SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.08.2018

Nasıl bir denetim?


   Karasu`daki sivil toplum kuruluşları ile belediye, akçeli işlerde yolsuzluklar ve görevi kötüye kullanma konularında sıkça gündeme gelmeye başladı.
   `İnsanın olduğu yerde hata olabilir` sözü her zaman kabul görür. Ancak bu söz, bilmeden yapılan hatalar için geçerlidir.
   Muhasebe hatası olur ama bilmeden zimmet olmaz!
   Aynı şekilde, kabul edilebilir şekilde görev kusuru olabilir; ancak bilerek görevi kötüye kullanmaya kalktınız mı adalet yakanıza yapışır.
   Eğer, bunca depreme rağmen adalet diye bir kurum hâlâ varsa (ki biz var olduğuna inanıyoruz) bir şekilde kendisine ulaşan dosyaların kapağını er veya geç açacaktır.
   Bunu bir temenninin ötesinde, kamuoyundaki açık bir beklenti olduğunu da özellikle not edelim.
   Çünkü toplumda giderek `Yapanın yanına kâr kalıyor!` şeklinde bir algı yerleşiyor.
   Kusurlu olan sadece kurum ve kuruluş yöneticileri mi?
   Elbette hayır!
   Türkiye`de denetim mekanizmaları sizlere ömür.
   Devlet harcamalarını Sayıştay denetiminden kaçırmak için yasa çıkarılan bir ülkede belediyelerde ve sivil toplum kuruluşlarında sallapati gidişe dur demek zor!
   Cenaze kıldıran imam sırıtırsa cemaat katıla katıla güler! (siz doğrusunu anlayın!)
   Son 10 yıldır belediyeye olağan teftiş için gelen denetmenler hakkında merak edilen konu nedir biliyor musunuz?
   Acaba hangi partiden?
   Biraz daha ayrıntıya girelim; AKP`li mi MHP`li mi? 
   Bakanlık emrinde sosyal demokrat denetmen kalmadığı için CHP sorgusu yok!
   Belediye Başkan Yardımcılığı yaptığım yıllarda (1991 veya 92) teftişe gelen bir kontrolörle belediye yazlıklarında komşuyduk. Eşinin başı kapalıydı; Milli Görüşe yakınlığı açıktı. Sosyal demokrat değil diye herhangi bir telaşa kapılmadık. O da görevini objektif şekilde tamamlayıp ayrıldı.
   O dönemler geride kaldı. Raporlar, başkanın hangi partiye mensup olduğuna bakılarak neredeyse belediyeye gelmeden merkezde yazılacak! İstisnaları yok mu? Var ama sayıca az olduklarına eminim.
   Dolayısıyla belediyelerin (Herhangi bir şikâyet olmadan) yeterli şekilde denetlendiğine inanmıyorum.
   Ya sivil toplum kuruluşları; özellikle odalar?
   Yine istisnaları ayrı tutarak belirteyim ki, denetim eksikliğinden neredeyse yolsuzluğa bulaşmayanı yok gibi.
   Örneğin Tarım Kredi Kooperatifleri… Zimmetten yargılanan ve uzun süre hapis yatan çok sayıda kişi tanıyorum.
   Bu kuruluşlara bankalarda yapıldığı gibi ani baskınlarla kasalara el koyup denetim uygulanması çözüm olabilir.
   Birliklerin tepe noktalarına kurulup ömür boyu orada kalmak isteyenlerin, oy kaygısıyla böyle bir denetim mekanizması kurmaya yanaşmayacaklarını tahmin edebiliyorum.
   Göz yum, yolsuzluk yapan alt birimdeki yönetici hakim karşısına çıkınca `Suçu varsa cezasını çeker` deyip tarafsızlık pozları takın!
   Dünya kadar örneğini yaşamadık mı?



