SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.01.2018

GENÇLERİN DERDİ NE?


 Atatürk,  kurtuluş savaşını başlatmak için Samsun`a gidişinin tarihi olan 19 Mayıs`ı,  “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak gençlere armağan etti. Benim lise öğrenciliğimde, yani 35 yıl önce, şehir stadlarında, sportif etkinlikler ve müzikli hareketli etkinliklerle kutlardık bu günü. Gençlerin o zaman da üniversiteye girme derdi vardı ama lise mezunu olarak da iş bulabileceğimizi biliyorduk. Ben o zamanlar “sınav kaygısı” diye bir kavram duyduğumu hatırlamıyorum. Olsa olsa, “çok heyecanlanan” arkadaşlarımız vardı. O zamanki dertlerimiz bu tür heyecanlardı, mahallemizin dedikoducu teyzeleri ya da amcalarıydı, eşsiz kumsalıyla güzelim sahilimize inememek, denize rahatça gidememekti; okumak istediğimiz kitabı bulamamak, dinlemek istediğimiz müzikleri dinleyememekti. Umutsuz değildik, çaresiz değildik. Kısıtlı olanaklar içinde yol arayan gençlerdik.
Günümüzde gençlerin olanakları bol. Bunların sayısı, gençlerin yarısından fazlasıdır. Olanakları kısıtlı olanlar da,  haberleşmeden mahrum değiller, sadece her ihtiyaçlarını elde edemiyorlar. 
Büyük şehirlerde ya da ilçe merkezlerinde yaşayan kimi gençlerin en önemli sorunu, ne istediklerini, neye ihtiyaç duyduklarını ve niçin yaşadıklarını belirleyememeleri. Son 20 yıldır gençlik, bir “proje çocuklar” kuşağı olarak yetişti. Bilgisayarlı bir dünyaya doğdular ve bilgiyi elde etmek veya üretmek için uğraşmadan, yorulmadan yaşadılar. Yapmaları gereken, verilen bilgiyi ezberlemek ve seçenekler içinden doğru cevabı bulmaktı. Şimdinin 30-35 yaş arası genç anne-babaları olan bu kuşak, çocuklarıyla oynamakta güçlük çekiyor. Kendi anne babalarından halen yardım alıyor. İşyerlerinde yöneticileriyle çatışmalar yaşıyor. Arkadaşlarıyla playstation oynuyor. Yaşlanıyor ama büyümüyor! 
Kültürümüz gençlere güvenmiyor. Adam yerine koymuyor. Sorumluluk vermiyor. Elbette bunu yapan aileler veya kurumlar var ama sayıları daha az. Asıl yaygın kültür, gençlere saygı duymuyor. 
Bu ideolojik bir konu. Şu andaki hükümetin tercihi olarak, gençler “kontrol altında” olsunlar isteniyor. Okul yöneticileri, dernek ya da vakıf temsilcileri bu işlerle görevli. Dini kurallar  ve gelenekler gençlerin, büyüklerin kontrolünde olması gerektiğini açıklıyor. Eğitim sistemi de buna uyumlu hale getirildiğinde, hedefe ulaşılıyor. 
Gençlik, biz büyüklerin güvenine ve takdirine ihtiyaç duyar. Çocuklarını onaylayan, gurur duyan, her zaman değer veren ebeveynler olun. Onları birbiriyle yarıştırmayın. 
Gençlerin tüm derdi, onlara gerçekten güvenip inanmamız. Belki hata yapacaklar ama bunu erken yaşta yapsalar da, sizin yol göstericiliğinizden yararlansalar olmaz mı? Gençler, içtenlikle sevgi ve saygı ilettiğimizde çok güzel kıymetini bilirler. 
Aslında bizim gençlere ihtiyacımız var, onların bize değil. Bunu unutmasak ne iyi olur. O zaman onlar da bizim deneyimlerimize kulak verebilirler. Elbirliğiyle bir daha Samsun`a çıkarız belki. 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 217