Neden gitmedim?


   Gün­dem yoğun ve ta­ki­bi güç…
   Uzak­tan baş­la­ya­yım…
   19 Eylül Çar­şam­ba günü, İstan­bul­lu Ka­ra­su­lu­lar Der­ne­ği’nin ev sa­hip­li­ğin­de Bey­koz’da bir top­lan­tı dü­zen­le­ndi.  Ka­tıl­mam için bana da do­lay­lı yol­dan davet geldi; açık­la­ma­sı­nı bu­ra­dan yap­mak is­te­me­di­ğim ne­den­ler­le gitmedim!
   Ge­rek­çe­le­ri­min ipuç­la­rı ya­zı­nın için­den çı­ka­rı­la­bi­lir.
   Ev sa­hi­bi Yakup Aksoy’u geç­ti­ği­miz yıl­lar­da Ka­ra­su Şehit Üs­teğ­men İbra­him Aba­noz Li­se­si sa­lo­nun­da dü­zen­le­nen bir prog­ram­da ta­nı­dım. İşinde ba­şa­rı­lı olmuş bir isim. Der­ne­ğin yö­ne­ti­ci­le­ri ve İstan­bul’da otu­rup top­lan­tı­ya ka­tı­lan pek çok isim de öyle. Bir Ka­ra­su­lu ola­rak on­la­rın ba­şa­rı­la­rın­dan gurur du­yu­yo­ruz.
   Top­lan­tı sa­lo­nun­dan sos­yal medya ara­cı­lı­ğı ile ya­pı­lan nak­len ya­yı­nın bir bö­lü­mü­nü iz­le­dim. Ya­yı­nı ger­çek­leş­ti­ren Mü-nir Ali Kara beni de tar­tış­ma­nın içine çekti. 
   Şöyle oldu…
  Ka­ra­su’da bir sanat ve bu­luş­ma evi açıl­ma­sı ko­nu­su tar­tı­şı­lır­ken ba­zı­la­rı ‘Bu ko­nu­da Be­le­di­ye Baş­ka­nı bize des­tek ver­mi­yor’ eleş­ti­ri­si yap­tı­ğın­da ben de ‘Böyle bir des­te­ği sağ­la­mak için İstan­bul’da top­lan­tı mı yap­mak ge­re­kir­di’ şek­lin­de bir soru sorma gaf­le­tin­de bu­lun­dum. Münir Ali de eksik ol­ma­sın sa­ni­ye­sin­de so­ru­yu ora­da­ki­le­re yö­nelt­ti. 
   Bir diğer eleş­ti­rim top­lan­tı­ya ka­dın­la­rın davet edil­me­me­siy­di. ‘Ka­ra­su’yu kur­ta­rır­sa er­kek­ler kur­ta­rır’ man­tı­ğı­nın ürünü olsa gerek! Ona da yanıt Mert Balcı’dan geldi.
   Errr­kekkk yö­ne­ti­ci­ler ola­rak il­çe­yi ne hale ge­tir­di­ği­miz or­ta­da ya, neyse!
   Yakup Aksoy’un sos­yal med­ya­dan top­lan­tı ile il­gi­li özet ra­po­run­da şun­lar kayda ge­çi­ril­miş:
   1-Ka­ra­su’da Kül­tür Sanat ve müze Evi ku­rul­ma­sı için bir heyet oluş­tu­rul­ma­sı…
   2-Ka­ra­su Li­se­si me­zun­la­rı­nın se­ne­de en az bir kez ge­le­nek­sel ola­rak il­çe­de top­lan­ma­sı…
   3-Bu ve ben­ze­ri top­lan­tı ve fa­ali­yet­le­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı…
Eh yani, Münir Ali ara­cı­lı­ğıy­la ilet­ti­ğim so­ru­yu gel de tek­rar etme: 
   “Sos­yal medya ara­cı­lı­ğı ile or­ga­ni­ze edi­le­bi­lecek bu üç madde için onca in­sa­nın 180+180=360 km yol tep­me­si şart mıydı?”
