SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.04.2018

Raporu bekliyorum


Be­le­di­ye Mec­li­si üye­le­ri hal­kın tem­sil­ci­le­ri­dir. Mec­lis­te halk adına ko­nu­şur­lar, öner­ge su­nar­lar, soru so­rar­lar. 
En önem­li gö­rev­le­rin­den biri de ya­pı­lan iş­le­ri ve do­la­yı­sıy­la har­ca­ma­la­rı halk adına de­net­le­mek­tir.
Bu nedenledir ki, be­le­di­ye­de Mec­lis üye­le­rin­den bilgi ve belge sak­lan­maz. Aynı şe­kil­de üye­ler de öğ­ren­dik­le­ri bilgi ve bel­ge­le­ri talep edil­di­ği zaman tem­sil­ci­si ol­duk­la­rı halka an­lat­mak du­ru­mun­da­dır­lar.
Be­le­di­ye­nin giz­li-sak­lı işi olmaz. Be­le­di­ye­le­ri yö­ne­ten­ler nasıl ki hiz­met ve ya­tı­rım­la­rı­nı tö­ren­ler dü­zen­le­ye­rek va­tan­da­şa büyük bir övünç için­de an­la­tı­yor­lar­sa; aynı bi­çim­de bu hiz­met ve ya­tı­rım­la­rın pa­ra­sal kay­nak­la­rı­nı, nasıl har­can­dı­ğı­nı ve har­ca­ma­la­rın pi­ya­sa şart­la­rı­na uygun olup ol­ma­dı­ğı­nı or­ta­ya koy­mak du­ru­mun­da­dır­lar.
Para hal­kın pa­ra­sı­dır. Se­çil­miş yö­ne­ti­ci de bu iş­le­ri kendi ce­bin­den yap­ma­dı­ğı­na göre sa­de­ce bu kay­na­ğı akıl­lı kul­lan­dı­ğı, hal­kın ya­ra­rı­na iş yap­tı­ğı öl­çü­de övün­me hak­kı­na sa­hip­tir.
Be­le­di­ye­de de­ne­tim yol­la­rın­dan biri de kuş­ku­suz, büt­çey­le kabul edi­len bir ön­ce­ki yıla ait har­ca­ma­la­rı göz­den ge­çi­ren De­ne­tim Ko­mis­yo­nu’nun ça­lış­ma­sı­dır.
Şimdi bu ko­mis­yon 2016 yı­lı­nın har­ca­ma­la­rı­nı de­net­le­me­yi sür­dü­rü­yor.
As­lı­na ba­kı­lır­sa bu ko­mis­yo­nun ça­lış­ma­la­rı, eğer is­te­yen olur­sa diğer Mec­lis üye­le­ri­ne de açık ol­ma­lı­dır.
Zaten Mec­lis’e ge­lecek olan bir ra­po­run ön ça­lış­ma­sı neden gizli olsun?
Öğ­re­ni­yo­ruz ki, bı­ra­kın mec­lis üye­le­ri­nin De­ne­tim Ko­mis­yo­nu ça­lış­ma­la­rı­na ka­tıl­ma­sı­nı, ko­mis­yon üye­le­ri­nin bile cen­de­re­ye alın­mış.
Ör­ne­ğin, hemen hiç­bir be­le­di­ye­de ör­ne­ği ol­ma­yan bir uy­gu­la­may­la, ko­mis­yon oda­sı­na ka­me­ra ko­nul­du­ğu iddia edi­li­yor.
Ne işe ya­ra­ya­cak bu ka­me­ra? An­la­yan beri gel­sin!
Ko­mis­yon bu gün­ler­de ça­lış­ma­sı­nı ta­mam­la­ya­cak­mış.
Rapor ya­zıl­ma­dan na­çi­za­ne bir­kaç ha­tır­lat­ma­da bu­lun­mak is­te­rim.
46 mil­yon TL’lik kre­di­nin fa­tu­ra ve hak­ke­diş­le­ri muh­te­mel­dir ki ko­mis­yo­nun de­ne­ti­min­den ge­çe­cek­tir.
O kre­diy­le park­lar, üç adet sen­te­tik fut­bol sa­ha­sı ve yağ­mur suyu top­la­ma sis­tem­le­ri ya­pıl­dı­ğı­nı bi­li­yo­ruz.
