SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.08.2018

Paramparça


Ak Parti’de kongre süreci üye listelerinin askıya çıkmasıyla birlikte start aldı.

Bir başka anlatımla sancılı sürece girildi diyebiliriz.

Yok canım, kongrelerde kıyasıya bir yarıştan ve delege kapma oyunlarından filan söz ediyor değiliz!

İlçe kongreleri öncesinde gerçekleştirilen delege tespitleri sadece bir formaliteden ibaret. Bunu sadece  biz değil, sokaktan rastgele çevirdiğiniz Ak Partili herhangi bir üye de söylüyor.

Peki bu olağan bir durum mu?

Tabi ki beklenen ve olağan bir gelişme!

Geçen kongre, ondan önceki kongre nasıl yapılmıştı, hatırlayın.

Kongre toplanmadan önce yukarıdan ‘tek liste’ talimatı geldi. Herkes kuzu gibi bu talimata uydu. Misal… 6 yıl önceki kongrede Karasu gibi itiraz edip delegelerin salonu boşaltarak oy kullanmamış olması da bir şeyi değiştirmedi. Var olanlarla yetinildi!

Bir sonraki kongrede olan biteni biliyoruz. ‘Koskoca Genel Başkan Yardımcısıyım. Beni nasıl dinlemezsiniz’ diyen üst yönetici iki adaylı yarışa izin vermeyeceğini belirtip demokratik (!) bir şekilde kongreyi iptal etmişti.

Sonra?

Her iki aday bir süre sonra Başkan İspiroğlu’nun odasında buluşarak birlik mesajı verdiler ve ertelenen kongre huzur içinde toplanarak eski başkanla devam kararı alındı.

Şimdi durum nedir diye soracak olursanız, söyleyeyim…

Reis, metal yorgunluğu gerekçesiyle parti içinde sıkı yönetimi çoktaaan ilan etmiş durumda. Buna gık diyen kendini kapının önünde bulur!

İyi de, Karasu siyaseti hiç mi heyecanlı günler geçirmeyecek?

Olacak efendim, o da olacak. Hiç meraklanmayın!

Diğer ilçelerdeki durumları bilemem. Ama Karasu’da Reis’in onay vereceği ilçe başkan adayının belirlenmesi süreci çok renkli geçeceğe benziyor. (Benzeri belki Pamukova’da filan olabilir)

Anladınız siz onu…

Mehmet İspiroğlu’nun Ak Partiye geçişi sonrasında kendisine bu sütunlardan ‘İstifa etmelisin Başkan’ başlığıyla bir mektup yazmıştım. Orada “Geldiğin yeri kısa sürede en az yedi parçaya bölersin” şeklinde bir iddiada bulunmuştum.

Artık parça sayısı beş midir yedi midir takdiri Ak Partililer yapsın. Şu bir gerçek ki, Ak Parti Karasu Teşkilatı’ndaki ayrışmanın tasnifi kolayından yapılacak gibi değil.

Deneyelim mi?

-İlçe Yönetimi-Belediye Başkanı ayrışması…

-Yönetim içinde açıkça İlçe Başkanı’ndan yana olanlar-Ortada görünüp perde arkasından Belediye Başkanı’ndan yana ağırlık koyanlar.

-Belediye Meclisi’nde İlçe Yönetimi’nden yana olanlar- Karşı olanlar (Dolayısıyla İspirciler)

-MHP kökenli ve her fırsatta ‘Bizi oraya getirenden yanayız’ diyen açık tavırlı Belediye Meclis üyeleri. (Bunların İlçe Yönetimi ile filan bir işleri zaten yok!)

-Yine Belediye Meclisi’nde Başkan İspir’e muhalefet edip, İlçe Başkanı ve Yönetime de mesafeli davrananlar.

-Her iki kanada mesafeli durup partinin bütünlüğü ve geleceği konusunda samimi hesaplar içinde olanlar.

-Bu hengâmeyi fırsat bilip ‘selden kütük kapma’ peşinde koşanlar!

Kaç oldu?

Daha sayabilirim, ama gerek var mı bilmiyorum.

Şöyle bir durum daha var.

Bu kongrede yönetime gelecek kadro 2019 yılında yapılacak yerel seçimlerdeki başkan ve meclis üyesi adaylarının belirlenmesinde (kendilerine verilecek izin sınırlarını aşmayacak şekilde) söz hakkı kullanacaklar.

Dolayısıyla, artık yaklaşık iki dönemdir ‘Ali Baba’nın Çiftliği’ yakıştırmasını fazlasıyla hak edecek ‘Belediye Çiftliği’nin’ yeni sahibi, önümüzdeki kongrede iş başına gelecek kadro tarafından önerilecek. Reis dikkate alır-almaz, bilemem. Ama en azından böyle olacak!

Anlayacağınız; İlçe Yönetimi bahane, çiftlik şahane!

Uygun adım kongreye, marş marş!

 YAYGARA

 Belediyenin çalışmaları ve kamuoyuna her vesileyle yansıyan olumsuzlukları sıkça kaleme alıyor olmama CHP’li bir yönetici arkadaş ilginç bir yorum getirmişti.

   “Belediye başkanı ile aranın iyi olmadığını herkes biliyor. O nedenle yazdıkların pek ciddiye alınmıyor!”

   O arkadaşa benim Başkan’la özel bir sorunum olmadığını, sadece kamuya hizmetle yükümlü olduğu ve halk adına halkın parasını kullanmada yanlışlıklar yaptığı için eleştirdiğimi söyledim.

   Anlar gibi yaptı, ancak anlamadığını gayet iyi anlamıştım.

   Geçen hafta benzer bir eleştiriyle karşılaştım.

   Bu kez AKP’li bir eski yönetici “Sen olayı kişiselleştiriyorsun” dedi.

   Ona bu işin benim kişisel sorunum olmadığını… Her yıl ortalama halkın 50 milyon TL’sini bütçe adı altında harcayan bir yöneticinin mutlaka çeşitli yollarla denetlenmesi gerektiğini; bunlardan birinin de basının gerçekleri halka objektif şekilde aktarma görevi olduğunu anlatmadım.

   Çünkü anlamaya niyeti olmadığını anlamıştım.

   Henüz MHP veya SP kanadından böylesi bir eleştiri almış değilim. Gelirse aktarırım.

   Ben yine şanslıyım. En azından Başkan tarafından  “İçimizdeki yaygaracılar” diye suçlanmıyorum. Çünkü Sayın Başkan’ın yakın çevresinde, ekibinde, partisinde.. artık her ne ise çok şükür oralarda değilim.

   Yaygaranın özlük anlamına baktım… Gerekli gereksiz çok bağırıp çağıran, şirret diye açıklanmış.

   Sıkça kullanılan bir sözcük değil. En azından nezih muhabbetlerin malzemesi olmaz.

      Dolayısıyla 50 bin nüfuslu bir ilçenin belediye başkanının basınla buluşmasında, hem de Ramazan ayında ve iftarda birilerini yaygaracılıkla suçlaması şık bir davranış değil.

   Hele hele bu suçlama “içimizden” diye bir göstermeyle desteklenerek yapılıyorsa…

   Her halde bu suçlamanın muhatapları vardır ve gereken yanıtı gerekli ortamlarda benzer bir kabalığa kaçmadan verirler diye tahmin ediyorum!

 

 

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 466