SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.06.2018

BİRİKTİRDİKLERİMİZ…


 

Biriktirme huyunuz var mı? Hoşlandığınız nesneleri, paranızı ya da anılarınızı?  Estetik amaçlı, koleksiyon amaçlı ya da tutumluluk amaçlı birikimleriniz vardır belki. Belki arkadaş biriktiriyorsunuz hayatınızda, belki mal-mülk, belki sevap, belki başarı…

Bir de biriktirdiğimiz yükler var hayatımızda. Gezgin’in öyküsünde olduğu gibi:

İran mistisizmi, sonsuz bir yolda yürüyen gezginden söz eder. Bu yolcu her türlü yükle yüklüymüş. Sırtında ağır bir kum torbası varmış; büyük su kabı yanından sarkıyormuş. Sağ elinde garip şekilli bir taş, sol elinde iri bir kaya parçası taşıyormuş. Boynunda   yıpranmış bir ipin ucunda eski bir değirmentaşı sallanıyormuş. Ayak bileklerindeki paslı zincirlere bağlı ağırlıkları tozlu topraklarda sürüklüyormuş. Başında ise yarı çürümüş bir balkabağını dengede tutmaya çalışıyormuş. Sızlana inleye adım adım ilerlemekte ve kötü talihinden, kendini tüketen yorgunluktan yakınmaktaymış. Öğle sıcağında bir çiftçiye rastlamış. Çiftçi sormuş: "Yorgun yolcu, niye bu iri kaya parçasını kendine yük ediyorsun? Gezgin cevap vermiş:  "Çok saçma, fakat daha önce fark etmemiştim." Bunun üzerine kayayı atarak kendini daha hafif hissetmiş. Uzun süre yoluna devam ettikten sonra yeniden bir çiftçiye rastlamış ve o da sormuş: "Yorgun yolcu, söyle bana, niye başındaki yarı çürümüş bal kabağı ile kendine eziyet ediyor ve niye o demir ağırlıkları ayaklarında sürüklüyorsun?"

Gezgin cevap vermiş: "İyi ki bunu söylediniz. Kendime ne yaptığımın farkında değildim." Zincirleri çözmüş ve bal kabağını yolun kenarındaki hendeğe fırlatmış. Yine kendini daha hafif hissetmiş. Fakat yol aldıkça tekrar yorgunluk bastırmış. Tarladan gelen bir başka çiftçi kendisini şaşkınlık içinde izlemiş ve "Çuvalda kum taşıyorsun, fakat ilerde taşıyabileceğinden çok daha fazla kum var. O büyük su kabını ne yapacaksın? Nasıl olsa yol boyunca uzun süre sana eşlik edecek temiz bir dere akıyor," demiş. Bunu duyan gezgin su kabının ağzını açmış ve içindeki acı suyu yola boşaltmış. Sırt çantasındaki kumu yere dökünce, bir çukuru doldurmuş. Bütün bunlardan sonra dalgın dalgın durmuş ve batmakta olan güneşe bakmış. Ona ulaşanlar güneşin son ışıklarıymış. Şöyle bir kendine baktığında boynundaki ağır değirmentaşını görmüş ve yürümesine bu taşın engel olduğunu fark etmiş. Hemen ipi gevşetmiş ve taşı nehire, atabildiği kadar uzağa fırlatmış. Sonunda yüklerinden kurtulmuş bir şekilde akşamın serinliğinde kalacak bir yer bulmak üzere yoluna devam etmiş. (Doğu Hikayeleriyle Psikoterapi, N. Peseschkian)

Siz de bir dönüp bakmak ister misiniz kendinize? Taşıdığınız her yükü gerçekten taşımanız gerekiyor mu? Biriktirdikleriniz gerçekten işinize yarıyor mu? Bazılarını bırakırsanız daha güçlü, daha esnek, daha tahammüllü olabilir misiniz? Böylece, çatışmalarınızı azaltıp, hayatınızı daha rahat yönetebilir misiniz? 

Ne dersiniz? 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 469