SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.01.2018

İKNA EDEBİLMEK


  Konfüçyüs ve arkadaşları yolculuk ederken bir mola vermişler. Bu sırada atlarından biri kaçıp, bir çiftçinin tarlasında otlamaya başlamış. Bunu gren çiftçi kızmış ve atı alıkoymuş. Konfüçyüs`ün ikna alanında bilgin olarak kabul edilen öğrencilerinden biri çiftçiyle görüşmeye gönüllü olmuş. Çiftçinin karşısına geçip, etkili bir konuşma yapmış. Ama çiftçi hiç oralı olmamış. Yanlarına çok kısa bir süre önce katılmış olan sıradan bir adam Konfüçyüs`e, “bırak bu işi ben halledeyim” diye rica etmiş. Çiftçiye gitmiş ve “senin burada, batıda arazin var, bizİm de doğuda arazimiz var. Doğuya yolun düşerse, senin atın bizim arazimizde otlayabilir. Bir batıya geldiğimiz zaman, bizim atlarımız senin arazinin dışında nerede otlayabilir?” demiş. Bu sözleri duyan çiftçi çok etkilenmiş, “şurası açık ki, bu doğru bir konuşma şekli ve senden önce gelen adamınkine hiç benzemiyor” diye karşılık vermiş ve atı iade etmiş. (Nossrat Peseschkian, “Eğer hiç sahip olmadığın …”. S: 18)
Bu hikaye size ne söylüyor? 
Ben okuduğum da, aklıma ilk gelen insanlara “laf” anlatmanın güçlüğüydü! Evet, insanları ikna etmek, duygu ve düşüncelerine hitap etmek, kendi inandığımız doğruları onlara açıklayabilmek hiç kolay değildir! Ama bunu yapabildiğinizde çok önemli sorunları çözer, çok büyük çatışmaları ortadan kaldırabilirsiniz. 
Yukarıdaki öyküde, çiftçiyi ikna eden adam, aslında ne yapmıştı? Konuyu açık ve net bir biçimde ortaya koymuş ve çiftçiye de bir soru sorarak, onun da görüşünün önemli olduğunu hissettirmişti. Doğruları kaba bir şekilde ya da onun anlayamayacağı kadar inceltilmiş cümlelerle değil, hem dürüst hem nazik olmayı başararak, o andaki gerçekliğe uygun olarak ifade etmişti. 
İşte “ikna” dediğimiz şey budur, üstü kapalı cümleler değil açık ve berrak düşünceler ifade etmelisiniz. İmalar, genellemeler, “kimden söz ettiğimi herkes biliyor” ya da “kişi kendini anlar” gibi dokundurmalar ilişkiler geliştirmez, sorun çözmez. Sizi de dürüstlükten uzaklaştırır. Güvenilmez, lafına inanılmaz biri yapar. Eğer düşüncelerinizi, duygularınızı, önerilerinizi açıkça söyleyemeyecek durumdaysanız, bunun sakıncaları olduğunu düşünüyorsanız, o zaman hazır olana kadar susun. 
Yetişkinler olarak çocuk ve gençlere model olursunuz. O yüzden, çocuklarınızla konuşurken hem düşüncelerinizi açık ve anlaşılır ifade edin hem de duygularınızı açıklayın. Çocuklarınıza da düşünme payı bırakmak için onlara soru cümleleriyle yaklaşın. “ödevlerini bitirmeden çıkamazsın” yerine, “ödevini bitirmek için ne kadar zamana ihtiyacın var” demeyi başarın. 
Bu dünyada bir gün insanların karnından konuşmadığı, birbirine saygı duyup, korkusuzca iletişim kurabildikleri bir zamana ulaştığımızda, yaşamak çok daha zevkli olacak! Çocuklarınız için, bunu deneyin… 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 432