SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • KADINLAR GÜNÜ GEÇTİKTEN SONRA… KADIN OL, KENDİN OLMA!

KADINLAR GÜNÜ GEÇTİKTEN SONRA… KADIN OL, KENDİN OLMA!



   8 Mart günü kutlanan Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla, kadınların sorunları ve ihtiyaçları bir kez daha yüksek sesle konuşuldu. Erkekler kadınların çok değerli ve önemli oldukları nutuklarını attılar, kadınlar, “bizi süslü sözlerle kandıramazsınız” diye itirazlar ettiler. Kimi kadınların hiçbir şeyden haberi olmadı, kimi çok özel ve pahalı hediyeler aldılar eşlerinden.  
Bu işin başlangıcı neydi? Önce bunu hatırlatmak istiyorum size. 8 Mart 1857`de ABD`nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can verdi. Yıllar sonra, 26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart`ın  “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.
Peki şimdi bunu kimler biliyor ve işin aslına uygun bir anma yapıyor? Görüyorsunuz, sosyalist ve emekçi kadınlar dışında, “sosyalist” sözcüğüne tahammülü bile olamayanlar da kadınlar günü için programlar düzenliyorlar. “Her kadın emekçidir” edebiyatı yapılarak, kadınlar onurlandırılmaya çalışılıyor ama sonuçta tüm balonlar 24 saat içinde sönüyor. 9 mart oldu muydu, eski tas eski hamam.
Ne olacak bu işin sonu? Kadınlar yeryüzünde özel olarak korunması gereken bir canlı türü gibi ele alınmak yerine, hayatın asli bir unsuru, ailenin doğal ve eşit bir üyesi olmak için ne kadar bekleyecekler?
Cevabı açık: Kendileri bu gidişe dur diyene kadar! Hakları çiğnenen, erkeklerle eşit olduğunu hissedemeyen kadınların büyük çoğunluğu, bu duruma itiraz etmeyi düşünemiyor. Bunu bir gelenek, bir kader gibi yaşıyor. Oysa bu sonuçta, içinde büyüdüğümüz kültürün etkisi büyük. 
Kadınlar çocukluklarından itibaren çok farklı komutlar alıyorlar: “onunla  bununla konuşma, çok gezme, geç kalma, çok hareket etme, kısa giyme, dar giyme, gece dışarı çıkma, sesli gülme, çok yaklaşarak konuşma, bir erkeğe soru sorma, konuşmayı sen başlatma, ağır ol, erkek arkadaşlarının evine gitme, makyaj yapma, erkeklerle el kol şakası yapma, eteğini kontrol etmeden oturma, kahkaha atma, erkekten arkadaş olmaz unutma…”
Tüm bu komutları tek cümleyle de ifade edebiliriz: 
“BİZİM İSTEDİĞİMİZ KADIN OL, KENDİN OLMA!”
Oysa çocuklarımızı kadın erkek ayırmadan, yasaklarla değil de, “sen kendini koruyabilirsin, kendine ve başkalarına güvenebilirsin, kararlı olabilirsin, seçme hakkın var, kurallar karşısında daha iyi hissetmen için yardıma hazırım” şeklinde izinlerle büyütmek de mümkün. 
Kadınlar, unutmayın, bizim de “kendimiz olmaya” hakkımız vardır ve istersek, adil, dürüst, neşe dolu bir dünya için mücadele edebiliriz! 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 1969