SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.08.2018

BİR İNSANA GÜVENMEMEK...


Bu hafta “güven” konusunda yazmak istiyorum. Son günlerde aile danışmanlığı için başvuran çiftlerde bu konu sıkça ortaya konuyor. Cep telefonları, internet kullanımı insanları kuşkulu, kıskanç, üzgün ve öfkeli hale getiriyor. Yazı, fotoğraf, video paylaşımları bilgilenme, eğlenme, öğrenme, haberleşme gibi ihtiyaçları karşılarken, ulaşamadığımız yerlere, kişilere ulaşmamızı da sağlıyor. Çocuklar ve gençler bilgisayarda online oyunlar oynuyorlar ve bu oyunların heyecan veren, gerçek risklerle karşılaşmadan başarma hissi veren özellikleri nedeniyle vazgeçemiyorlar. Genç kızlar içinse, görselliğin sergilendiği, kolayca mankeni oldukları kocaman bir podyum internet. 
İşte bu ortamda, insanlar birbirlerinden şüphe ediyorlar. Cep telefonlarını karıştırıyorlar, face sayfalarını izliyorlar, sürekli telefonla kontrol etmeye başlıyorlar.  
Aslında olan şu: Gündelik yaşamda giderilmeyen çeşitli ihtiyaçlar, sanal ortamlarda karşılanmaya çalışılıyor. İlgi görme, beğenilme ihtiyacı eşi, çocukları, arkadaşları tarafından giderilmeyen yetişkinler; onaylanma, takdir edilme, başarma, sevilme ihtiyacı ebeveynleri tarafından karşılanmayan çocuklar ve gençler; aslında her yaştaki tüm bireyler hayatlarındaki boşlukları doldurmaya çalışıyorlar. Şu anda bir aile çizimi istediğimizde,  genellikle babalar ellerinde kumanda ya da dizlerinde bilgisayar, anneler mutfakta, çocuklar ders yaparken resmediliyor çocuklar tarafından. Yani herkes kendi yalnızlığı içinde. Ailelerin ortak faaliyetleri nedir diye sorduğumuzda, “dizi izlemek” cevabını alıyoruz. Hep birlikte aynı odada olmak, hiç konuşmadan ekrana bakmak, “ortak faaliyet” sayılıyor! 
İşte tüm bu hayatın içinde insanlar birbirini tanımadan, birbirinin istek ve arzularına kulak vermeden yaşayıp giderken, “güven” tartışması yaşamak, uygun bir şekilde çözümlenemezse şiddete, cinayete yol açıyor. Çocuklar sağlıksız büyüyor ve aslında “hep çocuk olarak” kalıyorlar.
Çok sevdiğim bir söz var: “Bir insana güvenmemek, onun tarafından aldatılmaktan daha ayıptır.” Bu söz bana, başkasını değiştirmeye çalışmamayı hatırlatıyor. Kendimiz her zaman güvenilen, tutarlı, kararlı biri olmaya devam edersek, karşımızdakilere güvenmeyi tercih edersek, sorumluluğu onlara da vermiş oluruz. Yani bize “sen zaten bana hiç güvenmedin ki” diye suçlamada bulunamazlar.
Özellikle çocuk yetiştirirken, kendine güvenen insanlar olmalarını istiyorsak, çocuklarına güvenen anne-baba modelini deneyebiliriz.  Onlarla zaman geçiren, davranışlarını izleyen ve dürüstlük, paylaşım, sevgi, saygı gibi değerleri kendinde taşıyan yetişkinler olmayı tercih edebiliriz. Çocuklar sözel etkileşimden çok, yaşantılar yoluyla öğrenirler. Yaparak-yaşayarak hayatı kavramalarına destek olabiliriz.
Hayat her zaman tercihlerle dolu. Elbette her tercihin farklı bedelleri var. Güvenli bir dünyada yaşamanın bedeli neyse, ödememiz gerek, yoksa kendimizden bile şüpheye düşerek sağlığımızı yitireceğiz.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1251