SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.02.2018

TESTİ ÇATLADI


TESTİ ÇATLADI

   Geçen hafta yazdığım ‘İstifa Etmelisin Başkan’ başlıklı yazıma çok sayıda tepki geldi. Çoğunun destek anlamında olduğunu söyleyeyim. İspiroğlu’nun Ak Parti’ye geçmesini yanlış bulan çoğunluğun düşüncelerini yansıttığımdan kuşku duymuyorum.

   Karasu, siyasi anlamda hiç de alışık olmadığı bir durumla karşılaştı. Kökten bağlı olduğu partisinden değil, bir başka partiden belediye başkanlığına aday olanları görmüştük. Bu kez görevi sürerken partisini terk edip bir gün sonra başka partiye geçen başkan olayıyla tanıştık.

   Kişiler hata yapabilir. Yasalarda suç olmayan, ancak etik kurallara ters düşen davranışlarda bulunabilir. Önemli olan sağduyulu toplum kesimlerinin böylesi olaylara yaklaşım biçimidir. Doğrusu beni de ilgilendiren, konunun bu yönüdür. Partilisi, partisizi; Ak Partilisi, MHP yandaşı, CHP yoldaşı insanlar, Mehmet İspir’in davranışını hoş mu görüyor, yoksa en azından ayıplanması gereken bir durum olarak mı değerlendiriyor? Soru ve sorun budur!

   Yaşanan gelişmeleri herkes az buçuk gördü ve biliyor. Ortada en azından Karasu özelinde hiç yaşanmamış ve siyasal geleneklere uymayan bir durum var. Bu duruma “Canım ne olmuş, parti değiştiren ilk insan İspiroğlu mu?” şeklinde yaklaşanlar olduğu gibi, “Olmadı, hiç yakışık almadı” diyenler de mevcut.

   Şunu açıkça söyleyeyim. Kimsenin Mehmet İspiroğlu’nun şahsıyla bir alıp veremediği yok. Tartışılan konu, kitlelerin desteğiyle Belediye Başkanlığı makamına oturan kişinin, kendisini oraya taşıyan gruplardan helallik almadan bir başka partiye geçmesidir. Toplumun bu davranışa bir refleksi olmayacak mı? Sokakta karşılaştığım aklı selim sahibi insanlar bunu sorgulu-yor ve yapılan işin kesinlikle yanlış olduğunu vurguluyor. Benim yaptığım da bu görüşleri derleyip, toparlayıp köşeme koymaktan ibarettir.

   Konunun bir başka boyutu daha var ki, en vahimi de budur. İspiroğlu’nun geçtiği parti kendisini istemiyor. Karar tepeden inme alınmıştır. Parti üst yönetimindeki üç beş kişinin Başbakan’ı etkilemesiyle gelişen bir durumdur. Bu transferin Ak Parti’ye siyasal bir getirisi olup olmayacağını şimdiden kestirmek zor. Benim tahminim olmayacağı yönündedir.

   Başkan İspiroğlu’nun ilk kez katıldığı Ak Parti İlçe Danışma Toplantısı’nı izledik. İlçe Başkanı İshak Sarı’nın oldukça sert ve parti içerisindeki belirli odaklara yönelik konuşması da olmasa baştan aşağıya sıradan bir toplantı yakıştırması yanlış olmaz. Ne oldu beyler? Sakarya’nın tüm ilçe belediye başkanları sizin oldu. Hani heyecan, hani coşku?

   Eee, haklısınız... Toplantının başlamasına dakikalar kala kurye aracılığıyla kendisine ulaştırılan nutuk metnini okumaya bile fırsat bulamadan kürsüye çağırdığınız taze Belediye Başkanı’ndan heyecan dolu bir konuşma beklerseniz, hayal kırıklığı yaşamanız kaçınılmazdır.

   Peki; Milletvekili Hasan Ali Çelik’in konuşmasına ne demeli? Soruyorum toplantıya katılan partililere: “Söyler misiniz Çelik’in anlattıklarından aklınızda ne kaldı?” Onu da geçtik; Çelik konuşma yaparken bazı ilçe yöneticilerinin Başkanlık odasında koyu bir sohbete dalmış olmasının da bir izahı vardır mutlaka! İlyas Balcı ile Dursun Caner’in içeride toplantı sürerken salondaki sinir savaşı da Ak Partililerin “Biz nerede yanlış yapıyoruz?” diye düşünmeleri için bir uyarı niteliği taşır mı? Hiç sanmıyorum.

   Şunu söyleyeyim. Testi çatladı; artık su tutması zor!

Başkan beni çalımladı!

   Rozet Takma Töreni öncesinde Başkan’ın arabasıyla Ankara’ya gidecek isimlerle ilgili bir istihbarat almıştım. Bilgi, araçta bulunması muhtemel kişilerin eski ve yeni iki İl Genel Meclisi Üyesi olacağı biçimindeydi. Mehmet İspiroğlu kendisini seçenlere attığı çalımı dolaylı olarak bana da attı. Ankara’ya makam arabasıyla değil, bir iş adamının aracıyla gitti. Doğal olarak benim teorim siyasetçiler anlamında çöktü.

   Araçta bulunan iş adamları bu değerlendirmeye alınmış. Birincisi, böyle bir tablonun ortaya çıkacağı aklımın ucundan bile geçmedi. İkincisi, kimin kime ihtiyacı var ona bakmalı. Ekonomik anlamda ses duvarını aşmış iş adamlarının Belediye Başkanı’na mı; yoksa sekiz ay sonra aday olup olmayacağı bile belli olmayan Başkan’ın iş adamlarına mı? 

 İmzaya zaman yok, el kaldırmaya var! 

     Şu işe bakın. İç ve dış sorunlarla gündemi tepe tepe dolu bir Başbakan, Türkiye ölçeğine vurduğunuzda sıradan bir ilçenin sıradan bir Belediye Başkanı’na rozet takmak ve elini kaldırmak için zaman ayırıyor. Ancak, o ilçenin ve bölgenin kaderini etkileyecek ihalesi bitmiş ve bir limanın tamamlanarak hizmete girmesi için gereken imzayı lütfetmeye zaman bulamıyor!  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 921