SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 17.08.2018

HERŞEY AKAR...


Ülkemizi 4 yıl daha yönetecek olanlar belli oldu, huzurlu da olsa, huzursuz da,  seçimler de geride kaldı, günlük yaşamımız sürüyor. Yaşamın kendi ritmine göre devam ettiği, her şeyin akıp geçtiği ve “işimize bakmamız” gerektiği bir kere daha görüldü. Anlaşılıyor ki, kendi başına karar verebilen, kimseye kul olmayan çocuklar yetiştirmeden, mutlu yarınlar gelmeyecek…
Bugünlerde çocuklarınızla konuştuğunuz konuların başında “ders çalışmak” geliyor sanırım. Çünkü danışma merke-zimizde en çok bu konularda başvuru alıyoruz. Ben de bu hafta, “ders çalışma” hakkın-daki daha önceki bazı önerile-rimi tekrarlamak istiyorum. 
“Öğrencilik yaşamın bir döneminde sizin  de başımızdan geçti. Hatırlayın, sizi neler motive ederdi çalışmak için? Anne babanızı memnun etmek için mi, öğretmeninizin gözüne girmek için mi, arkadaşlarınızın arasında öne geçmek için mi, yoksa “geleceğinizi garantiye almak” için mi ders çalışırdınız? 
Ders çalışmayı yaşamın doğal akışı içinde, doğal bir davranış, yeri zamanı belli olan bir iş olarak görmek yerine “başarı” kavramı ile bağlantılı, zorunlu bir görev olarak görüyor olabiliriz. Çocuklarımız onlara verdiğimiz mesaja göre bize tepkiler verirler. Ders çalışmayı “çok önemli” bir olay olarak değil, tamamen kendi sorumluluğu olarak algılaması, sizin elinizdedir. Okulda, dersanede, kursta, sokakta yetişkinler çocuklara hep ne yapması ve ne yapmaması gerektiğini söylerler. Oysa tüm yetişkinler kendi rolünde kalsa, anneler öğretmencilik, komşular ya da büyükanneler-büyükbabalar müfettişçilik oynamasa, öğretmenler de ebeveyn rolüne girmeseler, çocuklarımızın kendi kendini kontrol edebileceğine güvenseler, öyle güzel olur ki… 
Nasıl olacak, dediğinizi duyuyorum. Öncelikle, zamanı yapılandırmak gerekecek. Çocuğun ne zaman, nerede ve ne kadar ödev yapacağı belli olsun. Bu süre bitince de ödev işi bitsin. Ödevler bitmese de defterler kapansın ki, zamanı ayarlamayı öğrensin. Çocuğunuzu, ödev sorumlulu-ğuyla ilgili olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktan kurtarmayın. Öğretmen ödev veriyorsa, kontrol de etsin ve sözünü tutmuş olsun ki, çocuğa örnek olsun. Kontrol etmeyecekse, bunun ödev değil, çalışma önerisi olduğunu baştan söylesin. Çocuğunuzun  hangi öğrenme stiline sahip olduğunu öğrenin ve ona göre ders çalışma koşullarını oluşturun. Eğer tüm çabalarınıza karşın sorun çözülmüyorsa, sorunun nerede olduğunu anlamak için bir uzman desteği alın. Çocuklar bazen bir tepki olarak, yapmala-rı gerekeni yapmamaya başlar. Neye tepki verebileceklerini anlamaya çalışın.
Ödevler ve sınavlar, öğrenilen bilginin pekiştirilmesi için bir araçtır. Eğer bir “ölçme” aracı, “korkutma nedeni” olarak gösterilirse, çocuklar ne yapsın? Onlara sunduğumuz dünyada yaşamaktan başka çareleri var mı?”
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 540