SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.08.2018

DEDİKODU VE CESARET


 Geçen hafta, genç bir arkadaşımızla görüşürken beni bir konuşmamdan tanıyınca, masanın üzerindeki Karasu Haber`i işaret ederek “yazılarımı okuyor musunuz peki” diye sordum. “Valla hepsini okumuyorum. Sizin yazınızda dedikodu filan yok, biz dedikodulu yazılara ilgi duyuyoruz” diyerek gülümsedi. Ben de bu hafta, dedikodunun dedikodusunu yapmaya karar verdim.
    Dedikodu, Türk Dil Kurumu sözlüğünde şöyle tanımlanıyor: Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılan konuşma, kov, gıybet. Yani pek iyi bir şey değil. İnsanları birbirine yakınlaştıran ve değerli hissettiren, mutlu eden bir davranış değil. Belki, dedikodu yapan kişinin mutluluğu söz konusu olabilir, ta ki birisi de onun dedikodusunu yapana kadar! Kısacası dedikoduyu öven, destekleyen,  “çok iyidir, biz de yaparız her zaman” diyeni pek bulamazsınız. 
Ama yine de dedikodu dolu bir dünyada yaşıyoruz! İnsanlar dedikodudan gizli bir haz alıyor! Dedikodu eden “ben de başkasından duydum valla” diye kendini savunuyor. Dedikoduyu dinleyen “ben bir şey söylemedim ki” diye avunuyor. 
Çünkü, açıkça, dürüstçe duygu ve düşüncelerini paylaşmak cesaret istiyor. Kendine güven istiyor. Sorumluluk istiyor. Riskleri göze almak gerekiyor. Hakkında görüş belirttiğiniz kişiler size zarar da verebilir çünkü. 
Ama dedikodu öyle mi! Ağzına geleni söylersin, isim vermezsin, genellemeler yaparsın, “herkes böyle konuşuyor” dersin, olur biter! 
Ben de duyuyorum bir çok şeyi! Dinliyorum, face sayfalarından izliyorum, yerel gazetelerde okuyorum! Bazen dedikodu yapmak istediğim de olmuyor değil! Ama ben sırtında yumurta küfesi taşıyan insanlardan olmayı tercih ediyorum. Aman kırmayayım, aman eksiltmeyeyim diye çabalıyorum.
Yoksa aslında, Karasu`nun yeteneksiz ve beceriksiz yöneticileri yüzünden başlanılan işlerin sonuna kadar gidemeyişinden, verilen sözleri anında unutup yokmuş gibi yapılmasından, kimsenin sistemli bir çalışma alışkanlığına sahip olmamasından, birbirlerinin yüzüne şirin şirin gülümseyip arkasından küfretmelerinin çirkinliğinden, insanların yaşam biçimleri hakkında atıp tutan ama başka zaman “adalet ve özgürlük” nutukları çeken eğitimcilerden, çocuk döven öğretmenlerden, uyuşturucu, fuhuş, şiddet gibi çok önemli konuları görmezden gelerek, koltuklarındaki görev süresini doldurmaya çalışan yerel ve kamu görevlisi yöneticilerden söz etmeyi, ben de o kadar istiyorum ki!
Ama dedikodu etmeyi beceremiyorum. Belki öğrenmem gerekir. Belki de cesaretle daha açık ve net olarak, insanları bilgilendirmem gerekir. Çünkü her zaman ailede en önemli şeyin, netlikle, dürüstlükle duygu-düşünce paylaşmak olduğunu söylüyorum sizlere bu sütundan.  
Karasu da benim büyük ailem olduğuna göre! 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 926