SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 26.04.2018

V kanalı mı boru mu?


   İstanbul`u felaketin üst düzeyi mertebesinde yakalayıp ortalığı perişan eden yağış ve fırtınaya isim bulundu: Süper Hücre!

   Beton tarlalarına çevirdiğimiz şehirlerin aşırı ısınması sonucu oluşan sıcak hava ve deniz suyu sıcaklıkları birleşiyor. Kuzeyden gelen serin hava sıcak havayla aniden yer değiştiriyor. Sonuç; fırtına ve şiddetli yağış!

   Kandilli Rasathanesi miktar olarak felaketin son 106 yılın en yüksek üçüncü yaz yağışı olduğunu açıkladı.

   Uzmanlar bu tip yağışların bundan sonra da sıkça tekrarlanacağı uyarısı yapıyorlar.

   Karasu İstanbul`la `çat kapı` komşu.

   Nitekim belediye iki gün üst üste yaptığı anonslarla, ani bastıracak yağmura bağlı sel baskınlarına karşı vatandaşı dikkatli olmaya çağırdı.

   Ama durun bir dakika…

   Biz daha dün, yağmur suyu taşkınlarını önlemek için İller Bankası`ndan faizle 46 milyon TL kredi kullanmamış mıydık?

   Biz daha dün, geriye ödemesi 76 milyon TL`yi bulacak olan bu parayla toprağa koca koca beton borular gömmemiş miydik?

   O zaman neyin nesidir bu anonslar?

   Söz konusu kredinin kullanımı için açılan ihale davalık. İlk duruşması 8 Eylül`de. O nedenle davayı etkileyecek bir yorumda bulunmam söz konusu değil.

   Ben sadece ihale komisyonunda görevli ve diplomasında mühendis yazan muhteremlere kamu adına bazı sorular yöneltmek isterim.

   Yapılaşmasının dörtte üçünü ovada kurmuş Karasu gibi bir coğrafyada, yağmur suyunu enterne edecek sistemler, üstü açık V kanalı ile mi olmalı, yoksa kapalı sistem yeraltı borusuyla mı?

   Yıllarca İller Bankası ihalelerini alıp altyapı inşaatları yapan bazı firmaların yetkilileri, Karasu gibi yerlerde V kanalı dışında bir çözümün doğru olamayacağını söylüyorlar.

   Onun da ötesinde, artık dünya yağmur sularının yeraltında depolanması projeleri hayata geçirmekte… Hem taşkınları önleme, hem de sulama amacıyla…

   Belediye Fen İşleri Müdürlüğü elemanları olarak sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz?

   Yer altına yağmursuyu borusu döşerken mutlaka mevsimsel olarak bölgemize düşmesi muhtemel yağışların miktarı hesaplaması yapılmıştır. (Öyle değil midir?)

   Yoksa, boru sistemini seçerken bulut tanrısıyla ‘şu miktardan faz-la yağış bırakamazsın’ şeklinde bir sözleşme mi yaptınız?

   Yazının girişinde değindim. Süper hücre gelip geçici değil; uzmanlara göre tekrarlanacak. Yani yağmur artık zaman zaman bardaktan değil, kovadan boşanırcasına yağacak.

   Eğer döşenen yeni sistem o yağışları taşıyacaksa, yapılan onca anons neyin nesidir?

   Bu sorunun yanıtını belediyenin veterineri değil, Fen İşleri Müdürü verecek.

   Fen Müdürlüğü, Belediye Meclisi toplantılarında kürsüden Meclis üyelerine slayt eşliğinde “Kırmızıcık`a şu kadar asfalt, Turalı`ya şu kadar parke döşedik. Arpaçayırı`yla Islakdere`ye sen­te­tik saha yaptık” masalları anlatmakla sınırlı değil. O işi ilkokul üçüncü sınıf öğrencisi de yapar!

   Örneğin, (Olmaz ya!) 25 üyeden biri çıkıp, “Kardeşim, sen bu masalları başkasına anlat. Şişinmeye gerek yok; harcanan belediyenin ve dolayısıyla halkın parasıdır. Onu bırak, şu yağmursuyu hatları ile ilgili bilgi ver” deseydi…

   “İhale dosyası önünüze geldiğinde (Sahi geldi mi?) proje ilçe coğrafyasına uymuyor itirazında bulunduk. Bizi dinleyen olmadı” diyebilecek miydiniz?

   Yoksa “Başkan istedi diye tıpış tıpış imzaladık” mı derdiniz? (Savcıya öyle bir ifade mi verdiniz yoksa!)

   Küresel ısınmanın getirdiği mevsim gerçekliği orada; Karasu da burada…

   Eylül-Ekim aylarında yeni Adliye Sarayı`nın üst katına çıkıp kuzey yönüne bakmanızı öneriyorum. Arsası dolguyla yükseltilerek yapılan yeni bloklar adacıklar içerisinde yüzüyor. Yollar, bahçeler bir metre suyun içinde. Nereye hangi sistemle tahliye edilecek bu sular, bilen var mı?

   İddia ediyorum, çok yakın bir gelecekte Ankara ve İstanbul caddelerinin kuzey kesimleri için kanalizasyon altyapısına benzer bir ‘su tahliye sistemine’ ihtiyaç olacak. Orada kullanılacak terfi istasyonlarındaki elektrikli motorların harcayacağı enerjinin bedelini düşünmek bile istemiyorum.

      Şuraya not düşüyorum…

   İçinde yaşadığımız bölgenin bundan sonra alacağı yağışları, çözüm diye yapılan yeraltına döşenmiş borular sistemi kaldırmaz.

   Bunun sorumluları, siyasetçinin her dediğine evet diyen ve adının önünde mühendis, mimar, plancı, peyzajcı yazanlardır.

   1989/94 döneminde hasbelkader belediyede bulundum. Fen İşleri Müdürü Mehmet Usta, Başkan Sedat Büyük`e `o iş öyle olmaz` dediğinde akan sular dururdu.

   Belediye Avukatı Merhum Mehmet Demirel meclis toplantılarında `Bu kararı alamazsınız’ uyarısı yaptığında parmaklar kalkmazdı.

   Şimdinin mühendisleri kürsülerde masal anlatıyor. Mecliste çok önemli kararların alındığı oturumlarda avukat ara ki bulasın!

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 279