SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.10.2018

ANLAMAK SEVGİLİM...


   Bilmeyenler için hatırlatalım; pulları, mersin meyvesinin yapraklarına benzediği için, adına Mersin Balığı denmiştir. Yumurtasını nehirlere bırakarak çoğalırken, yaşamını sürdürdüğü yer, denizlerdir.
  45–50 yıl önce, yumurta bırakmak üzere nehre giren balıklar tutularak, bir taraftan yumurtalarından havyar elde edilirken, eti de sofraları süslerdi. 
  Önce Sarıyar, sonra Gökçekaya, ardından, Yenice Barajı`nın yapılması ile bu balıkların yumurtlama sahalarına ulaşım yolları yavaş, yavaş kesilmiştir. Şubat Ayı içerisinde, nehir içerisinde yüzlerce kilometre yol alarak çakıl ve kayaların üzerine Mersin Balıkları`nın bıraktığı yumurtalar, çatlayarak, Mayıs ve Haziran ayları içerisinde 200–500 gramlık yavrular halinde, esas yaşam alanları olan denize ulaşırlar.
  Son yıllarda, enerji elde etmek için kurulan HES`ler ile balıkların yaşam alanları, tam bir talana uğramıştır.
  “Balık mı? Baraj mı?”eleştirenlerin sesini duyar gibiyim. 
  “Bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olmak” diye bir ifade var. 
  Bir de bilgi sahibi olmadan görüş sahibi olanlara, “benim görüşüm değişmez kardeşim” diyenleri ilave edersek, her şeyin en iyisini en doğrusunu bilenler onlardır.
  Yürümeyi düşe kalka öğrendiğimiz gibi ya-şam ortamımızı, doğru kullanmayı da yanlış-larımızdan ders alarak bir düzene alacağız.
  Barajlarla yapılan büyük yanlış, balık geçitlerinin önce hiç yapılmaması, sonra da göstermelik yapılmasıdır. Kışın, suların yükselmesi ile çalışan geçitler, yaz aylarında su kodunun düşmesi ile işlevsiz kalıyor. Müdahale ederek sorunu aşmak için yeni proje oluşturmak ve masraf yapmak gerekiyor. 2 Metre zıplayan balıklar için geçit yapmak daha kolay oluyor.
  İkinci önemli nokta ise barajlar ve HES`ler(hidroelektrik santralleri) ile oluşan göletlerde, durgun su oluşumu ve türbinlere verilen suların filtre edilmesi nedeniyle balıkların gıdasını oluşturan planktonların(su ile sürüklenen küçük canlılar) yok olmasıdır. Bu durum, Aşağı Sakarya havzasında yaşayan bütün balık türleri için tam bir risk demektir. Böylece nehirde yaşayan her tür canlının miktarında ve çeşidinde azalma olmasını doğal karşılamak gerekiyor. İşte bu nedenle, yöremizde nehir balıkçılığı yapanlar, “eskiden böyle değildi” diyerek şikâyette bulunurlar.
  Nehirler ile denize akan canlılığın azalması, nehrin deniz ile birleştiği yerdeki balık miktarının azalması ve denizlerimizin de balık olarak giderek fakirleşmesi demektir.
  20-30 yıl geriye giderek Sakarya Ağzı`nı değerlendirelim. Kaşık oltası ile tuttuğumuz çinakop ve sarıkanatlar, yaz boyunca burada yemlendiği için avlanıyordu. Yem yoksa balık da yok. İşin özeti bu.
  Festival ile balığı neden bir araya getirdik. Festival = Eğlence, anlayacağınız, balık yemin, insan eğlencenin peşinde. Avladıklarımızı bilgilendirmeye çalışıyoruz.
       
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 802