SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 15.10.2018

Hem duygusal hem zeki...


Zeki insanların her şeyi en iyi yapması beklenir. Matematikten çok başarılı olup arkadaşlarıyla geçinmeyi başaramayan çocuğa şaşarız, “sen akıllı çocuksun niye onlar gibi kavga ediyorsun?” Fiziksel gelişimi, dil gelişimi, algılama gücü, sentez gücü, iletişim kurma becerisi gibi çeşitli özellikler yönünden yaşıtlarından ileri olan çocukların,  gelişimlerinin desteklenmesi gerektiğini düşünürüz. Bu çocuklar üstün yetenekli olabilir ve doğuştan getirdikleri bu özellikleri, ayrımsız her aile yapısı içinde gelişebilir. Ancak her aile, çocuklarının gelişimine farklı bir anlam verir ve çocuklardan ne beklediğiniz, onların gelişim yönünü belirleyen en kuvvetli etkenlerden biri olur. Eğer aile “çok akıllı ama söz dinlemiyor, çok huysuz, arkadaşlarıyla geçinemiyor” gibi, sosyal gelişimle ilgili sorunlardan söz ediyorsa, aklımıza “duygusal zeka” kavramı gelir. Duygusal zekası yüksek çocuk, kendilerini tanıma ve başkalarını anlamada yeteneklidir, yaratıcı ve motivasyonu yüksektir. Yani, duygularının farkında olur ve onları yönetir, mutlu olmaya dönük çaba gösterir. Eğer bir çocuk, akademik olarak başarılı ama duygusal olarak uyumsuz ve mutsuzsa, bir süre sonra akademik başarısı da etkilenir, yeteneklerini kullanmada zorluk çeker. O nedenle, çocukların başarısından söz edeceksek, onların “mutlu” olup olmadıklarıyla ilgilenmemiz gerekecektir. Bu da, duygusal zekayı geliştirmekle olur.

Duygusal zeka, en açık ifadesiyle, duygularımızı tanıma ve ifade etme, onları yönetebilme yeteneğimizdir. Temellerini aile ortamından alır. Çocuğun benlik algısı gelişirken, geldiği dünyada yeterince istenip istenmediğini, bu dünyanın kendisi için yeterince güvenli olup olmadığını sorguladığını biliyoruz. Bu süreçte, çocuğun ortaya koyduğu tepkilere aileler, bazen duyguları görmezden gelerek, bazen duyguları reddederek karşılık verirler. ”Bunun için ağlanır mı, sen de çok abartıyorsun,  o söylesin sen duyma, biraz sus, korkulacak bir şey yok, çok gülersen kötü bir şey olur, biraz sakin ol…”

Bazen de, duyguların ifadesine izin verir hatta model olurlar. “Sanırım üzgünsün, ben de senin yaşındayken benzer bir üzüntü yaşamıştım”, “demek korktun, ben buradayım, sana yardım edebilirim”, “ben de çok sevindim, ne güzel…”, “çok mu kızdın, seni ne öfkelendirdi, konuşabiliriz.”

Duygusal zekası yüksek kişiler, duygusal özerklik becerisi gösteren, yani özbilinci yüksek ve empatik davranan kişilerdir. Zeki bir insan olabilir ve gösterdiğiniz akademik ya da sosyal başarı ile doktor-öğretmen-mühendis-müdür-patron-bakan ya da cumhurbaşkanı olabilirsiniz,  ama duygusal zekası yüksek biri değilseniz insanlar sizi model alamaz, size bağlanamaz, güvenemez, sizi sevmekte güçlük çekerler, sizinle mutlu olamazlar.

Duygusal zeka geliştirilebilir, her yaşta, her yerde, her zaman. Sadece bunu istemeniz gerekir.

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 342