SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.10.2018

İÇTEN KONUŞMALAR…



Sözü sohbeti dinlenir, ağzından bal damlar, konuşması huzur verici, dinlemesi zevkli… Bazı insanların konuşma tarzı hakkında böyle yorumlarda bulunur, onlarla zaman geçirmekten hoşnut oluruz.  Bir de, ne dediği belli olmayan, konuyu evirip çeviren, konuşması sinir eden, laf ebeliği yapan, vızıltı gibi konuşan insanlar var. Bunlarla iletişime geçmek istemez, bir yolunu bulup uzaklaşmaya çalışırız.

İnsan sadece sözcüklerle konuşmaz, daha öncesi vardır, gözle, duruşla, sesle bağ kurarız birbirimizle. Çocuk doğduğu andan itibaren çeşit çeşit ağlamalarla annesine seslenir. Acıktım ağlaması, altım ıslak ağlaması, gazım var ağlaması, sıkıldım yalnız kalmaktan ağlaması… Anne bunları duyar ve çocuğuyla aynı dilden konuşmayı başarırsa, ağlamayı keser, mırıltılarla karşılık verir. Anlaşıldığından emin, huzurla büyür çocuk,  derdini söylerse derman bulacağına inanır, arzuları, ihtiyaçları, merakları için suçlu olmayacağını, uygun bir temasla karşılık alabileceğini öğrenir.

Ama anneler (ya da babalar, çocuğa bakım veren diğer yetişkin kişiler) çocuğa isteksizce, azarlayarak, kızgınlıkla, suçlayarak yanıt verirlerse, çocuk kendi varlığından utanmayı öğrenir, başkalarını meşgul ettiği, uygunsuz isteklerde bulunduğu için kendini suçlamayı, “sesini kesmeyi” öğrenir.

İşte bu çocuklar, büyüdüklerinde ya “içten” konuşan, duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilen, samimi, dürüst ve net insanlar olurlar ya da “içinden içinden ” konuşan, sesini pek çıkarmayan, yanlış anlaşılmaktan korkan, başkalarını üzmemek için sessiz kalmayı erdem sayan, duygu ve düşüncelerini gizlemeyi tercih eden insanlar olarak yaşarlar.

İnsan ilişkilerinde birbirimize en büyük borcumuz ya da yapabileceğimiz en büyük katkı,   içten ve net olmayı tercih etmektir. Bırakın kırılacak, yanlış anlayacak, üzülecek, sorun çıkaracak diye onun adına düşünmeyi, siz, kendiniz olarak ilişki kurun önce, gerçek düşüncelerinizi anlatın, duygularınızı açın. Nezaketle davranmak adına, karşınızdakinin, gerçeğin farkında olma hakkını elinden aldığınızı görmüyor musunuz? Olumsuz düşünceleriniz de olsa, onu düşünüp konuşuyorsanız zaten bir değer veriyorsunuz demektir, yoksa hiç zahmet bile etmezdiniz. Öyleyse, içten olmanızda hiçbir sakınca yok, dürüstlük ve incelikle iletişim kurarsanız, bu aranızdaki bağı daha da güçlendirir.

İnsan ilişkilerinde en bozucu ögelerden biri, zihin okumadır. “Söylersem şöyle düşünür, şunu anlar, kesin böyle davranır” gibi yorumlarla, onun adına karar alırız. Belki haklıyız ama bırakalım karşımızdaki de kendi davranışlarının sonuçlarını yaşasın, kendisiyle yüzleşsin. 

 Kimle olursa olsun, çocuğunuzla, eşinizle, anne-babanızla ya da arkadaşınızla, içten, samimi, dürüst olun. İnsanlara güvenin, acılarla baş edebilirler, gerçeklerle yüzleşebilirler, siz onu koruduğunuz sürece değil ama kendileri sorun çözmek zorunda kaldıklarında gerçekten büyüyebilirler. Siz sadece çocukların ebeveyni olun, yetişkinler kendilerine bakım verebilirler.  

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 184