Anlaşılmayı İstemek...


   “Ga­li­ba size ne demek is­te­di­ği­mi an­la­ta­ma­dım” 
   “Benim söy­le­mem şart mı, o ne is­te­di­ği­mi an­la­mı­yor mu sanki…”
   “Ben açık­ça söy­lü­yo­rum ama siz duy­mu­yor­su­nuz”
   “İnsan­la­rın be­nim­le derdi nedir bil­mi­yo­rum, ko­nuş­sam suç, sus­sam suç”
   “ Ben ne zaman bir şey is­te­sem hep başka bir işin çıkar. Bık­tım artık!”
   “Tamam artık tar­tış­mı­yo­rum sen ne is­ter­sen öyle olsun…”
   Bu cüm­le­ler size neler söy­lü­yor? Siz de, yarım kalan dü­şün­ce­ler, söy­len­me­miş is­tek­ler, gö­zar­dı edil­miş ih­ti­yaç­lar, gizli kal­mış duy­gu­lar ol­du­ğu­nu dü­şü­nü­yor mu­su­nuz bu ifa­de­ler­de? İki kişi ara­sın­da­ki bu tür ko­nuş­ma­lar an­laş­ma­yı nasıl et­ki­li­yor?
İle­ti­şim, yani ken­di­mi­zi ifade ede­bil­me ve baş­ka­la­rı­nı an­la­ya­bil­me ye­te­ne­ği­miz, baş­lı­ca dört alan­da ger­çek­le­şir: Göz­lem­ler, dü­şün­ce­ler, duy­gu­lar ve ih­ti­yaç­lar. Eğer bir­şey­ler eskik kal­ma­sın, ni­ye­ti­mi­zi tam an­la­ta­lım, kar­şı­mız­da­ki bizi yan­lış an­la­ma­sın di­yor­sak, bu dört alan­da da mesaj ver­me­niz bek­le­nir. Olayı yo­rum­la­ma­dan, o an­da­ki göz­lem­le­ri­mi­zi yan­sı­tan baş­lan­gıç cüm­le­le­ri, bizi di­ya­lo­ğa açık hale ge­ti­rir. Ar­dın­dan bu olan­lar hak­kın­da neler dü­şün­dü­ğü­mü­zü söy­le­ye­bi­li­riz, böy­le­ce bi­raz­dan ta­mam­la­na­cak olan bu ko­nuş­ma­nın da­yan­dı­ğı algı te­me­li­ni açık­la­mış olu­ruz. Ola­yın bizi nasıl et­ki­le­di­ği­ne ilş­kin bir duy­gu­mu­zu ek­le­mek, sa­mi­mi­ye­ti­mi­zi ar­tı­rır. En son, ne is­te­di­ği­mi­zi ek­le­di­ği­miz­de, bü­tün­cül bir ile­ti­şim kur­muş olu­ruz. 
   Kı­sa­ca özet­ler­sek, sonuç ala­ca­ğı­nız bir ile­ti­şim için, 
   Göz­lem ya­pa­bil­mek, o anda ka­la­bil­mek, yo­rum­suz mesaj ve­re­bil­mek
   Dü­şün­ce­le­rin far­kın­da olmak
   Duy­gu­la­rın far­kın­da olmak
   İhti­yaç­la­rı açık­ça be­lirt­mek ge­re­kir. 
   Bun­lar­dan her­han­gi biri eksik kal­dı­ğın­da, kar­şı­mız­da­ki o boş­lu­ğu kendi dol­du­rur ve bu da bizim is­te­ği­mi­zin dı­şın­da bir anlam ta­şı­ya­bi­lir. Ya da dol­dur­maz ve di­ya­lo­ğu­nuz or­ta­dan kal­ka­bi­lir. Ör­ne­ğin, “beni hiç dü­şün­mü­yor­sun, çok kız­gı­nım sana, hiç ol­maz­sa bir te­le­fon et­sey­din” de­di­ği­niz­de ala­ca­ğı­nız ilk cevap “yine ne oldu” şek­lin­de ola­bi­lir. Siz de “ne ol­du­ğu­nu bile ha­tır­la­mı­yor­sun, zaten sorun da bu” der­si­niz. “O zaman sen anlat da an­la­ya­lım” ce­va­bı­nı alır­sı­nız. “Sana hiç­bir şey an­lat­ma­ya­ca­ğım bun­dan sonra!” diye ko­nuş­ma­yı bi­ti­rir­si­niz. Sahi, neye kız­mış­tı­nız?
   Ço­cuk­la­rı­mı­zı bü­yü­tür­ken bunu çok ya­şa­rız, ço­cuk­la­ra ye­te­rin­ce açık bir dille mesaj ver­mez­se­niz, “neden, niye, nasıl” so­ru­la­rı­nın ardı ke­sil­mez. “Yemek ye­mez­sen bü­yü­ye­mez­sin” de­me­niz ye­ter­li de­ğil­dir. “Ye­me­ği­ni bi­tir­me­din. Oyuna baş­la­mak için acele et­ti­ği­ni dü­şü­nü­yo­rum. Doy­ma­dı­ğı­nı dü­şü­nüp en­di­şe­le­ni­yo­rum. Ye­me­ği­ni bi­ti­rin­ce sof­ra­dan kal­ka­bi­lir­sin.” 
Eksik bı­ra­kı­lan her ifade, her­kes ta­ra­fın­dan fark­lı ta­mam­la­nır. Siz, doğru an­la­şıl­mak isit­yor­sa­nız, doğru me­saj­lar ver­me­ye dik­kat edin. El­bet­te, kar­şı­nız­da­ki­nin de ih­ti­yaç­la­rı ve fark­lı bir ge­li­şim özel­li­ği ol­du­ğu­nu unut­ma­dan. Her­kes ha­yat­ta bi­ri­cik ol­du­ğu­nu ve doğru an­la­şıl­dı­ğı­nı his­set­me­yi ha­ke­der. Ço­cuk­lar ya da bü­yük­ler…
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 15