Ör­ne­ğin sen­te­tik sa­ha­lar kaça mal ol­muş­tur? Bir­kaç yıl önce ya­pı­la­rak hiz­me­te alı­nan Karsu ve Ko­ca­ali (ay­dın­lat­ma­lı) sa­ha­la­rın ihale be­del­le­riy­le bizim sa­ha­la­rın be­del­le­ri ara­sın­da bir fark var mıdır?
Ko­mis­yon üye­le­ri bun­la­rı mut­la­ka araş­tı­ra­cak ve kim­se­nin kuşku duy­ma­sı­na gerek bı­rak­ma­dan ra­po­ra ge­çi­re­cek­tir.
Plaj Cad­de­si’ndeki ay­dın­lat­ma di­rek­le­ri ör­ne­ğin… Ta­ne­si­nin ederi nedir? Çevre be­le­di­ye­le­rin al­dı­ğı ben­zer di­rek­ler­le ara­la­rın­da bir fiyat farkı var mıdır?
Park­lar ve yağ­mur suyu bo­ru­la­rı için de ben­zer ça­lış­ma mut­la­ka ya­pıl­mış­tır.
Ka­me­ray­la iz­le­nen bir odada ya­pı­lan ça­lış­ma, el­bet­te ciddi so­nuç­lar ver­miş­tir!
Elim­de, say­dı­ğım har­ca­ma­lar­la il­gi­li ola­rak yap­tı­ğım araş­tır­ma­da elde et­ti­ğim bil­gi­ler var.
Rapor çık­sın, kar­şı­laş­tır­ma şansı bu­la­ca­ğım.
Ko­mis­yon üye­le­ri­ne say­gı­lar su­nu­yor ve ra­po­ru me­rak­la bek­le­di­ği­mi be­lir­ti­yo­rum efen­dim!

Atina’dan bak,
Türkiye’yi gör!
   İnter­net­te ga­ze­te­le­rin tü­mü­nü ol­ma­sa bile ya­zar­la­rın ço­ğu­nu oku­yor, be­ğe­ndik­le­ri­mi ar­şiv­li­yo­rum. 
   Gün­ce­le uygun ma­ka­le­yi  bul­dum ve özet­li­yo­rum… (*)
*   *   *
   Mi­lat­tan önce Be­şin­ci Yüz­yıl’da, Atina şehir dev­le­tin­de, in­san­lık için, te­ker­le­ğin icadı kadar önem­li si­ya­si bir düzen bu­lun­du.
   Bu dü­ze­nin adı “de­mok­ra­tia” yani “halk yö­ne­ti­mi” idi ve o güne kadar uy­gu­lan­ma­yan bir an­la­yış ge­tir­di: 
   “Er­dem­le­rin en mü­kem­me­li olan kanun kar­şı­sın­da eşit­lik.” 
   Bu eşit­lik; ezen­ler, yani o güne ka-dar halkı sö­mü­ren asil­ler­le, ezi­len­le­ri, yani orta ve alt sı­nı­fı, aynı çiz­gi­ye ge­tir­di.
   Atina de­mok­ra­si­sin­de üç ana ku-rum vardı: Mec­lis, hü­kü­met, mah­ke­me­ler...
   Her va­tan­daş mec­li­sin üye­siy­di ve bütün top­lan­tı­la­ra ka­tı­lıp oy ve­re­bi­lir­di.
   O çağ­lar­da Atina ve ona bağlı olan çev­re­de 100 bin Ati­na­lı olan “va­tan­daş” ya­şı­yor­du. Ay­rı­ca 10 bin ya­ban­cı ve 150 bin köle vardı.
   Oy hak­kı­na sa­yı­la­rı 40 bin olan, 18 ya­şı­nı dol­dur­muş erkek va­tan­daş­lar sa­hip­ti.    Yılda 40 defa top­la­nan mec­li­se her va­tan­daş ka­tı­la­bi­lir­di ama ki­mi­le­ri as­ker­de, ki­mi­le­ri işin­de gü­cün­de ol­du­ğu için ka­tı­lım 5.000 ci­va­rın­da ka­lı­yor­du.
   “Ekk­le­sia” adı ve­ri­len mec­lis; savaş, dış po­li­ti­ka ko­nu­sun­da ka­rar­lar alı­yor, yasa ya­pı­yor veya de­ğiş­ti­ri­yor, yö­ne­ti­ci­le­ri ödül­len­di­ri­yor veya ce­za­lan­dı­rı­yor­du.
