SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.04.2018

Otopark sorunu filan yok!


Diyorlar ki, ‘Karasu’da otopark sorunu var.’

Hayır!

Park edecek yer yoksa, park sorunu da yok demektir!

Pazartesi günü Aziziye Mahallesi’ndeki bir cenazeye katıldım. Dönüşte üst caddede Merkez Camii’ne gitmeden dik sokaktan Cumhuriyet Caddesi’ne indim. Sağa sola baktım, boş yer ara ki bulasın!

Çoğunlukla aracımı bıraktığım ve gazetenin bulunduğu Kentpark’ın doğusundaki ara sokağa girdim. Karakol sokağa kadar tek araçlık yer yok.

Caddeye inip sola döndüm ve yeniden Cumhuriyet Caddesi’ne çıktım. Yok yok yok… Cadde boyu sağ sol araba istifi.

Aracımız sığabileceği boşluklar gözüme çarpıyor, umutlanıp yanaşıyorum. Esnaf duba koymuş ki park edilmesin. Duba yine zarif bir görüntü veriyor. Onu bulamayan sandalye, tüp, çimento torbası, yarı dolu çöp kovası… Eline ne geçirdiyse yola koyuyor. Sokağın birinde yedek oto lastiği gördüm, iyi mi?

Cesaretin varsa bunları kenara alıp park et bakalım. Kavga hazır!

Hafta içinde mahalle ziyaretleri gerçekleştiren Belediye Başkanı İspiroğlu, kahvelerde vatandaşa seslenmiş ve “2023 Türkiye’sinin önemli İlçelerinden biri olan Karasu’yu hep birlikte inşa edeceğiz” demiş. Belediye Basın’ın yalancısıyız. Söz aynen böyle…

“Hep birlikte inşa edeceğiz!”

Vatandaş ‘neyi neye göre inşa edeceğiz?’ diye sormuş mudur, bilemiyorum. Öyle olsa bile basın duyurusuna yansıtılmayacağına göre o soru kahvenin girişindeki palto askılığına iliştirilmiş demektir.

Mahalleleri neye göre inşa edeceğiz? İncilli’yi, Kabakoz’u, Aziziye’yi, Yalı Mahallesi’ni örnek alarak mı?

Doğru, bu mahallelerde bir ‘etmek’ fiili var. Ama bana göre yapılanları ‘içine etmek’ deyimi ile tarif etmek daha uygun düşer.

Hep yazıyorum… Elbette öncekilerin de kusurları var. Ama 2009’dan itibaren geçirdiğimiz 8,5 yıllık süre bence tam anlamıyla ilçenin ‘içine resmen edildiği’ dönem olarak tarihe kazınacaktır!

Otopark sorununa bakmak yeterli…

O kadar söylendi, “Kentpark’ın altı kapalı otopark olsun” diye. Başkan Bey’in ve ekibinin (Sahi dinliyor mu onları?) bir kulaklarından girdi, diğerinden çıktı.

Hadi onu yapmadınız, Pazaryeri otoparkında bir katlı otopark düşünülemez miydi? Yıllardır buraya cami projesinin biri yapılıyor, diğeri bozuluyor! Ama konu otopark olunca herkes tısss!

Vazgeçtik katlısını, oradaki mevcut otopark ve pazaryeri arazisine göz koyuldu iyi mi?

Ne suçu vardı şu Karasu halkının da böylesine vizyonsuz bir kadronun eline geçti Allah aşkına!

Veya tersten sorayım: “Karasu size ne yaptı da bunca kötülüğü reva gördünüz?”

VEHİM GEREKSİZ

Pazartesi günlü Yenihaber Gazetesi’ndeki yazım, bazı çevrelerde rahatsızlık yaratmış.

   Öncelikle şunu belirteyim; hakim ve savcılar kararlarında, doktorlar tedavi hizmetlerinde, gazeteciler de haberyorumlarında ‘kim’ sorusuna pek (hatta hiç) takılmazlar.

   Nitekim gazeteciliğin alfabesi olan 5 N 1 K, olayın öznesini en sona bırakmıştır. Bazen haber ve yorumlarda ‘kim’e hiç yer verilmez.

   Karasu’da yeni bir terminal yapılacak. Bu iş Büyükşehir’in görevi. Ancak bizim belediye ‘Ben yaparım, işletirim; geliri de bende kalır’ düşüncesiyle işe talip olmuş.

   Yasal prosedürler gereği karşılıklı yetki alışverişleri yapılmış.

   Öğrendiğimize göre ‘yap-işlet-devret’ modelinde karar kılınmış.

   Bundan sonrası ihale aşamasıdır. Bu da ticari bir konudur. Parasına ve kendisine güvenen işadamları ihaleye girer. Alabilen alır, diğerleri ona şans ve iyi çalışmalar diler.

   Basının süreçteki görevi, olanı biteni yansız bir şekilde kamuoyuna aktarmaktır. Yani ne yapılmış, nerede yapılmış, ne zaman yapılmış, nasıl yapılmış, niçin yapılmış sorularına eksiksiz şekilde açıklık getirmektir… Kimin yaptığı ‘olmasa da olur’ mahiyettedir.

   Hele hele, iş doğru yapılmışsa kimliğin zerre kadar değeri yoktur. Yapan adını duyurmak istiyorsa eğer,  elini cebine atar ve ilan verir. Gazete de bu işten para kazanır.

   O nedenle, kimse gereksiz vehimlere kapılmasın ve rahat olsun derim!

 HUKUK-GUGUK

Enis Berberoğlu hakkında “casusluk” suçundan mahkûmiyet kararı verilmesini haksız bulan İstinaf Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanı Sadık Özkan ve Üye Hülya Köşüm, bu dosyaya bakmaktan alındı, aynı İstinaf binasının başka bir katındaki mahkemeye gönderildi.

   Ne zaman? Tutukluluk konusundaki itirazı karara bağlayacakları 29 Aralık’tan iki gün önce!

Bu “normal” bir görev değişikliği midir? Hayır, çünkü normal atamaların kararnamesi 25 Aralık’ta yayımlanmıştı, bu kararnamede söz konusu iki yargıcın ismi yoktu!

   HSK kritik duruşmadan iki, hatta bir buçuk gün önce niye bu iki hâkimi dosyadan uzaklaştırdı?

   Dahası var... “ByLock tek başına delil olmaz, başka deliller lazım” diye karar veren Gaziantep ve Antalya istinaf mahkemeleri daire başkanları Zafer Yarar ve Şenol Demir de sebepsiz şekilde görevden alınmışlardı... Hâkimlerin kararlarının haklı olduğu aylar sonra anlaşıldı.

   Soma katliamı davasına baştan beri bakan mahkeme başkanı Aytaç Ballı ve üye hâkim Esra Dokur da tam karar aşamasında bu dosyadan alındı; Türkiye’de dosyayı en iyi bilen hâkimler onlardı hâlbuki…

(Taha Akyol-Hürriyet)

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 91