SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.04.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ‘’SINIRSIZ’’ ÇOCUKLUK...

‘’SINIRSIZ’’ ÇOCUKLUK...


Geçen hafta 6-12 yaştaki çocuklarımızla resimle, heykelle, oyunla, dansla dolu zamanlar geçirdik. Hem etkinlikler yaptık hem de iletişim-etkileşim becerilerini geliştirmeye çalıştık. Bu vesileyle çocukları gözledim. Anne-babalarıyla konuştum. Her biri ayrı pırıltılı, ayrı yetenekli, duygu ve düşünce dünyaları zengin, sıcacık, sevecen çocuklardı. Bunda, çocuklarının gelişimleriyle yakından ilgilenen, onlar için farklı eğitim ve eğlenme olanakları araştıran ebeveynlerin payı vardı kuşkusuz. Hepsini tanımaktan çok mutluluk duydum.
Merkezimize zaman zaman çocuklarının akademik ya da sosyal  alanda daha başarılı olmasını isteyen veliler başvurur. Bu çocukların bazıları okulda “yaramaz, kurallara uymuyor” diye etiketlenir ya da annesi “lafımı  dinletemiyorum” diye yakınır. Çocuğun gelişiminde hiçbir sorun yokken, neden böyle olur?
Bu aileler, çocuklarını mutlu etmek çabasıyla, her isteklerini yerine getirmek, ağlatmamak, eğlendirmek için çırpınırlar. Kendini kötü hissetmemesi için, onun davranışlarını kısıtlamamayı, engellememeyi çözüm olarak görürler. Bu arada, çocuğa sınır koymayı unuturlar. Hele de kendileri çocukken çok fazla kurallarla ve isteklerini  elde edemeden büyüdülerse, “çocuğum 

rahat etsin” diye çaba harcarlar. Böylece dünyanın “sınırsız” olduğunu ve kendi etraflarında döndüğünü  sanan çocuklar büyür o evlerde. Konuşurken sözünüzü kesen, elini attığı her şeyden kısa sürede bıkan, odaklanamayan, sabırsız bir çocuğa sahip olurlar hiç farkında olmadan. Çocuk biraz büyüyünce de eleştiriler başlar, “daha ne yapabilirim, her şeyin var ama hala mutlu değilsin” diye…
Çözüm, hiç vakit geçirmeden sınırları belirlemektedir. Çocuğun gözünün içine bakarak, elini avucunuza alıp ciddiyetle konuşun onunla. Sakin ve kararlı anne-babalar olmaya çalışın. Onları konuşturun ve dinleyin. Sonra da sizi dinlemesini isteyin. Ne anladığını sorun. Anlaşmalar yapın. Birlikte kurallar koyun. Duygularınızı açıklayın ve onların duygularını anlamaya çalışın. 

Çocukken nelerin sizi etkilediğini hatırlamaya çalışın. Büyükler size nasıl davranınca hoşunuza gidiyordu? Kendinizi kimin yanında iyi hissediyordunuz? Niçin? Bu sorulara verdiğiniz cevapları anne-baba olarak birbirinize anlatın. İki kişi olarak ne kadar farklı öykülere sahip olduğunuzu görün. İşte çocuğunuz da bağımsız bir kişilik olarak kendi öyküsüyle büyüyor. Onu kimseyle, hele de kendi çocukluğunuzla kıyaslamayın. Beklentilerinizle bunaltmayın. Dünyaya sizi memnun etmek için değil, kendi yaşamlarına doğru yol almak için geldiklerini unutmayın.
Hiç kimse çocuk kalamıyor. Çocukluk, yetişkinlik için hazırlık evresi. Özdemir Asaf`ın şiirindeki gibi: “Her tomurcuk bir çiçeğin uykusuna/  Her çiçek bir yemişin kuşkusuna/  Her yemiş bir böceğin korkusuna/  Uykusuzca, kuşkusuzca, korkusuzca yürür.”  

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1421