SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.08.2019

Neden gitmedim?


   Gün­dem yoğun ve ta­ki­bi güç…
   Uzak­tan baş­la­ya­yım…
   19 Eylül Çar­şam­ba günü, İstan­bul­lu Ka­ra­su­lu­lar Der­ne­ği’nin ev sa­hip­li­ğin­de Bey­koz’da bir top­lan­tı dü­zen­le­ndi.  Ka­tıl­mam için bana da do­lay­lı yol­dan davet geldi; açık­la­ma­sı­nı bu­ra­dan yap­mak is­te­me­di­ğim ne­den­ler­le gitmedim!
   Ge­rek­çe­le­ri­min ipuç­la­rı ya­zı­nın için­den çı­ka­rı­la­bi­lir.
   Ev sa­hi­bi Yakup Aksoy’u geç­ti­ği­miz yıl­lar­da Ka­ra­su Şehit Üs­teğ­men İbra­him Aba­noz Li­se­si sa­lo­nun­da dü­zen­le­nen bir prog­ram­da ta­nı­dım. İşinde ba­şa­rı­lı olmuş bir isim. Der­ne­ğin yö­ne­ti­ci­le­ri ve İstan­bul’da otu­rup top­lan­tı­ya ka­tı­lan pek çok isim de öyle. Bir Ka­ra­su­lu ola­rak on­la­rın ba­şa­rı­la­rın­dan gurur du­yu­yo­ruz.
   Top­lan­tı sa­lo­nun­dan sos­yal medya ara­cı­lı­ğı ile ya­pı­lan nak­len ya­yı­nın bir bö­lü­mü­nü iz­le­dim. Ya­yı­nı ger­çek­leş­ti­ren Mü-nir Ali Kara beni de tar­tış­ma­nın içine çekti. 
   Şöyle oldu…
  Ka­ra­su’da bir sanat ve bu­luş­ma evi açıl­ma­sı ko­nu­su tar­tı­şı­lır­ken ba­zı­la­rı ‘Bu ko­nu­da Be­le­di­ye Baş­ka­nı bize des­tek ver­mi­yor’ eleş­ti­ri­si yap­tı­ğın­da ben de ‘Böyle bir des­te­ği sağ­la­mak için İstan­bul’da top­lan­tı mı yap­mak ge­re­kir­di’ şek­lin­de bir soru sorma gaf­le­tin­de bu­lun­dum. Münir Ali de eksik ol­ma­sın sa­ni­ye­sin­de so­ru­yu ora­da­ki­le­re yö­nelt­ti. 
   Bir diğer eleş­ti­rim top­lan­tı­ya ka­dın­la­rın davet edil­me­me­siy­di. ‘Ka­ra­su’yu kur­ta­rır­sa er­kek­ler kur­ta­rır’ man­tı­ğı­nın ürünü olsa gerek! Ona da yanıt Mert Balcı’dan geldi.
   Errr­kekkk yö­ne­ti­ci­ler ola­rak il­çe­yi ne hale ge­tir­di­ği­miz or­ta­da ya, neyse!
   Yakup Aksoy’un sos­yal med­ya­dan top­lan­tı ile il­gi­li özet ra­po­run­da şun­lar kayda ge­çi­ril­miş:
   1-Ka­ra­su’da Kül­tür Sanat ve müze Evi ku­rul­ma­sı için bir heyet oluş­tu­rul­ma­sı…
   2-Ka­ra­su Li­se­si me­zun­la­rı­nın se­ne­de en az bir kez ge­le­nek­sel ola­rak il­çe­de top­lan­ma­sı…
   3-Bu ve ben­ze­ri top­lan­tı ve fa­ali­yet­le­ri­nin ar­tı­rıl­ma­sı…
Eh yani, Münir Ali ara­cı­lı­ğıy­la ilet­ti­ğim so­ru­yu gel de tek­rar etme: 
   “Sos­yal medya ara­cı­lı­ğı ile or­ga­ni­ze edi­le­bi­lecek bu üç madde için onca in­sa­nın 180+180=360 km yol tep­me­si şart mıydı?”
