SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 26.04.2018

Marie Curie ve AKP


   Polonya asıllı Fransız fizikçi, derste Fosforessans olayını açıklarken amfinin pencerelerini kapatıp fosfor kutusunun kapağını açtığında kutu ışıl ışıl yanıyordu. 
   Hoca mucizeyi şöyle açıkladı: 
   “Laborant, kutuyu bir iki gün önce bu ders için güneşe tuttu. Fosfor numunesi sakladığı enerjiyi şimdi geri veriyor…”
   Laborant gülmeye başladı. Hoca neden güldüğünü sorunca açıkladı. Çünkü, fosfor kutularını bu hafta güneşe tutmayı unutmuştu. 
   Peki bu ışık güneşten değilse nereden geliyordu? 
   Karı-koca Curieler`in bilime katkısı böyle başladı.
   Kutunun içinde fosforu uyaran bir enerji kaynağı olmalıydı. Yıllarca aradılar ve görünmez ışınlar saçan `radyoaktif elementi` buldular. Bilimin yanılgısı bir keşfe yol açmıştı. 
   Sonuç: Deneyde yanılmaktan korkanlar bilim yapamaz. Bilim ve bilim yapan, yanıldığını-yanlışlığını kabul ettikçe ilerler.
   Marie`nin kocası Pierre yaşamını trafik kazasında, kendisi de uranyum madeniyle içli dışlı geçen ömrünü, aşırı radyasyon almasıyla kanser yüzünden noktaladı.
   Siyaset bilimi diye de bir kavram olduğunu bilmeyen yok.
   Üniversiteleri, akademileri var.
   Hatta 2002`den beri tek başına ülkeyi yöneten AKP de adını “Siyaset Akademisi” koyduğu kurslar açtı; yerel yöneticilerini, üyelerini burada eğitti, diploma verdi!
   “Değiştik, geliştik, yenilendik” söylemlerini dilinden düşürmeyen AKP, 15 yıldır ülkenin yönetim biçimini değiştirme amacıyla deneme üstüne deneme gerçekleştiriyor.
   Ama bakıyoruz bütün AKP denemeleri yanılgı ile sonuçlanıyor.
   Tamam, kabul ediyoruz; AKP yanılmaktan korkmuyor ve habire yeni denemelere girişiyor. Ancak aradığı ideal yönetim şeklini bir türlü bulamıyor.  Yani bir ilerleme kaydedemiyor.
   Buradan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz:  AKP yanıldığını-yanlış yaptığını bir türlü kabul etmiyor. Dolayısıyla yeni bir buluş geliştiremiyor.
   Örnek mi?
   O kadar çok ki, hangi birini yazalım!
   `Açılım Deneyi` var, hatırlayın… 
   Davet üzerine Habur`a gerilla kıyafetiyle gelen PKK`lı teröristlerin ayağına savcı-hakim gönderip seyyar mahkeme kurdular.
   Ne yaptılarsa teröristler `pişmanız` demeye yanaşmadı. Buna rağmen hakim tutanağa `Yaz kızım, onlar değiliz deseler bile biz içlerini okuyoruz, çok pişmanlar` kaydını geçirtti!
   Ve tümü oracıkta salıverildi!
   Habur kesmeyince ‘Dolmabahçe Deneyi`ne geçildi, biliyorsunuz… O da fiyasko çıktı!
   2010`da bu kez HSYK`nın yapısını değiştirme merkezli yeni bir denemeye girişti AKP…
   Muhalefetin “Etmeyin, eylemeyin. Sistemle bu kadar oynamayın” uyarılarını dinleyen olmadı.
   AKP`nin bu bilimsel çalışmada kullandığı FETÖ markalı malzeme 15 Temmuz 2016 gecesi aniden infilak etti. AKP de Türkiye de büyük bir badireyi ağır yaralar alarak atlatabildi.  Şimdi bu yaralar sarılıyor.
   2007`de bir başka deneye girişmişti AKP…
   Cumhurbaşkanını halk seçmeliydi!  Ona yapılan itirazlar da bir kulaktan girip diğerinden çıktı!
   Teklif, halk oylamasına sunuldu ve kabul edildi. Ne var ki çok geçmeden bu kez çift başlılık söylemleri yine teklif sahiplerinden gelmeye başladı.
   Üstelik, 2002`den günümüze dilediği yasayı, dilediği saatte ve hızda çıkarabilme çoğunluğunu elinde bulunduranlar tarafından!
   Şimdi minareyi kılıfa uydurma amaçlı yeni bir halk oylamasına gidiliyor.
   Öyle bir noktaya geldik dayandık ki, AKP`nin MHP desteğiyle giriştiği yeni deneyi, hangi şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın yepyeni sorunların kapısını açacak gibi görünmekte.
   Lafa geldiğinde halk ne söylerse doğru söyler…
   Ama sonuçtan kuşku duyulmuş olunuyor ki, iki seçenekle halk oylamasında hayır diyecek olanlar terör yanlısı, hain ilan edilmiş durumda.
   Hem de Anayasa üzerine tarafsızlık yemini etmiş ülkenin en üst makamına seçilmiş Sayın Cumhurbaşkanı tarafından!
   Geçen hafta sormuştum, yineliyorum:
   Hayır demek suçsa, halk oylaması için bastırılan oy pusulalarının üzerine neden `hayır` yazdırıldı?
   Bilim yapmaya soyunan, yanıldığını-yanlışlığını kabul ettikçe ilerler demiştik.
   İktidar, bu güne kadar yaptığı yanılgılardan ders çıkarmadan değişim adına önüne gelen her tür malzemeyi bir arada kullanmaya kararlı.
   Bu deneyin patlamamış hali bile toplumu şimdiden ayrıştırdı.
   Eğer patlarsa darmadağın olmuş Türkiye`yi yedi düvel bir araya gelse toplayamaz
   Ki, o yedi düvelin derdi de bizi toplamak değil un ufak etmek!
   Dış politikada olan bitenlere... 
   Suriye’deki bulaştığımız savaşın seyrine; buna bağlı olarak büyük devletlerle yapılan görüşme ve gelişmelere bakın, anlarsınız.
   Bir kez olsun anlayın be kardeşim!





Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 400