SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.12.2018

Menzil’de dua


    Bu ülkede bir tarikat/cemaat gerçeği var mı? Evet var.

   Tarikat/cemaat dergâhlarına ziyaretin önünde herhangi bir engel var mı? Yok!

   Dileyen gider cemaat önderinin elini öper, sakalına yüz sürer, vaazını veya nasihatlerini dinler.

   Bunlara günümüzde hiçbir yasaklama söz konusu değil.

   Benim çeşitli cemaatlere ilgi duyan arkadaşlarım var.  Ben sol görüşlüyüm, onlar sağ ve liberal görüşlü.

   Zaman zaman Türkiye ve dünyada olan bitenlerle ilgili tartışmalarımız oluyor. Dinsel görüş özeline girmiyoruz ve o tartışmalar seviyeli oluyor.

   Menzil Dergâhına zaman zaman giden arkadaşlarım da var. Yıllar önce aynı düşünceleri paylaşıyorduk; şimdi onlar yollarını ayırdı. Dostluğumuz, arkadaşlığımız sürüyor. Görüş farklılığı olunca kavga etmiyoruz, sadece karşılıklı gülüşüyoruz.

   Şimdi duruma bakalım.

   Geçtiğimiz hafta sonu Sakaryaspor’un rakip sahada Maraşspor’la lig maçı var.

   İlde yayımlanan mahalli gazetelerde şöyle bir haber:

   “Sakaryaspor’un taraftarları Tatangalar, Maraş’taki maçtan bir gün önce komşu il Adıyaman/Kahta Menzil Köyü’ne gidip burada Menzil Dergâhını ziyaret edecekler. Menzil’de geceyi geçirecek Tatangalar ertesi sabah dua edip Maraş maçına geçecekler.”

   Menzil’e uğrayıp takımlarının galibiyeti için dua edecek taraftarlar söz konusu cemaatin üyeleri midir?

   Bunu bilemeyiz. Kendilerine sormak gerek. Belki içlerinde o cemaate eğilimli gençler de vardır; olabilir.    Baş­tan söyledim; hiçbir sakıncası yok!

   Ancak bu haberi okuyanların aklında şöyle sorular oluşuyor; bende olduğu gibi…

   Örneğin Menzil’de sabahlayan ve dua ederek maça geçen taraftarların dilekleri tutmazsa, bu durum nasıl yorumlanır?

   Her dua tutacak diye bir kayıt yok. Galip gelirsin, payeyi duaya verirsin. Yenilirsin, dua ederken topluluk içindeki bazılarının içtenliğinden kuşku duyarsın!

   Öyle değil midir?

   Nitekim Sakaryaspor evine 2-1 yenik döndü ve sosyal medyada kıyamet koptu. Yüzlerce yorum okudum. Çoğu bir spor karşılaşmasını kazanmak adına dergâhtan ve onun şeyhinden medet uman anlayışa ağır eleştiriler yöneltmiş.

   Sakarya-Adıyaman arası 1.119 km. Hadi diyelim, hazır Maraş’a gitmişken komşu ile ziyaret külfetten sayılmaz. Peki, sormazlar mı, “Maraşspor futbol takımının taraftarları her maç öncesi topu 148 km mesafede bulunan Adıyaman/Menzil’e gidip dua ediyor mu etmiyor mu?” diye.

   Çok dua duydum, ibadet için gerekli olanların tümünü biliyorum. Ancak bu güne kadar ‘maç kazanma duası’ diye özel bir çeşidini duymadım!

   Olayın bir yönü daha var ki önemli…

   Tanrıya yakınlaşmanın ve onun şefaatini dilemenin yolu olan duanın, böyle her akla gelen yerde ‘ya tutarsa’ mantığıyla kullanılması doğru mu?

   Tutmayan dua (haşa) bir gönül kırıklığı yaratmaz mı?

Hele de nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede…

   Diyelim ki Tatangalar çok halisane duygularla ve hiç kimseye duyurmadan Menzil’e gidip takımlarının galibiyeti için dua ettiler.

   Evet, öğle yapsalardı doğru olanı buydu.

   Dini duyguları siyasete, ticarete alet etme alışkanlığımıza sporu da ekledik mi? Evet, ekledik.

   Burada basının sorumluluğuna da bir iki kelam…

   Şunu iddia ediyorum…

   Menzil senaryosunu sırf haber yaratma uğruna yerel spor basını yazdı, Tatangalar da zevkle oynadı.

   Cumhuriyet Türkiye’sinin liberal görüşlü Avukatı olarak bilinen Kulüp Başkanı İsmail Gürses de bu tiyatroyu tepkisiz seyretti.

   Menzil Şeyhi bile bu işe karşıdır ama açıktan söyle-yememiştir; emin olun!

   Yılların anlı şanlı Sakaryaspor’u bu tür anlayışların elinde kaldıysa eğer, vurun kilidi kapısına gitsin!

   En doğrusu budur!