   Münir Ali Kara’nın hak­kı­nı yi­ye­mem… Ek­ra­na ka­pa­lı bö­lüm­de can alıcı so­ru­yu sor­muş:
“-Ar­ka­daş­lar, bu tip top­lan­tı­lar neden yerel se­çim­le­re az bir zaman kala akla gelir?”
   Ben ya­nıt­la­ya­yım bu so­ru­yu:
Si­ya­set mü­hen­dis­li­ği he­ve­sin­den!
   Top­lan­tı gü­nün­den önce ya­pı­lan ya­yın­la­ra bakın ne demek is­te­di­ği­mi an­lar­sı­nız.
   Çi­vi­li, nallı, atlı ve yi­ğit­li pay­la­şım­lar…
   Si­ya­si par­ti­le­rin var­lı­ğı­nı hiçe sayan pro­je­ler…
   Ge­ri­si­ni siz ta­mam­la­yın gari, ben yo­rul­dum!
   Son bir söz…
   Top­lan­tı­ya ka­tı­lan bir ar­ka­daş “Orada hiç si­ya­set ko­nuş­ma­dık” dedi.
   Şunu söy­le­dim ken­di­si­ne: 
“Keşke ko­nuş­say­dı­nız. Yak­la­şan yerel se­çim­ler­de her par­ti­nin be­le­di­ye baş­kan ada­yı­nı be­lir­ler­ken o ma­ka­mı dol­dur­ma­sı ge­rek­ti­ği­ni ve bu işi yapıp ya­pa­ma­ya­ca­ğı­nı iyi he­sap­la­ma­sı di­le­ği­ni­zi güçlü bir şe­kil­de vur­gu­la­say­dı­nız. Ve­re­ce­ği­niz en iyi mesaj bu olur­du.” 
   Haksız mıyım?

Anladın mı polis kardeş!
­   Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si’nin imal edip iş­let­me­ci­le­re ki­ra­la­dı­ğı sa­hil­de­ki bü­fe­ler bir ope­ras­yon­la kal­dı­rıl­dı. Ek­len­ti­le­ri­ne ise do­ku­nul­ma­dı.
   Geçen hafta gelen ekip­ler kalan ya­pı­la­rın da kal­dı­rıl­ma­sı için 12 Ekim ta­ri­hi­ne kadar süre ver­miş­ler.
   Neden yı­kıl­ma­sı is­te­ni­yor bu ya­pı­lar?
   Kıyı Ka­nu­nu izin ver­me­di­ği için...
   İyi de bun­lar ya­pı­lır­ken ne­re­dey­di Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye­si İmar Daire Baş­kan­lı­ğı ve Za­bı­ta Mü­dür­lü­ğü?
   Bü­fe­le­rin kal­dı­rıl­dı­ğı gün 17 nu­ma­ra­lı­sı­nın önün­de aile­ce top­lan­dık! (Za­bı­ta, çevik kuv­vet, iş ma­ki­ne­le­ri, ga­ze­te­ci­ler ve me­rak­lı­lar) Bir emek­li polis kar­de­şi­miz te­le­fo­nuy­la çekim yapan ga­ze­te­ci­ye sa­taş­tı: 
   “-Ga­ze­te­ci­ler şim­di­ye kadar yoktu, şimdi hangi hakla ve ne­re­den çık­tı­lar?”
   Şu ka­da­rı­nı söy­le­ye­yim... 
   Sa­hil­de deniz ve gü­neş­ten ya­rar­la­nan ta­til­ci­le­re hiz­met ve­ril­me­si için böyle bir proje uy­gu­lan­ma­sı fik­ri­nin isim ba­ba­la­rın­dan biri de benim. Di­ğer­le­ri de Baş­kan Yar­dım­cı­sı Murat Çelik ve o dö­nem­de te­miz­lik şir­ke­ti yö­ne­ti­ci­si olan Şaban Uğur’dur.