   Atina’da on de­ği­şik boy vardı. Her boy­dan bir yıl­lı­ğı­na se­çi­len 50 kişi şehir dev­le­ti­nin gün­lük iş­le­ri­ni gö­rü­yor­du.
   Su­is­ti­ma­le mey­dan ver­me­mek için bu ki­şi­ler kura ile se­çi­lir­di. Ra­ha­ta ve rüş­ve­te alış­ma­ma­la­rı için görev sü­re­le­ri bir yıl ile kı­sıt­lıy­dı.
   Atina’da polis yoktu ama mah­ke­me­ler vardı ve yö­ne­tim gibi de­mok­ra­tik­ti. Her gün belli bir ha­vuz­dan kura ile 30 ya­şın­dan büyük 500 erkek va­tan­daş, jüri gö­re­vi gör­mek üzere se­çi­lir­di. Kimin haklı kimin hak­sız ol­du­ğu­nu bu jü­ri­ler tayin eder­di.
   Mü­kem­mel gibi gö­rü­nen bu dü­ze­nin büyük bir ku­su­ru vardı.
   Ati­na­lı­lar de­mok­ra­tik ku­rum­la­rı­nı ko­ru­mak için bir­çok yasa ge­çir­di­ler. Ama bir tek teh­li­ke­ye karşı önlem al­ma­yı ihmal et­ti­ler. Bu teh­li­ke ken­di­le­ri idi.
   Ço­ğun­lu­ğun aşı­rı­lık­la­rı­nı de­net­le­yecek her­han­gi bir me­ka­niz­ma yok-tu, keyfi ve yan­lış dav­ra­nış­lar baş­la­yın­ca fren­le­ne­me­di.
   De­ma­gog­la­rın kış­kırt­ma­sıy­la yan­lış ka­rar­lar alın­dı, büyük hak­sız­lık­lar ya­pıl­dı. Fey­le­sof­lar, büyük ge­ne­ral­ler ve ami­ral­ler hak­sız yere idama veya sür­gü­ne mah­kum edil­di. As­ke­re kat­li­am yap­tı­rıl­dı. Gi­ril­me­me­si ge­re­ken sa­vaş­la­ra gi­ril­di.
   Bu­gün­kü Tür­ki­ye’de ol­du­ğu gibi, Atina’da de­mok­ra­si salt bir oy me­se­le­si­ne in­dir­gen­miş­ti. Ço­ğun­lu­ğu pe­şi­ne ta­ka­bi­len is­te­di­ği­ni ya­pa­bi­li­yor­du.
   Atina de­mok­ra­si­si, iki yüz yıl kadar sürdü.
   Ku­rum­lar değil ki­şi­ler de­mok­ra­si­si ol­du­ğu için battı.
   Mo­dern Batı de­mok­ra­si­le­rin­de ço­ğun­lu­ğun ve yü­rüt­me­nin gü­cü­nü aşı­rı­lık­lar­dan ko­ru­yan ku­rum­lar var.
   Ama de­mok­ra­si için en büyük teh­li­ke­nin ço­ğun­luk­lar ol­du­ğu ger­çe­ği de­ğiş­me­di.
   Ço­ğun­luk­lar her yerde, her zaman or­ta­la­ma­nın al­tın­da eği­tim ve ge­li­re sa­hip­tir­ler. Pa­ray­la satın alı­na­bi­lir­ler. Ya­la­na kolay ka­nar­lar. Rahat ma­nip­le edi­le­bi­lir­ler. (Ta­ri­fe uy­ma­ya­nı ayı­rı­yo­rum. C.E))
   Bu ne­den­ler­le, yan­lış karar verme eği­lim­le­ri yük­sek­tir.
   De­mok­ra­si her şeye karşı ken­di­ni ko­ru­ya­bi­lir ama ço­ğun­lu­ğa ve onun al­dı­ğı yı­kı­cı ka­rar­la­ra karşı ko­ru­ma­sız­dır.
   Bu ger­çek, de­mok­ra­si­nin ilk defa uy­gu­lan­dı­ğı eski Atina şehir dev­le­tin­den bu yana hiç de­ğiş­me­di.
(*) Metin Münir
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 425