SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • “SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL…”

“SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL…”


AİLECE…

özden yılmaz bilgin

psikolojik danışman/psikoterapist

olgupd@gmail.com

 

 

“SÖYLESEM TESİRİ YOK, SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL…”

Geçen haftanın ödevi:  “Susacakken konuşma, konuşacakken susma”  hakkında konuştunuz mu? Kendi alışkanlıklarınızla ilişkin ne keşfettiniz? Susacakken konuşarak iletişimi güçleştirdiğiniz, ya da konuşacakken susup içe attığınız olur mu sizin de? Başlıktaki, Fuzuli’nin sözünde anlatılmak istendiği gibi, sizin de kendinizi anlaşılmamış hissedip bıktığınız, konuşmak istemediğiniz oluyor mu? 

Ailedeki önemli konulardan biri de, iletişimde kendini açık olarak ifade edebilmektir. Kültürümüzün komutları bize genellikle düşüncelerimizi gizlemeyi, kendimizi geride tutmayı öğretir: Babanı dinle, anneye cevap verme, kocana laf çevirme, ustana karşı  çıkma… Sen kendini ne zannediyorsun, bacak kadar boyunla akıl veriyorsun… Kadınların lafıyla hareket edilmez… Önce okulunu bitir sonra konuş…

Siz de bu komutlara pek çok eklemede bulunabilirsiniz eminim. Hepsinin ortak mesajı şu: Düşünceni özgürce, yargılanma ve küçümsenme korkusu olmadan ortaya koyamazsın! Senin kendi aklın,  fikrin, isteğin yanlış olabilir! Sen sen olma, kendin karar alma! Nasıl bir anne, nasıl bir baba, nasıl bir evlat olacağını biz biliyoruz, sen de bizim sözümüzü tut!

Komutlara böyle bakınca, ne kadar üzüntü verici değil mi? Kişiliğin gelişmesini, özgür düşünceli, cesur, yaratıcı çocuklar yetişmesini nasıl da engelleyici!

Bir parantez açıp, kimi geleneksel düşüncelerin koruyucu ve geliştirici, olumlu değerlerin aktarılmasını sağlayan yanları olduğunu da hatırlatalım. “İki dinle, bir söyle” yaklaşımını engelleyici değil, geliştirici bir komut olarak düşünebiliriz örneğin. (Dinlemenin iletişim kalitesi açısından ne kadar önemli olduğunu konuşmuştuk.)   

İşte tüm mesele, bizim neyi tercih edeceğimizdir. Ailede iletişimin kalitesi açısından birinci derecede önemli olan “dinleme” ise, ikinci önemli beceri olarak da “kendini ifade etme”yi belirtebiliriz. Kendini ifade edebilmek için öncelikle çocukluktan itibaren bu izni alıp alamadığımıza bir göz atmamız gerekir. Siz ailenizde ne kadar desteklenirdiniz açıkça konuşabilmek konusunda, bu hakkı doğal bir yolla mı, mücadele ile mi elde ettiniz? Bugün eşinize ve çocuklarınıza karşı davranışlarınızda, bu özelliklerinizin payı var mı? Şimdiki ailenizde karar verilirken herkesin görüşü alınıyor mu? Çocuklara “hayır” demeyi, duygularının farkına varmayı öğretiyor musunuz? İstemedikleri ve hoşlanmadıkları hiçbir şeyi yapmak zorunda olmadıklarına ilişkin bir izinleri var mı?

 Duygu ve düşüncelerin açıkça konuşulduğu ve herkesin kendini ifade etme hakkına sahip olduğu bir ailede, çatışmalar azalır, problem çözme becerisi artar. “Saygı” adına, korkunun hüküm sürdüğü evlerde, çözüm evin dışında aranır ya da çözümsüzlük içinde, mutsuz ve huzursuz yaşanır.

Siz nasıl yaşamak istiyorsunuz? Haftaya kaliteli  yaşam becerilerimiz hakkında konuşalım mı?

 

 

Haftaya kadar ödev: “İki şey insanı mutsuz eder, biri  desinler, biri  demesinler”. Bu atasözü hakkında düşünün, sizin ya da çevrenizdekilerin bu tür  yaşantıları var mı? Başkalarına beğendirmek ya da başkalarının eleştirisinden kaçınmak için istemediğiniz şeyler yapıyor musunuz?

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 2260