SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 16.10.2018

AYRILAMAMAK


Sokak röportajı çekimlerin-den birinde sunucu gençle-re şu soruyu soruyordu: “Nişanlınızla aileniz arasında bir sorun çıksa kimi tercih edersiniz?” 20 kadar kişi aynı cevabı verdi: “Ailemizi tercih ederiz!” Sorgulama, akıl yürütme yok!  Aileniz haklı mı peki? Bunun önemi yok! Ailenin gözü kapalı tercih edilmesi gerekiyor!
Oysa yetişkin insanların böyle bir soruya, taraf tutmadan yanıt verme-si, “bu bir tercih soru-nu değildir, önemli olan benim değerlen-dirmem, kimsenin la-fıyla ilişkilerime şekil vermem” demesi bek-lenir. Bu davranış son yıllarda iyice azaldı, bu tür problem çözme davranışı gittikçe za-yıfladı. Gençler kendi başı-na karar vermekte zorlanacaklarına inanıyorlar.
Ailelerinin onayı olmadan evlenemeyeceklerini düşü-nen gençler olduğu gibi, on-ların onayı olmadan ayrıl-mayacağını düşünenler de var. Ne yazık ki bu konu-da da, kendi sorumluluklarını almakta güçlük çekiyorlar. 
Aile terapisinde bize başvu-ruların önemli bir bölümü-nü, boşanma yolundaki çiftler oluşturuyor. Anne-babalar boşanma sürecinde çocuklarına nasıl davran-maları gerektiği konusunda yardım istiyorlar.  Bunu konuşmaya başladığımızda ise, başka bir soruyla karşı-laşıyoruz: Yetişkin olarak kendileri bu yeni yaşam sürecine ne kadar hazırlar? Çocukların olumsuz etkilen-memesi için çaba harcar-ken, kendileri neler hissedi-yorlar? Bu gerçekle karşıla-şan anne-babaların, öncelik-le sağlıklı bir ayrılmayı planlamaları ve yöneldikleri yeni yaşama hazırlanmaları gereği ortaya çıkıyor. 
   Türkiye İstatistik Kuru-munun açıklamalarına göre, 2013 yılında evlenen çift-lerin sayısı bir önceki yıla göre %0,6 azalırken, boşan-ma oranları % 1,6 artmış. Boşanmanın hukuki, duy-gusal, ekonomik, sosyal açı-dan birçok sorunu da bera-berinde getirdiği ve giderek artan bir sosyal problem haline geldiği ortada. Bu nedenle kadın ve erkeğin sağlıklı ayrışmasının sağla-nabilmesi açısından boşan-ma sürecindeki aileye (kadın-erkek-çocuk) psiko sosyal destek verilmesi bü-yük önem taşıyor. 
   Hukuki ayrışma sağlansa bile, kadın ya da erkek tara-fından duygusal ayrışma sağlanamamışsa uyum süreci çok daha zorlaşıyor. Bu süreçte de, çocuk veya çocuklar; boşanma sürecin-de ebeveynlerin ayrılmayı başaramaması yüzünden,  gelecek yaşamlarına da yansıyacak sorunlar yaşı-yorlar. Halbuki çocuklar kesinlikle boşanmanın taraf-larından biri değil ve ebe-veynlerin bu konudaki des-tekçileri olmaları da gerek-miyor.  
Bir ilişkinin başlaması, sür-mesi ne kadar doğalsa, bit-mesi de o kadar doğaldır. Ömür boyu her zaman yeni çözümler, yeni seçenekler, yeni yaşam yolları karşımıza çıkar. Ama kültürümüz bu konularda esnek değil ve gençleri ya da ileriki yaşlar-da olsa da genel anlamıyla evli çiftleri çok zorluyor. “Çocuklar için” sürdürülen evlilikler en çok çocukları zedeliyor. Çocuklar için iyi olansa, “ne olursa olsun katlanmak” yerine, “ayrıl-mayı” başarmış ebeveyn-lere sahip olmaktır. Dürüst-lüğe ve kendimize saygı duymaya ihtiyacımız var. Çocuklara böyle bir model olmak için çabalamamız ve bu durumdaki çiftlere toplumsal desteği sağlamamız gerekiyor.

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 681