   Elde pafta adım adım sa­hi­li gezip bü­fe­le­rin ko­nu­la­ca­ğı par­sel yol­la­rı­nın tes­pi­ti­ni bir­lik­te yap­mış­tık. İşte o ça­lış­ma­dır üç yıl­dır orada ku­ru­lan bü­fe­le­rin hi­kâ­ye­si…
   Son­ra­sı bi­li­ni­yor. İşlet­me iha­le­si­ni alan­lar şart­na­me­ye uy­ma­dı ve olayı is­tis­mar et­ti­ler.  So­nuç­ta Bü­yük­şe­hir Be­le­di­ye Baş­ka­nı hak­kın­da Kıyı Ka­nu­nu’nu ih­lal­den İçiş­le­ri Ba­kan­lı­ğı ta­ra­fın­dan so­ruş­tur­ma açıl­ma nok­ta­sı­na kadar ge­lin­di.
   Bü­fe­ler­le ye­ti­nil­sey­di böyle ol­ma­ya­cak­tı.
   Emek­li polis kar­de­şi­miz de ga­ze­te­ci­le­re sa­taş­ma zah­me­ti­ne kat­lan­ma­ya­cak­tı!
   Proje baş­lan­gı­cın­da hep söy­le­dim, şimdi de yi­ne­li­yo­rum.
   Sa­hil­de böyle hiz­met nok­ta­la­rı şart… Ege ve Ak­de­niz sa­hil­le­rin­de var ama iş­let­me­ci­ler bizim gibi is­tis­ma­ra kaç­mı­yor­lar.
   Yolu ve yön­te­mi bu­lu­na­rak uy­gu­la­ma devam et­ti­ril­me­li.
   Bü­fe­le­rin kal­dı­rıl­ma­sı sı­ra­sın­da bir ar­ka­daş yet­ki­li­le­re “Kaçak ek­ler­le il­gi­li ola­rak İmar Ba­rı­şı’ndan ya­rar­lan­mak üzere baş­vu­ru­da bu­lun­dum” demez mi?
   Val­la­hi de bil­la­hi de pes!

BAŞKANLIK MESLEK MİDİR?
   Be­le­di­ye Baş­ka­nı Meh­met İspi­roğ­lu uy­du­dan yayın ha­ya­tı­na baş­la­ma ha­zır­lık­la­rı içe­ri­sin­de­ki TV264 stüd­yo­la­rı­nı zi­ya­re­tin­de bir açık­la­ma yap­mış. Ve demiş ki, “Hep söy­le­di­ğim bir şey var. Benim me­le­ğim be­le­di­ye baş­kan­lı­ğı­dır!” 
   Son yıl­la­rın ge­li­şen mo­da­sı ha­li­ne geldi. Mil­let­ve­kil­le­ri, par­ti­le­rin her ka­de­me yö­ne­ti­ci­le­ri, be­le­di­ye baş­kan­la­rı sos­yal med­ya­da­ki say­fa­la­rın­da, kart­vi­zit­le­rin­de veya ta­nı­tım amaç­lı ha­zır­la­dık­la­rı bro­şür­le­rin­de mes­lek ha­ne­si­ne po­li­ti­ka­cı veya si­ya­set­çi ya­zı­yor­lar.
   Ga­ze­te­ci Adil Ha­cı­öme­roğ­lu yap­mış bu tes­pi­ti… Ar­dın­dan da po­li­ti­ka­cı­lı­ğın bir mes­lek değil, ge­çi­ci bir sü­rey­le ye­ri­ne ge­ti­ri­len görev ol­du­ğu­nu be­lirt­miş.
   Ha­cı­öme­roğ­lu’nun bu id­di­ası doğru mu?
   Türk Dil Ku­ru­mu’nun Türk­çe Söz­lü­ğü mes­lek ta­ri­fi­ni şöyle yap­mış: 
   “Belli bir eği­tim­le ka­za­nı­lan sis­tem­li bilgi ve be­ce­ri­le­re da­ya­lı, in­san­la­ra ya­rar­lı mal üret­mek, hiz­met ver­mek ve kar­şı­lı­ğın­da para ka­zan­mak için ya­pı­lan, ku­ral­la­rı be­lir­len­miş iş...”
   Peki, po­li­ti­ka­cı ne demek?