 

Suyunu çıkarmak

   Başlık bir halk deyimi…

   Aynı konuda yanlış üstüne yanlış yapıldığını mı gördünüz. Lafı uzatmadan ‘suyu çıktı’ diyorsunuz, anlayan anlıyor. Anlamayan da bön bön bakmaya ve yanlışını sürdürmeye devam ediyor.

   1999 depremi sonrasıydı… Uluslararası bir kuruluşun desteğiyle Karasu’da bir okul inşa edileceği duyuruldu. Mehmet Çalık o günlerde İlçe milli Eğitim Şube Müdürü’ydü. Öğretmeniz ya, odasında sohbet ederken meraktan okulun kaç derslikli olduğunu ve nereye yapılacağını sormuştum.

   Çalık: “Ağabey, doğrusunu söylemek gerekirse ilden gelip bana okul arsasını gösterin gerisine karışmayın dediler. Beraberce gittik yeri gösterdim. Duyduğuma göre il de karışmıyormuş. Doğrudan bakanlık yaptırıyor” demişti.

   Okul bitti, adını Namık Kemal koydular. Karasu Haber de o yıllarda yayına başlamıştı. Duyduk ki okul binasının zeminine su dolmuş. Gittik baktık. Gerçekten bodrum katı en az 30 cm yüksekliğinde suyla dolmuştu. Girmek için ya paça sıvayacaksın, ya da çizme giyeceksin! Bizde yalınayak dolaştık bodrumu!

   Müdür durumu açıkladı: “Zeminden su geliyor, engelleyemiyoruz!”

   Sonradan bodrumun ortasına bir kuyu açıldı, dalgıç pompa konuldu ve biriken sular bu yöntemle boşaltılmaya başlandı. Hala da öyle olduğu söyleniyor.

   Bitmedi tabi ki!

   Daha sonra yapılan Atatürk Anadolu Lisesi binasının da dibinden su fışkırdığı söyleniyor.

   Onu da geçtik. Şimdi gelen habere göre yeni yapılan İmam Hatip Şatosu’nun zemininden de su fışkırmış!

   Uzun lafa gerek yok.

   Her gelen yeni bakanın müfredatı haftalık periyotlarla değiştirip eğitimin çanına ot tıkadığı bir ülkede, bataklığa okul yapıp sonra da dibinden su çıkmasına hayret etmenin tarifi çok kolay.

“Suyu çıktı” deyin olsun bit­sin.

   (Aslında ‘.okunu çıkardınız’ daha yakışır ama ağzımızı bozmayalım!)


EN İYİSİ BELGESEL KANALI

   Madde bir: Şef daima haklıdır.

   Madde iki: Şefin haksız olduğu durumlarda birinci madde geçerlidir!

   Pervasızca güç kullananlar için zekice uydurulmuş iki maddelik bir manifestodur.

   Yeni çıkarılmak istenen ‘Seçim İttifakı Yasası’ tam da buna benziyor.

   Madde bir: Partimiz, girdiği tüm seçimlerde daima barajı geçmiş sayılır!

   Madde iki: Partimizin dost bellediği parti barajı geçemezse, bize uygulanan madde dostumuz için de geçerlidir!

   Pazartesi akşamı kanallara arasında gezinirken Şişli’nin son entellerinden eski İslamcı Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programına takıldım.

   İktidar sözcüsü Hukukçular Birliği Başkanı Mustafa Sarı neyse de konuşmalarında genellikle hak ve hukuk ekseninden ayrılmamaya özen gösteren (İslamcı) Avukat Cüneyt Toraman’ın AKP-MHP ittifakını savunmak adına düştüğü acıklı durumu görünce anında kanal değiştirdim.

   Uzun süredir bu tür programları izlemiyorum. Aynı tipler her akşam dönüşümlü olarak ekranda karşınıza çıkıveriyorlar. Arada tek tük lafı dinlenirleri de var. Ama onlara da moderatör geçit vermiyor. İktidar sözcüleri sıkıştığı anda hooop reklam arasına...

   Müdavimi olup ta tansiyonu tavan yapanlara TRT Belgesel kanalını tavsiye ederim.

   TRT Müzik de var ama hep aynı sanatçılar ekranda…

   Sanıyorum stüdyo bitişiğindeki yatakhanede kalıyorlar!

   Yüzler haliyle eskiyor ve eliniz ister istemez uzaktan kumandaya gidiyor.

   Dikkat edin… Az buçuk müzik zevkiniz varsa, son kırıntısına kadar yok edebilirler!


AKP FARKI

   Ak Parti Karasu’da bir anket çalışması yaptırmış. Sorulara baktım oldukça ilginç. Kurgu, Belediye Başkanı’nın performansı üzerine... Beğeniyor musunuz? Verdiği sözleri yerine getirdi mi? Bir daha aday olsa oy verir misiniz? Buna benzer sorular.

   Araya Reis’i öne çıkarma amaçlı tek bir soru da sıkıştırılmış: “Şu anda yaşayan Türkiye’de en beğendiğiniz siyasetçi kimdir?

   Seçime bir yıl var. Ak Parti aday için çalışıyor. Anamuhalefet Genel Merkezi ile didişiyor!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 324