   Münir Ali Kara’nın hak­kı­nı yi­ye­mem… Ek­ra­na ka­pa­lı bö­lüm­de can alıcı so­ru­yu sor­muş:
“-Ar­ka­daş­lar, bu tip top­lan­tı­lar neden yerel se­çim­le­re az bir zaman kala akla gelir?”
   Ben ya­nıt­la­ya­yım bu so­ru­yu:
Si­ya­set mü­hen­dis­li­ği he­ve­sin­den!
   Top­lan­tı gü­nün­den önce ya­pı­lan ya­yın­la­ra bakın ne demek is­te­di­ği­mi an­lar­sı­nız.
   Çi­vi­li, nallı, atlı ve yi­ğit­li pay­la­şım­lar…
   Si­ya­si par­ti­le­rin var­lı­ğı­nı hiçe sayan pro­je­ler…
   Ge­ri­si­ni siz ta­mam­la­yın gari, ben yo­rul­dum!
   Son bir söz…
   Top­lan­tı­ya ka­tı­lan bir ar­ka­daş “Orada hiç si­ya­set ko­nuş­ma­dık” dedi.
   Şunu söy­le­dim ken­di­si­ne: 
“Keşke ko­nuş­say­dı­nız. Yak­la­şan yerel se­çim­ler­de her par­ti­nin be­le­di­ye baş­kan ada­yı­nı be­lir­ler­ken o ma­ka­mı dol­dur­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ve bu işi yapıp ya­pa­ma­ya­ca­ğı­nı iyi he­sap­la­ma­sı di­le­ği­ni­zi güçlü bir şe­kil­de vur­gu­la­say­dı­nız. Ve­re­ce­ği­niz en iyi mesaj bu olur­du.” 
   Haksız mıyım?

Anladın mı polis kardeş!
­   Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si’nin imal edip iş­let­me­ci­le­re ki­ra­la­dı­ğı sa­hil­de­ki bü­fe­ler bir ope­ras­yon­la kal­dı­rıl­dı. Ek­len­ti­le­ri­ne ise do­ku­nul­ma­dı.
   Geçen hafta gelen ekip­ler kalan ya­pı­la­rın da kal­dı­rıl­ma­sı için 12 Ekim ta­ri­hi­ne kadar süre ver­miş­ler.
   Neden yı­kıl­ma­sı is­te­ni­yor bu ya­pı­lar?
   Kıyı Ka­nu­nu izin ver­me­di­ği için...
   İyi de bun­lar ya­pı­lır­ken ne­re­dey­di Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si İmar Daire Baş­kan­lı­ğı ve Za­bı­ta Mü­dür­lü­ğü?
   Bü­fe­le­rin kal­dı­rıl­dı­ğı gün 17 nu­ma­ra­lı­sı­nın önün­de aile­ce top­lan­dık! (Za­bı­ta, çevik kuv­vet, iş ma­ki­ne­le­ri, ga­ze­te­ci­ler ve me­rak­lı­lar) Bir emek­li polis kar­de­şi­miz te­le­fo­nuy­la çekim yapan ga­ze­te­ci­ye sa­taş­tı: 
   “-Ga­ze­te­ci­ler şim­di­ye kadar yoktu, şimdi hangi hakla ve ne­re­den çık­tı­lar?”
   Şu ka­da­rı­nı söy­le­ye­yim... 
   Sa­hil­de deniz ve gü­neş­ten ya­rar­la­nan ta­til­ci­le­re hiz­met ve­ril­me­si için böyle bir proje uy­gu­lan­ma­sı fik­ri­nin isim ba­ba­la­rın­dan biri de benim. Di­ğer­le­ri de Baş­kan Yar­dım­cı­sı Murat Çelik ve o dö­nem­de te­miz­lik şir­ke­ti yö­ne­ti­ci­si olan Şaban Uğur’dur.