   (Bi­rin­ci, yani temel an­la­mı) Po­li­ti­ka ile uğ­ra­şan kimse, si­ya­set­çi. (İkinci an­la­mı) Kar­şı­sı­nın duy­gu­la­rı­nı ok­şa­ya­rak çıkar sağ­la­yan kişi, si­ya­set­çi.”
   Mes­lek­siz ki­şi­le­rin top­lu­ma ya­ra­rı mes­lek sa­hip­le­ri­ne göre oldukça azdır. Po­li­ti­ka­yı mes­lek gibi gös­ter­me eği­li­mi­nin neden ağır bas­tı­ğı­nı an­la­mak pek de zor ol­ma­sa gerek!

Bize bir hıyar lazım!
   Se­nar­yo­su Yavuz Tur­gul’a ait, Mem­duh Ün’ün Şe­ker­pa­re isim­li fil­min meş­hur bir sah­ne­si var.
   Ka­yın­pe­de­ri Nazır Bey’in sa­ray­da­ki ev­lat­lı­ğı Pey­ker’i (Ayşen Gruda) ha­mi­le bı­ra­kan Ga­la­ta’nın üç­kâ­ğıt­çı ka­ra­kol amiri Ziver, (Şener Şen) Pey­ker’in karnı bü­yü­me­ye baş­la­yın­ca te­la­şa ka­pı­lıp saf­ti­rik bir damat adayı ara­yı­şı­na girer. Ga­la­ta eş­ra­fı­nı ha­ra­ca bağ­la­yan Ziver kara kara dü­şü­nür­ken bir ta­raf­tan da “Bana bir hıyar lazım” diye sa­yık­la­mak­ta­dır. So­nun­da bey­nin­de şim­şek çakar ve ka­ra­ko­la yeni ata­nan saf bekçi Cu­ma­li’yi ha­tır­lar. Ne var ki Cu­ma­li o sı­ra­da içip or­ta­lı­ğı da­ğıt­tı­ğı için kendi ken­di­ne hapis ce­za­sı ver­miş ve yine ken­di­si­ni ne­za­re­te ki­lit­let­miş­tir. Yal­var­mak kâr et­me­yin­ce Ziver Cu­ma­li’yi yaka paça ne­za­ret­ten çı­kar­tır.
   Ko­me­di kla­sik­le­ri­nin önde ge­len­le­rin­den Şe­ker­pa­re fil­mi­ni durup du­rur­ken ne­re­den mi ha­tır­la­dım? 
   Ka­ra­su Be­le­di­ye­si Os­man­lı dö­ne­mi­nin­de­ki Ziver’in Ga­la­ta­sı’na çok­ta­a­an nal top­la­tır hale geldi! Ku­rum­da kimin eli kimin ce­bin­de belli değil. Alı­nan ve yağ­mur­su­yu alt­ya­pı­sı dı­şın­da heba edi­len 46 mil­yon­luk bor­cun tak­sit­le­ri aylar ön­ce­sin­den geri öden­me­ye baş­lan­dı. Ayda 650 mil­yon mu desem, 700 mil­yon mu? İşte öyle bir mik­tar… Bu ne­den­le ma­aş­lar kaç aydır gü­nün­de öde­ne­mi­yor. 
Şimdi par­ti­ler aday be­lir­le­me te­la­şın­da ya… Ben du­ru­mu biraz da üç­kâ­ğıt­çı Ziver’in ka­ba­ha­ti­ni ört­mek için ‘hıyar’ bir damat adayı ara­ma­sı­na ben­ze­ti­yo­rum. Benzetmede hata olmaz denilse de ‘hıyar’ tabiri ağır ka­çı­yor; şuna ‘enayi aday’ desek daha şık dü­şecek!
   Baş­ka­la­rı­nı bi­le­mem, Karasu’da aklı ba­şın­da hiç kim­se­nin baş­kan se­çi­lip bunca borç yü­kü­nün al­tı­na gi­recek ena­yi­li­ği gös­te­re­ce­ği­ne pek ih­ti­mal ver­mi­yo­rum.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 261