SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.08.2018

İNANARAK YAŞAMAK


   “Kimse bana inanmıyor. Ben gerçekten pilot olmak istiyorum. Mühendis ya da doktor olmak istemiyorum.”
“Kimse bana inanmıyor. Ben bu kızla gerçekten evlenmek istiyorum. Onun hastalığına acımıyorum, hayır nedeni bu değil, onu gerçekten sevdiğim için evlenmek istiyorum…”
“Kimse bana inanmıyor. Ben gerçekten bu iyi gelir getiren işi bırakmak ve küçük bir arazide çiftçilik yapmak istiyorum.”
“Kimse bana inanmıyor. Ben okula gitmek istemiyorum. Gerçekten okulu sevmiyorum.”
Bunlara benzer çok örnek yazabilirim. Çocuk, genç ya da yaşlı insanlar kendilerine inanılmamasından yakınıyorlar. İsteklerinin, düşüncelerinin ya da duygularının dikkate alınmamasından rahatsızlık duyuyorlar. Bir kısmı mücadele edebiliyor bu durumla, bir kısmı ise yenik düşüyor. Başkalarının kendileri hakkındaki planlarına boyun eğiyorlar.
   Kendinizi bir gözden geçirin, size inanılmaması nasıl etkilerdi sizi? Kim, düşüncelerine ve kararlarına inanılmayan, güvenilmeyen biri olmayı ister ki? 
   Çocukların kişilik gelişimindeki kritik anlardan biridir kendisine inanıldığını keşfetmesi. Söylediklerine, yaptıklarına, hissettiklerine inanılması onun için varlığını garantileyen, değerli hissettiren andır çünkü. 
“Karnım ağrıyor, okula gitmeyeceğim” diye kıvranan çocuğu düşünün. “karnı ağrımıyor aslında, okula gitmemek için böyle yapıyor” diye düşünüyorsanız eğer, ona göre tepki verir ve okula gitmesi için zorlarsınız. Ama eğer, “bu karın ağrısı neyin habercisi, neden okula gitmemek için bir bahaneye ihtiyaç duyuyor olabilir” diye düşünürseniz aradığınız çözüm farklı olur. Yani çocuğun karnı fiziksel olmasa da, gerçekten ağrıyordur, ancak ona inanmayı tercih ederseniz bu ağrı geçer. İlgilenmeye, “karnın ağrıyorsa buna bir çözüm aramalıyız, bakalım sana nasıl yardım edebiliriz” diye başlamak veya“tamam okulda geçer, geçmezse ben seni doktora götürürüm” diye başlamak, sonucu etkilemez mi sizce?
Çocuklarınıza inanın. Onların hissettiklerini, düşüncelerini ciddiye alın. Çocukların sizi güvenli bir liman olarak görmeleri önemli, onlara inanmayacağınızı ya da kendilerini eleştireceğinizi hissederlerse nasıl size dürüst olsunlar? Nasıl size güvenip tüm zorlukları anlatsınlar? 
İnsanların inanmaya ihtiyacı vardır. Önce insan olarak birbirimize inanmak isteriz. Sonra da bizi bir arada tutacak düşünce ya da duygulara ihtiyaç duyarız. Bunlar dini ya da ideolojik düşünceler olabilir. Ya da dünyanın kurtuluşu için çevreci mücadeleye inanan biri olmayı istersiniz. Ama inanmadan yaşayamayız. Daha doğrusu, inanarak yaşamak, bizi daha mutlu kılar. Bunun başlangıcı, kendimize inanmazdır. Onun da başlangıcı, bize inanılmasıdır.
Çocuklarınızı inanmanın güzelliğiyle ve gücüyle büyütün. 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 362