   Elde pafta adım adım sa­hi­li gezip bü­fe­le­rin ko­nu­la­ca­ğı par­sel yol­la­rı­nın tes­pi­ti­ni bir­lik­te yap­mış­tık. İşte o ça­lış­ma­dır üç yıl­dır orada ku­ru­lan bü­fe­le­rin hi­kâ­ye­si…
   Son­ra­sı bi­li­ni­yor. İşlet­me iha­le­si­ni alan­lar şart­na­me­ye uy­ma­dı ve olayı is­tis­mar et­ti­ler.  So­nuç­ta Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı hak­kın­da Kıyı Ka­nu­nu’nu ih­lal­den İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan so­ruş­tur­ma açıl­ma nok­ta­sı­na kadar ge­lin­di.
   Bü­fe­ler­le ye­ti­nil­sey­di böyle ol­ma­ya­cak­tı.
   Emek­li polis kar­de­şi­miz de ga­ze­te­ci­le­re sa­taş­ma zah­me­ti­ne kat­lan­ma­ya­cak­tı!
   Proje baş­lan­gı­cın­da hep söy­le­dim, şimdi de yi­ne­li­yo­rum.
   Sa­hil­de böyle hiz­met nok­ta­la­rı şart… Ege ve Ak­de­niz sa­hil­le­rin­de var ama iş­let­me­ci­ler bizim gibi is­tis­ma­ra kaç­mı­yor­lar.
   Yolu ve yön­te­mi bu­lu­na­rak uy­gu­la­ma devam et­ti­ril­me­li.
   Bü­fe­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı sı­ra­sın­da bir ar­ka­daş yet­ki­li­le­re “Kaçak ek­ler­le il­gi­li ola­rak İmar Ba­rı­şı’ndan ya­rar­lan­mak üzere baş­vu­ru­da bu­lun­dum” demez mi?
   Val­la­hi de bil­la­hi de pes!

BAŞKANLIK MESLEK MİDİR?
   Be­le­di­ye Baş­ka­nı Meh­met İspi­roğ­lu uy­du­dan yayın ha­ya­tı­na baş­la­ma ha­zır­lık­la­rı içe­ri­sin­de­ki TV264 stüd­yo­la­rı­nı zi­ya­re­tin­de bir açık­la­ma yap­mış. Ve demiş ki, “Hep söy­le­di­ğim bir şey var. Benim me­le­ğim be­le­di­ye baş­kan­lı­ğı­dır!” 
   Son yıl­la­rın ge­li­şen mo­da­sı ha­li­ne geldi. Mil­let­ve­kil­le­ri, par­ti­le­rin her ka­de­me yö­ne­ti­ci­le­ri, be­le­di­ye baş­kan­la­rı sos­yal med­ya­da­ki say­fa­la­rın­da, kart­vi­zit­le­rin­de veya ta­nı­tım amaç­lı ha­zır­la­dık­la­rı bro­şür­le­rin­de mes­lek ha­ne­si­ne po­li­ti­ka­cı veya si­ya­set­çi ya­zı­yor­lar.
   Ga­ze­te­ci Adil Ha­cı­öme­roğ­lu yap­mış bu tes­pi­ti… Ar­dın­dan da po­li­ti­ka­cı­lı­ğın bir mes­lek değil, ge­çi­ci bir sü­rey­le ye­ri­ne ge­ti­ri­len görev ol­du­ğu­nu be­lirt­miş.
   Ha­cı­öme­roğ­lu’nun bu id­di­ası doğru mu?
   Türk Dil Ku­ru­mu’nun Türk­çe Söz­lü­ğü mes­lek ta­ri­fi­ni şöyle yap­mış: 
   “Belli bir eği­tim­le ka­za­nı­lan sis­tem­li bilgi ve be­ce­ri­le­re da­ya­lı, in­san­la­ra ya­rar­lı mal üret­mek, hiz­met ver­mek ve kar­şı­lı­ğın­da para ka­zan­mak için ya­pı­lan, ku­ral­la­rı be­lir­len­miş iş...”
   Peki, po­li­ti­ka­cı ne demek?