Eğitimdeki halimiz
   Ekonomik Kalkınma ve İşbir-liği Örgütü`nün (OECD) Eğiti-me Bakış 2016 Raporu yayın-landı.
   Türkiye`de bu tür raporlar çok önemsemiyor. Birgün Gazetesi dışında konuya sayfa ayıran olmadı.
   Yazılarını sürekli okuduğum New York Üniversitesi öğretim üyesi Selçuk Şirin, Hürriyet.-net`te raporu değerlendiren `Eğitimi dert etmiyorsanız, söylenmeyeceksiniz` başlıklı bir makale kaleme almış. Tür-kiye`nin eğitimdeki halini özetliyor.
   OECD raporuna göre 35 ülke arasında Türkiye, eğitimdeki kamu harcamaları sıralamasında Endonezya`nın üstünde sondan ikinci.
   Aslına bakılırsa Türkiye son 5 yılda eğitime ayrılan kaynak artış oranında ilk sırada. 
   Kaynak artıyor ama dünya ile aramızdaki mesafe azalmıyor. 
   Çünkü başarı kaynak artış oranının yüksekliğiyle değil öğrenci başına harcanan para-nın miktarına bağlı. 
   Öğrenci başına harcamalarda OECD ile aramızdaki farkı orta-ya koyacak tabloların dolar ba-zında son beş yıllık ortalaması şöyle:
İlköğretim: Türkiye: 2.577, OECD: 8.247
Ortaöğretim: Türkiye: 2.904, OECD: 9.518 
Yükseköğretim: Türkiye: 7.779, OECD: 15.028 
Toplam ortalama: Türkiye: 3.514, OECD: 10.220 
   Her şey parayla mı oluyor? 
   En güzel binaları yapın, sınıf-ları ileri teknolojiyle donatın öğretmen kaliteniz yeterli de-ğilse başarı beklemeyin.
  Çözüm:
  Bir;  mesleğine tutku ile bağlı olmayan öğretmen bu işi yap-mayacak!
  (Başbakan g`nin yumuşatma imini koyamadıysa kabahat kimin!)
   İki; deneyimli ve çevrede say-gı uyandıracak idarecileriyle ve kendilerine değer verildiğini hisseden bir öğretmen kadrosu kuramayanlar acilen koltukla-rını boşaltacak! 
   Haydi biraz umut: OECD ra-poruna göre, öğretmen kadrosu en genç ülkeler sıralamasında Türkiye ikinci sırada.
   Selçuk Şirin diyor ki:
   “Bu kendi başına bir avantaj değil ama ciddi bir potansiyel. Bilginin ve bilgiye ulaşma yönteminin bu kadar hızla değiştiği bir dünyada yeni yetişmiş genç öğretmen kadrosu doğru yönlendir-meyle çok ciddi bir reformun dinamosu olabilir.”
   Dünyanın bu güne kadar ha-zırlanmış en kapsamlı bir baş-ka OECD raporu daha var. (2015) 76 ülkede öğrencilerin matematik ve fen bilgisi test-lerindeki başarı sıralamasını gösteriyor.
   Türkiye 41. sırada.
   Birinci Singapur. Onu, Hong Kong, Güney Kore, Japonya ve Tayvan takip izliyor.
   İlk beş Asya ülkesi; ardından Finlandiya, Estonya, İsviçre ve Hollanda geliyor. Son sıralarda Güney Afrika, Honduras, Fas, Umman ve en dipte Gana…
   Buyurun size eğitimin kal-kınma ile ilişkisi… 
   OECD raporunda eğitim po-litikaları kötü olan ülkelerde ekonomik durgunluk başladı-ğına özellikle vurgu yapılıyor.
   OECD`nin 15-65 yaş arası Yetişkin Becerileri Araştırması var; bir başka yazının konusu.. 
   Karasu ile bitireyim.
   Anadolu Öğretmen Lisesi kapanırken yerine Fen Lisesi veya Sosyal Bilimler Lisesi açma seçeneklerimiz vardı.
   Bina yok gerekçesiyle başvuru bile yapılmadı iyi mi!
   Onların yerine jet hızıyla yeni bir bina dikilerek İmam Hatip okulu sayısı üçe çıkarıldı; dördüncüsü için girişim var.
   Eğitimin tek sorunuymuş gibi,  Milli Eğitim Müdürlüğü koltuğuna kimin oturması gerektiğine dair ve tüm ülkenin izlediği seviyesiz tartışmalara hiç girmiyorum.
   Aklıma geldikçe mideme kramp giriyor!
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 579