­la­rın ve sen­di­ka­la­rın yö­ne­ti­ci­le­ri, ta­ban­la­rı­nı in­saf­sız ser­best pi­ya­sa ko­şul­la­rın­dan ko­ru­ma gö­rev­le­ri­ni unu­tup, bol sı­fır­lı ma­aş­lar­la yö­ne­tim ku­ru­lu üye­lik­le­ri bah­şe­den si­ya­sal güç mer­ke­zi­nin göl­ge­si­ne ka­pa­ğı atmış du­rum­da.
   Ak­si­ni söy­le­yecek olan varsa ben bu­ra­da­yım.
   Bir partinin (sempati duy-duğum) ilçe baş­ka­nı ar­ka­da­şı­mız pay­la­şım­da bu­lun­muş. Si­ya­set yapma adına, il­çe­mi­zin en çok bir­lik ve be­ra­ber­li­ğe ih­ti­yaç du­yul­du­ğu gü­nü­müz­de fe­la­ket tel­lal­lı­ğına soyunmanın, düş­man­la­rı­mı­zın ek­me­ği­ne yağ sür­mek ol­du­ğu­nu iddia etmiş. Sos­yal medya say­fa­la­rı­na yazı ya-zıp si­ya­set yap­ma­nın sa­kın­ca­lı ol­du­ğu­nu ve si­ya­se­tin alan­lar­da ya­pıl­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni bir güzel ha­tır­lat­mış. (Siyaset yaptığını ve kullan-dığı plat­for­mun sos­yal med-ya ol­du­ğu­nu unu­ta­rak!)
   Bir başka si­ya­se­tin göl­ge­si­ne gi­ril­di­ğin­de, yıl­lar­ca sa­vu­nu­lan de­ğer­ler, ya­pı­lan eleş­ti­ri­ler işte böyle inkâr edi­li­yor malesef!
   Geç­miş­te ta­rım­la il­gi­li bir oda­nın yö­ne­ti­ci­li­ği­ni yap­mış ar­ka­daş da uy­gu­la­nan tarım po­li­ti­ka­la­rı­nı sos­yal med­ya­da bir güzel eleş­tir­dik­ten sonra gelen yo­rum­la­ra canı sı­kıl­mış olmalı; sı­ğın­dı­ğı göl­ge­nin sa­hip­le­ri­ne ya­ran­mak adına dök­tür­müş: 
   “Bazı olay­lar var­dır ki ister ik­ti­dar ol ister mu­ha­le­fet, işte o olay si­ya­set üstü bir olay­dır. Durum de­ğer­len­dir­me­si­ni buna göre ya­par­sa­nız mem­nun olu­rum!”
   Ar­ka­da­şa göre uy­gu­la­nan eko­no­mik po­li­ti­ka­nın ül­ke­yi bir uçu­ru­ma ge­tir­di­ği ger­çe­ği, si­ya­set üstü bir durum. Eleş­ti­ril­sin ama ik­ti­dar­la bağ­lan­tı­sı ku­rul­ma­sın!
   Ha­ri­ka bir tez; be­ğen­me­di­niz mi yoksa?
   Yani eko­no­mi­nin seyri ile si­ya­se­te yön ve­ren­ler ayrı tu­tul­ma­lı...
   Yani Su­ri­ye’ye karşı iz­le­nen yan­lış dış si­ya­set­le mül­te­ci­le­re 40 mil­yar dolar har­ca­ma­yı eleş­tir­mek eko­no­miy­le si­ya­se­ti ka­rış­tır­mak sa­yı­lı­yor.
   Yani, bu si­ya­se­tin yan­lı­şı so­nu­cu elin Ka­tar­lı­sın­dan 15 mil­yar dolar para ge­lecek diye zil takıp oy­na­ma­yı eleş­tir­mek ayıp ka­çı­yor!
   Bi­li­yo­ruz ki, o ar­ka­da­şın üyesi bu­lun­du­ğu oda­nın ge-nel baş­ka­nı da ik­ti­dar göl­ge­si­ne postu se­ren­ler­den… O meş­hur Gi­re­sun mi­tin­gin­den sonra akıl­lan­dı; ik­ti­da­rın lüt­fet­ti­ği bir ku­ru­mun yö­ne­tim ku­ru­lu üye­li­ği­ni seve seve kabul etti. Gel­sin ayda şu kadar bin lira maaş. Oh kekâ! Sonra da fın­dık üre­ti­ci­si­nin ga­zı­nı almak için fa­sa­ra fis­ton de­meç­ler:
   “TMO fın­dık taban fi­ya­tı­nı tez za­man­da açık­la­ma­lı!”
