SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.10.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • VIP koltuklarındaki Roman çocuklar

VIP koltuklarındaki Roman çocuklar


   Romanlar 1970’lere kadar Karasu’da, şimdinin en büyük mahallesinde otururlardı. Mülklerine konduk.  Bugün günah çıkarmak için onlara konteyner vereceğiz ama yer bulamıyoruz!

   Bu yaşanmış hikâye, onun içindir. (*)

   Ünlü müzisyen Carlos Santana 1989’da İstanbul`a gelip otele yerleşir. İlk gün dinlenmek yerine "İstanbul`u dolaşalım" der. Rehberle turlarken güzel bir çay bahçesi görür ve oturulur. O ana kadar Santana`yı bir Allah`ın kulu tanımaz. Resim imza isteyen de olmaz…

   Birden çay bahçesinin önünden bir ses yükselir:

   "Heyy! Hello Santana! Welcome İstanbul! I love you Santana!"

   Garsonlar sırtlarında boya sandıklarıyla bağıran Roman çocukları tersler:  "Kesin ulan, bağırmayın, dağılın buradan, müşteriyi rahatsız etmeyin!"

   Santana rehberine der ki: "O çocukları buraya çağır.”

Rehber garsonlara durumu izah eder:

   "Aman abilerim, adam dünya starı, herkese rezil oluruz, bırakın gelsinler..."

   İzin çıkar, Roman çocuklar çay bahçesine dalarlar... Rehber aracılığıyla başlarlar Santana`yla sohbete... Derler ki, "Sen dünyanın en büyük gitar ustalarındansın. Çizmelerini boyayalım, kıyağımız olsun, para istemeyiz."

   Santana çok mutlu olur… Gazoz, kola ısmarlayıp sorar:

   "Geldiğimden beri beni İstanbul`da kimse tanımadı. Bu çocuklar nasıl tanıdı?"

   Çocuklar anlatırlar: "Biz boya yapıp fırça sallarken bazı müşteriler gazete okur. Göz ucuyla süzeriz gazeteleri. Resmini orada gördük. `Dünya Yıldızı Santana İstanbul`a geliyor` yazıyordu."

   Santana boyacılara para vermek ister ama çocuklar almaz. "Peki," der, "Yarın akşam konserim var, beni dinlemek ister misiniz?" Çocuklar "İsteriz Santana. Sen delikanlı adamsın!" der.

   İkişer kişilik davetiye alan çocuklar tabanları kıçlarına vurarak caddeye doğru seğirtip kaybolurlar...

   Ertesi akşam Roman çocuklar ellerinde davetiyelerle Açıkhava’ya gelirler. Ana kapıdan giremezler, çünkü Santana misafirlerine VIP davetiye vermiştir. VIP kapısına gelince kıyamet kopar... "Kimden çaldınız lan bu davetiyeleri ?" Çocuklar, "Çalmadık abey, biz Satana`nın misafirleriyiz, o verdi bunlrı bize…’’ deyince, “Hadi ulan!” diyerek ve sille tokat çocukların ellerinden davetiyeleri alıp kapıdan kovarlar.

   Ama çocuklar pes etmezler... Sanatçıların giriş kapısında "Santanaaa ! Santanaaa !.. Help.. Help !.." diye hep bir ağızdan basarlar feryadı. Rehber durumu görüp çocukları alarak kulise getirir. Salya sümük, gözyaşları içinde başlarına geleni anlatırlar. Santana çok üzülür ve sinirlenir:

   "Misafirlerimi hemen yerlerine oturtun!"

   Boyacı çocuklar rehberle seyircinin arasına inerler. Fakat yerlerine vali yardımcısının kızı, damadı, belediyeden falancanın bacanağı, filancanın eltisi, görümcesi oturmuştur. "Biz protokolüz, kalkmayız!" derler.

   Sonunda merdiven basamaklarına birer minder koyulup Santana’nın VIP misafirlerini oturturlar.

   Durumu öğrenen Santana rehbere, "Git onlara söyle, benim misafirlerime kimse saygısızlık yapamaz... Eğer sahneye çıktığımda çocukları en ön koltuklarda görmezsem tek bir nota çalmam. Olayı anlatır, veda eder giderim. Tazminat da umurumda değil, neyse öderim" der.

   Ve protokol kaldırılıp yerlerine Roman çocuklar oturtulur...

   Arkaya "tamam" diye haber gider ve Carlos Santana sahneye çıkar… İlk iş olarak ön tarafa bakar, çocukları görür; hepsi mutludur…  Başparmağını yukarı doğru çevirip VIP misafirlerine bir OK çekerek o sihirli parmaklarıyla gitarının tellerine gömülür.

   Kıssadan hisse: İşte onun içindir ki herkes belediye başkanı oluyor kamu yöneticisi oluyor da Carlos Santana olamıyor.


İyi ki bizde böyle işler yok!

   Mahalli gazeteyiz diye çevre ilçelerde olan bitene kayıtsız kalacak halimiz yok. Örneğin güney komşumuz Ferizli bir süredir çalkalanıp duruyor. AKP’li bir Meclis üyesi tacizden ceza almış. Ancak, kendi ifadelerine göre dosya Ağır Ceza Mahkemesi’ne gitmiş. Bizim bildiğimiz bu tür dosyalar önce İstinaf’a ardından Yargıtay’a gider.

   Her neyse… Parti Genel Merkezi bu üyeyle olan üyelik ilişkisini sonlandırmış. Asıl pantomim o zaman kopmuş. Başına gelenlerden İlçe Belediye Başkanı’nı sorumlu tutan Meclis üyesi karşı atağa geçmiş. Önce Belediye Başkanı Ahmet Soğuk’un diplomasını gündeme getirmiş; Şöyle:

“İlkokul mezunudur. Akşam Sanat Okulu diploması sahtedir!”

   Ardından (haber sütunlarımızda yer alan) diğer suçlamaları sıralamış.

   Baktığınızda bu suçlamalar yenilir yutulur cinsten değil.

   Belediye Başkanı’nın altta kalacak hali yok! O da karşı dava açmış ve peşinen ön kararı zabıt kâtibine yazdırmış: “Açtığım dava sonuçlanana kadar bu konu üzerinde konuşmak, yazmak, çizmek… Hatta düşünmek bile yok!”

   Her şeyden olduğu gibi buradan kendimize bir teselli çıkarmak mümkün; o da şöyle:

   İyi ki bizde böyle şey­ler ol­mu­yor. Yani, bi­ri­le­ri­nin çı­kar­la­rı­na göre imar de­ği­şik­lik­le­ri yapılmıyor!

Kamu arazilerinin satışları büyük bir şeffaflık içinde yapılıyor!

İhaleler de aynı şekilde tabi ki!

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 199