   (Bi­rin­ci, yani temel an­la­mı) Po­li­ti­ka ile uğ­ra­şan kimse, si­ya­set­çi. (İkinci an­la­mı) Kar­şı­sı­nın duy­gu­la­rı­nı ok­şa­ya­rak çıkar sağ­la­yan kişi, si­ya­set­çi.”
   Mes­lek­siz ki­şi­le­rin top­lu­ma ya­ra­rı mes­lek sa­hip­le­ri­ne göre oldukça azdır. Po­li­ti­ka­yı mes­lek gibi gös­ter­me eği­li­mi­nin neden ağır bas­tı­ğı­nı an­la­mak pek de zor ol­ma­sa gerek!

Bize bir hıyar lazım!
   Se­nar­yo­su Yavuz Tur­gul’a ait, Mem­duh Ün’ün Şe­ker­pa­re isim­li fil­min meş­hur bir sah­ne­si var.
   Ka­yın­pe­de­ri Nazır Bey’in sa­ray­da­ki ev­lat­lı­ğı Pey­ker’i (Ayşen Gruda) ha­mi­le bı­ra­kan Ga­la­ta’nın üç­kâ­ğıt­çı ka­ra­kol amiri Ziver, (Şener Şen) Pey­ker’in karnı bü­yü­me­ye baş­la­yın­ca te­la­şa ka­pı­lıp saf­ti­rik bir damat adayı ara­yı­şı­na girer. Ga­la­ta eş­ra­fı­nı ha­ra­ca bağ­la­yan Ziver kara kara dü­şü­nür­ken bir ta­raf­tan da “Bana bir hıyar lazım” diye sa­yık­la­mak­ta­dır. So­nun­da bey­nin­de şim­şek çakar ve ka­ra­ko­la yeni ata­nan saf bekçi Cu­ma­li’yi ha­tır­lar. Ne var ki Cu­ma­li o sı­ra­da içip or­ta­lı­ğı da­ğıt­tı­ğı için kendi ken­di­ne hapis ce­za­sı ver­miş ve yine ken­di­si­ni ne­za­re­te ki­lit­let­miş­tir. Yal­var­mak kâr et­me­yin­ce Ziver Cu­ma­li’yi yaka paça ne­za­ret­ten çı­kar­tır.
   Ko­me­di kla­sik­le­ri­nin önde ge­len­le­rin­den Şe­ker­pa­re fil­mi­ni durup du­rur­ken ne­re­den mi ha­tır­la­dım? 
   Ka­ra­su Be­le­di­ye­si Os­man­lı dö­ne­mi­nin­de­ki Ziver’in Ga­la­ta­sı’na çok­ta­a­an nal top­la­tır hale geldi! Ku­rum­da kimin eli kimin ce­bin­de belli değil. Alı­nan ve yağ­mur­su­yu alt­ya­pı­sı dı­şın­da heba edi­len 46 mil­yon­luk bor­cun tak­sit­le­ri aylar ön­ce­sin­den geri öden­me­ye baş­lan­dı. Ayda 650 mil­yon mu desem, 700 mil­yon mu? İşte öyle bir mik­tar… Bu ne­den­le ma­aş­lar kaç aydır gü­nün­de öde­ne­mi­yor. 
Şimdi par­ti­ler aday be­lir­le­me te­la­şın­da ya… Ben du­ru­mu biraz da üç­kâ­ğıt­çı Ziver’in ka­ba­ha­ti­ni ört­mek için ‘hıyar’ bir damat adayı ara­ma­sı­na ben­ze­ti­yo­rum. Benzetmede hata olmaz denilse de ‘hıyar’ tabiri ağır ka­çı­yor; şuna ‘enayi aday’ desek daha şık dü­şecek!
   Baş­ka­la­rı­nı bi­le­mem, Karasu’da aklı ba­şın­da hiç kim­se­nin baş­kan se­çi­lip bunca borç yü­kü­nün al­tı­na gi­recek ena­yi­li­ği gös­te­re­ce­ği­ne pek ih­ti­mal ver­mi­yo­rum.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 377