   İyi de üstat, va­tan­daş fın­dı­ğı top­lar top­la­maz ku­ru­ma­dan har­man­da sa­tı­yor. Üs­te­lik TMO’nun elin­de 70 bin ton stok var. Önce bu sto­ğun eri­til­me­si ve yer­li-ya­ban­cı ih­ra­cat­çı­la­rı fiyat ar­tır­ma­ya zor­la­mak ge­rek­mez mi?
   Üstelik bu yakınmanı gazetelere demeç vermek yerine gölgesine oturduğun otoriteye doğrudan anlatman gerekmiyor mu? Eski stadın millet bahçesi yapılması için ricacı olan Türk-İş Başkanı Atalay gibi gibi...
   O ko­nu­la­ra gir­mek sa­kın­ca­lı. Mis gibi ma­aş­la göl­ge­de yat­mak var­ken, ne­si­ne gerek baş­ka­la­rı­nı kendi göl­ge­si­ne alıp ko­ru­mak!
   Ne demiş üstat?: 
   Gölgeye giren kendi gölgesini kaybeder!
   Yani ‘hiç’ olur!


Duble yollardaki kazalar
   Ko­ca­ali’de 7 ki­şi­nin ha­ya­tı­nı kay­bet­ti­ği feci kaza bir ders olur ve akıl­la­rı başa ge­ti­rir mi?
   Şu ger­çe­ği kabul ede­lim. Biz duble yolu oto­ban­la ka­rış­tı­rı­yo­ruz. Hâl­bu­ki arada seyir gü­ven­li­ği an­la­mın­da büyük fark­lar var.
   Bi­rin­ci­si, oto­ban­lar­da çıkış ya­pı­lan gi­şe­le­re kadar insan ve hay­van­la­rın gi­ri­şi­ni en­gel­le­yen tel ör­gü­ler duble yol­lar­da yok. Ben­zer şe­kil­de oto­ban­lar­da geliş ve gidiş şe­rit­le­rin ara­sın­da ol­duk­ça yük­sek çelik ba­ri­yer­ler bu­lu­nu­yor. Duble yol­la­ra yer yer ba­ri­yer ko­nul­muş.
   Oto­ban­lar­da ışık­lan­dır­ma duble yola göre daha fazla.
   Duble yol­lar yer­le­şim alan­la­rın­dan ge­çi­yor. Oto­ban­lar da ge­çi­yor ama be­lirt­ti­ğim gibi tel ör­gü­ler canlı gi­ri­şi­ne izin ver­mi­yor.
   Ko­ca­ali’deki kaza bir ti­ca­ri ara­cın sü­rü­cü­sü­nün kont­ro­lü kay­bet­me­siy­le karşı şe­ri­de geç­me­si so­nu­cu mey­da­na geldi. Oto­ban­da böyle bir kaza olma yüz­de­si sıfır de­ğil­se bile ya­kın­dır.
   Biz duble yol­la­rı hız li­mit­le­ri­ni kat be kat aşa­rak oto­ban gibi kul­la­nı­yo­ruz. Do­la­yı­sıy­la yola ani­den çıkan bir evcil hay­van ka­za­ya neden ola­bi­li­yor.
   Ya­pıl­ma­sı ge­re­ken hız li­mi­ti­ni aşan araç­la­rı ra­dar­la takip etmek ve ağır para ce­za­sı ile ce­za­lan­dır­mak­tır.
   İkin­ci­si de duble yol­la­rın en azın­dan yer­le­şim alan­la­rın­dan geçen gü­zer­gâh­la­rı­nı oto­ban­lar­da ol­du­ğu gibi tel ör­gü­ler­le ka­pat­mak­tır.Kazaları önlemenin ilk şartı tedbir almaktır.
   Karasu’nun en yoğun yerleşim alanından da duble yol geçiyor. Tra-fik ışıkları muhtemel kazaların ön-lenmesinde büyük yarar sağlıyor. Yine de yeterli ışıklandırma olma-dığı için kaza geceleri hem sürücü-ler hem de yayalar açısından tehli-ke söz konusu. Yan yolların bir an önce yapılması şart. Sanayi kavşa-ğına da bir üst geçit şık düşer.
   Liman yolunu kesen eski Yeni-mahalle yolunun batı bölümü hala neden asfaltlanmadı anlamak ger-çekten mümkün değil!


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 411