SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.10.2017

Büyümeyen Büyükler


        Bazen bir boşluk duygusu sarar beni. Her hafta yazmak, çocuklar için çabalamak, aile danışmanlığı yapmak, psikoterapist olarak çalışmak, insanların sorularına cevap vermek, sabırla dinlemek, dinlemek, dinlemek… Bütün bunlar iyi hoş ama bir işe yarıyorlar mı gerçekten? Attığımız taş, ürküttüğümüz kurbağaya değiyor mu? Aileler, çocuklarıyla iletişimlerinde daha dengeli, daha sağlıklı davranmayı tercih ediyor mu? Öğretmenler, öğrencilerinin kimlik oluşturmadaki etkilerini daha ciddiye alıyor, kendilerini daha çok geliştiriyorlar mı?

Derin bir nefes alıp, düşündüğüm olur bunları… Cevaplarını tam olarak bulamayacağım sorular… Sonra yine düşünürüm. Tümüne evet ya da tümü ne hayır cevabını alsam, ne değişecek? Çabalamaktan vaz mı geçeceğim? Bildiğim yolda yürümeye devam etmeyecek miyim?

Devam edeceğimi biliyorum. Etrafıma bakınıyorum, yaşıtım olan, benden daha büyük ya da benden daha küçük, pek çok kişiyle iletişim içindeyim. Herkes kendince problem çözüyor, kendince var oluyor. Ama insan sosyal bir düzen içinde yaşadığından bazı ortak problem çözme davranışlarına ihtiyacımız var. Sızlanarak, yakınarak değil, sorumluluk alarak yaşamaya ihtiyacımız var.

Yetişkin insanlar olarak, “çocuklar gibi” birbirimizi suçlamamalıyız örneğin! “sen hep aileni koruyorsun, bir gün bile benim için annene bir şey demedin, bana arka çıkmadın” demek yerine, kendimiz gidip konuşabiliriz, derdimiz neyse nazikçe ifade edebiliriz. “Ben söylersem kırılır, kendi annesiyle kendisi konuşsun” derken çok nazikmiş gibi görünürüz ama bu cümlenin bir mesajı da, “ben konuşursam anneni fena kırarım, başımı belaya sokma benim” şeklindedir.

Büyümek, en çok kendine sahip çıkabilmek, başkasına saygı gösterebilmek, dünyanın merkezine kendimizi koymamak, zamanın geçiciliğini de, yaşanılan anın kalıcılığını da bilerek yaşayabilmek demektir. Çocuklar için dünya her gün yeniden kurulur, ama büyükler bugünlerin yarını olduğunu bilir, öfkelerin geçeceğini, yaraların sarılacağını, insanın değişebileceğini, her soruna bir yerlerde bir çözüm olacağını ama bunun için çaba göstermek gerektiğini bilir.

Büyümeyen büyükler ise, ellerindeki yetkiyi kötüye kullanan, anne olduğu için, baba olduğu için, abla ya da abi olduğu için, öğretmen ya da patron olduğu için otoriter davranma hakkına sahip olduğunu sanan, güç gösterisinde bulunmaktan vazgeçmeyen insanlar olurlar.

Büyümeyen büyükler, “çocuktan da beter”dir, mutsuz eder ve mutsuz olurlar, kontrol edici, yönlendirici davranırlar. Küserler, suçlarlar ve psikolojik oyunlar oynarlar, birbirlerini aldatır, alkol ve sigara gibi sosyal uyuşturuculara sığınırlar. Büyürlerse, dürüst davranmaları gerekecektir çünkü.

Beni en çok yoran bu tip insanlardır ama en çok da bu insanlara yardım etmeyi isterim çünkü bir zamanlar çocukken, onların da çok yaralanmış olduklarını bilirim.

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 98