SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.04.2018

Saça yapışan saman


    Dağ başındaki köyde oturan adamın ineği gece ahırdan çalınmış.

   Muhtardı, jandarmaydı başvurduğu yerlerden sonuç alamamış. Sonunda köy imamının kapısını çalıp derdini anlatmış:

   “-İmam efendi, ineğim çalındı. Bu dışarıdan gelen birinin yapacağı iş değil. Mutlaka köydendir, ama faili bulamıyorum.”

   İmam köylüye -baştan beri kendine gelmemiş olmasının kırgınlığını hissettirdikten sonra- şöyle demiş:

   “- Cuma namazına gel, ineğini çalan her kimse şıp diye bulurum!”

   Cuma vakti vaazını bitiren imam namaza geçmeden cemaate seslenmiş:

   “-Bir kardeşimizin ineği çalındı. Kim olduğunu buldum ve aranızda oturuyor. Görüyorum ki ahırda saçlarına yapışan saman hala başında duruyor.”

   Bu sözü duyan cemaatten biri telaşla elini başına atıp şöyle bir yoklamış.

   Fıkrayı burada bitiyor…

   Gerek Karasu Haber’deki ve gerek Sakarya Yenihaber’deki yazılarıma fırsat bulup göz atan okurlar, çoğunlukla bazı yerel yönetim sorunlarına değinen konulara değindiğimi görürler. Genelde sistemi ve bu sistemi doğru uygulamakla yükümlü yönetim kademelerindeki insanları eleştiriyorum.

   Şunu kabul edelim… Yerel yönetimlerin başını en çok ağrıtan konulardan birincisi imar düzenlemeleridir. Çünkü ucunda rant dediğimiz hak edilmemiş getiri vardır!

   İkinci sırayı da yüksek bedelli ihaleler ile kamu arazileri ve binalarının kiralanması alır.

   Geçen hafta, yasanın Büyükşehir Belediyesi’nin görevleri arısında saydığı Karasu Terminali yapımı yetkisinin ilçe belediyesine niçin devredildiğini sormuştum.

   Gündeme getirdiğim diğer konu da ilçe belediyesinin yetkisinde olan 1/1000’lik uygulama imar planları yetkisinin neden Büyükşehir Meclisi’ne devredildiğiydi.

   Bunun yanı sıra, terminal arazisi bitişiğinde bulunan ve Gaziemirli bir muhasebeciye yok pahasına satılan belediye arazisinin Büyükşehir tarafından yapılacak planlarda benzinlik alanına çevrileceği duyumumu da hatırlatmıştım.

   Dolayısıyla sadece bu yetki takaslarının sorumlularından biri olan Başkan Toçoğlu’nun da adı yazıda yer almıştı.

   Yaptığım sadece sisteme yönelik bir sorgulamaydı.

   Soru basit: İki belediye, kendi yetkilerini ve buna bağlı olarak yerine getirme durumunda oldukları görevlerini neden karşı tarafa devretmiştir?

   Bunun kamuoyunu ikna edici bir açıklamasının olması gerekmez mi?

   Yazının yayınlandığı gün bazı telefonlar aldım. Kimi doğrudan aradı, kimi de aracı koydu. Komik bir şey söyleyeyim… Arayan, aratan ve aracılar yazıyı okumamıştı… Bunu bizzat kendileri söyledi. “Önce okuyun, sonra görüşelim” dedim. Dönen olmadı!

   Yazının girişindeki fıkrayı, bu gelişmeleri aktardığım Karasu Belediyesi’nde meclis üyesi olan emekli bir imam anlattı.

   Demek oluyor ki, sözünü ettiğim konularla doğrudan bağı olanlar, yazıyı okumadan, kulaktan dolma bilgilerle ellerini gayriihtiyari olarak başlarına atıp saman aramaya koyulmuşlar! Okumuş olsalar bunu yapma gereği duymayacaklardı!

   Tekrar edeyim… Sorguladığım sistemdir ve bunu kevgire çevirmekte mahir sorumlulardır, kişiler değil.

   Katledilişinin 25. Yılında andığımız Uğur Mumcu’nun şöyle bir sözü var: “Basın yönetenlere değil, yönetilenlere hizmet etmelidir.”

   Gazeteci Doğan Akın da Mumcu’yu andığı yazısına şu notu düşmüş: “Gazeteci, kişisel takvimindeki her güne kendi sicilini de kaydeder. Her gün yaptıklarıyla kendisi tarafından kaleme alınan bir sicilden bahsediyorum. Yazdıklarından, söylediklerinden, sakladıklarından, çarpıttıklarından gelecekte utanacaksa yırtıp atamayacağı, unutturamayacağı bir sicil…”

   Sakladıklarımdan sorumlu olmak istemiyorum. Durum budur…

  

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 125