SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Romanlara Kur’an öğretiyoruz!

Romanlara Kur’an öğretiyoruz!






   Milliyet`ten Mehmet Tezkan`ın 2012`de iki kez ve 2 Kasım 2014`te yazdığı makalelerinin konusu “İslam`da ibadet ve İslam ahlakı” üzerineydi. 
   Uzun zamandır bu konuya değinmek istiyor, ancak cesaret bulamıyordum. Çünkü bu ülkede din konusunda görüş belirtmek insanı anında hedef tahtasına oturtabilir.
   Cesareti Ak Parti ideoloğu Hayrettin Karaman`ın 7 Aralık`ta Yeni Şafak`ta yayımlanan `Bunu da mı unutacağız?` başlıklı makalesin-den aldım.  
   Mehmet Tezkan şu görüşü savunuyor:
  “Türkiye`de dinin ibadet boyutuyla ilgilenilmiş. Ahlaki boyutu pas geçilmiş!”
   İşte Tezkan`dan birkaç alıntı:
   “Din ibadetle sınırlandırılmış ve camilere hapsedilmiş… Ahlaki kısım görmezden gelinmiş…
   Bu sebeple din namaz kılmakla, oruç tutmakla, zekât vermekle, hacca gitmekle sınırlandırılmış…
   Ahlaki boyutuna girilse; adil olma, dürüst olma, kibirli olmama, insanların hakkını yememe, harama el sürmeme gibi kavramlara da girecek…
   Mesela haram deyince akla içki içmek, ku-mar oynamak, domuz eti gibi kavramlar gelir… Ama hiç kimsenin aklına kişiye veya kişilere özel imar değişikliğiyle, emsal değişikliğiyle daha fazla kazanç sağlanması gelmez... Çoğu kişi, o kazancı haramdan saymaz…
   Ahlaki boyut dikkate alınmayınca bakın neler oluyor?
   Sorsan adam muhafazakâr, adam Müslüman… Ama adam işçisini insan yerine koymuyor... Köle gibi görüyor…
   Biri, nasıl olsa madene ben inmiyorum diye hiçbir güvenlik önlemi almıyor… Beriki, 20 kişilik midibüse 45 kişi dolduruyor…
   Öteki, kazancı azalmasın diye haddinden fazla kömür çıkartmaya kalkıyor, maden patlıyor… Yüzlerce şehit…
   Bir başkası, kentin rantı en yüksek arazisinin üzerine devasa binalar dikiyor… Oradan gele-cek geliri hesaplarken asansörü ihmal ediyor… Asansörü intihar ediyor, yere çakılıyor…
   Son yolsuzluk soruşturması… Savcısı sekiz ay uğraştı, kırk dereden su getirdi, evirdi çevirdi takipsizlik kararı vererek dosyayı rüşvetin adını hediye yaparak kapattı… 
      Muhafazakâr çevre, mütedeyyin çevre kabul etti… Kimi görmezden geldi, kimi sesini çıkarmadı, kimi kendini kandırdı…
   Dinin ahlak boyutu ön planda olsaydı, öğretilseydi… İbadet, ahlaklı, dürüst, adil, hakkaniyetli insan olabilmenin aracıdır, yol gösterenidir denseydi... Bunlar yine de olur muydu, yaşanır mıydı?”
   Tezkan`ın bu görüşlerinin altına imza atmayacak insan var mı?
   Hayrettin Karaman da benzer görüşleri (geç de olsa) şöyle dile getiriyor:
   “Siz ey devleti yönetenler!
“Kenar-ı Dicle`de bir kurt aşırsa bir koyunu
Gelir de adl-i ilâhî sorar Ömer`den onu”
diyen büyük Ömer`in makamında oturuyor değil misiniz? 
   İlâhî adalet bir koyunu yiyen kurdun hesabını yönetenden soracaksa, yoksulların hakkını yiyenlerden, milyonlar sürünürken sefa sürenlerden, yoksulların hakkını bunlardan alarak onlara ulaştırmayan yöneticilerden hesap sormayacak mı?”
   Bugünden tezi yok öyle tedbirler alınsın ve öyle düzenlemeler yapılsın ki ülkede, temel ihtiyaçlarını temin edememiş bir fert kalmasın.
Ya bu olacak veya göklerden üzerimize bela yağacaktır vesselam!”
   Bu konuyu neden gündeme getirdim?
   Karasu girişinde bir Roman Mahallesi var. Çoluk çocuk binlercesi aç ve susuz, soğukta titreşerek çadırlarda kalıyor. Kimse onlara başlarını sokacak bir ev yapmayı düşünmemiş. Ya ne yapılmış? Kur`an kursu açılmış. Hafta içinde 25 adet Kuran-ı Kerim dağıtılmış… Törene Belediye Başkanı, Müftü (ki isteyerek gittiğini sanmıyorum), Ak Parti İlçe Başkanı, Mahalle Muhtarı katılıp nutuk atmışlar!
  Anlayacağız Romanlara “Kuran öğrenin, yeter” denilmiş! 
   

Değerli muhtarlar...
   Siyaseti öğrenmek, siyaset konuşmak, siyasi duruş sergilemek başka bir şeydir... Siyaseti yüzüne gözüne bulaştırmak başka şey...
   Yıllardır sizleri izliyorum. Özellikle Ak Parti’nin iktidara geldiği 2002`den sonra parti toplantılarındaki konuşmalarınızı ve taleplerinizi dinliyorum. Siyaseten kabul edilebilir istek ve davranışlarınızın yanı sıra, zaman zaman üstlendiğiniz görevin ağırlığına yakışmayacak tavırlar sergilemenize üzülerek şahit oluyorum. Bunu zaman zaman yazılarımda dile getirdim.
   Çoğu muhtarları tenzih ederek söylüyorum. 10 ton fındık toplayan, mahallesinde fakir insan bulunmayan bir muhtar üç tane büz için milletvekiline yalvarmaz. Bulur, buluşturur; olmadı cebinden alır ve mahallesinin bu ihtiyacını karşılar.
   Bu işin bir tarafıdır ve örnekleri çoğaltabilirim, ama gereksiz.
   Asıl değinmek istediğim konu şudur: 
   Muhtar siyasi bir görüş sahibi olur. Ancak parti kongrelerinde parti içi çekişmelerin militanlık boyutunda tarafı olmaz. Kime destek verdiğiniz bilinsin, ama işin öznesi haline gelip (şeklen bile olsa) tarafsızlık pozisyonunuzu kaybetmeyin.
   Muhtarlar Derneğiniz ve sempatik bir başkanınız var. Kongre sürecine canla başla müdahil olması şık bir davranış değil.
   Ak Parti İlçe Başkanı ile aynı partili Belediye Başkanı’nın herkesçe artık bilinen siyasi bilek güreşinde açıkça yan tutmak ne muhtaralara, ne de onların başkanına yaraşır bir davranıştır. Hele hele bir dernek başkanı ‘İlçe Başkanı’nın düzenlediği muhtarlar toplantısına katılımı engellemek için SMS gönderiyorsa burada durup düşünmek gerekir.
   Yaşça hepinizden büyüğüm. Bu kadarcık nasihati hoş görün.


Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2110