SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 13.12.2018

EVET AMA...


Bazı insanlar her şeye mazeret bulurlar. Her şeyden yakınırlar. Siz onlara ne kadar çözümler önerseniz de bir itiraz noktası bulurlar. “Evet ama sen bilmi-yorsun” diye sizi de suçlarlar. Bu insan-lar için hayat, şanssızlıklarla doludur ve bütün şanssızlıklar onları bulur!
Bu “evet ama”cı kişiler, çocukken pek sözü dinlenmeyen kişilerdir. Kendilerini bir türlü ifade edemedikleri için her şeye karşı çıkarak var olmaya çalışırlar. 
Bir zamanlar onları ciddiye almayan insanlara karşı öfkelerini içlerine gömmüşlerdir ve şimdi güçleri yettiği zaman kendileri suçlayıcı ve etiketleyici olmuşlardır.
   Çocukları ciddiye alın. Sevindikleri zaman, üzüldükleri zaman, öfkelendikleri zaman, korktukları zaman duygularını önemseyin. 
   Çocuklar üzüldüklerinde genellikle teselli etmeye ve “üzülme” diyerek olumsuz duygusundan uzak tutmaya çalışırız. Oysa bir düşünün, siz üzgünsünüz, kolunuz kanadınız düşmüş haldesiniz, birisi size bunu hissetmeme-niz gerektiğini, bu duygunuzu bırakmanızı söylüyor! Kendinizi anlaşılmamış ve daha da mutsuz hissetme ihtimaliniz yüksek olur, değil mi? Ama karşınızdaki size “üzgün olduğunu görüyorum. Bu konu senin için önemli. Kendini iyi hissetmiyorsun sanırım. Evet, bu konu gerçekten çok etkiliyor seni” gibi “kabul” sözcükleri kullanırsa nasıl hissedersiniz? Eğer ne hissedip ne hissetmeyeceğiniz konusun-da birileri size akıl veriyorsa, bundan hoşlanmayız ama birisi duygularımızı ciddiye alıyorsa, sorunumuz çözülmese de biz iyi hissedebiliriz.
  Çocuklar, hayata anlam vermeyi bizden öğreniyorlar. “Korkma, üzülme, ağlama” gibi komutlar, kendilerini suçlu hissetmelerine yol açıyor. Çünkü duygusunu apaçık hissettiği halde, “hissetmemesi gerektiği” söyleniyor. Olumsuz duygular kötüleniyor! “Ne var bunda bu kadar kızacak! Amma büyütüyorsun” diyerek öfkesini göstermemesi gerektiğini dikte ediyoruz. 
   İşte böyle büyüyen çocuklar, duygularını ifade etme iznine sahip olmadıkları için hırçınlık yaşarlar. Suçluluk duygularını bastırmak için başkalarını suçlayan, eleştirel, burnundan kıl aldırmayan insanlar olurlar. Yetişkin olduklarında, başkaları-nın düşüncelerini ve duygularını eleş-tiren biri haline gelirler. Her şeye olum-suz bakarlar, cümlelerine “evet ama” sözcükleriyle başlarlar.
   Çocukların sorularını, duygularını, meraklarını ciddiye alın. Sevindikleri zaman sevinin, üzüldükleri zaman kabul edin, öfkelendikleri zaman nedenlerine eğilin, korktukları zaman güven verin. 
   Çocuklar günümüzde kavgaları, savaşları, cinayetleri, kazaları, felaket-leri hergün evlerinin içinde, televizyon ekranlarından izliyorlar. Hayatın bu olumsuzluklarını normalleştirmeyin, insanların daha iyi bir dünyada yaşayabileceğini, tercihlerimizin olabileceğini onlara öğretin. 
   Siz de öyle yapın, çalışkanlığı, paylaşmayı, nezaketi ve özenli davranmayı tercih edin. Hiçbir kaybınız olmayacağını, ama hayatınızın kalitesinin artacağını bilin.
Çocuklarınızla geçirdiğiniz zamanı artırın. Gelişimlerini izleyin. Onların size neler öğreteceğini göreceksiniz. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 811