SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.01.2018

KARASU’DA KADIN OLMAK


   “Karasu`da kadın olmak sizin için nasıl bir anlam taşıyor”diye sorduk kadınlara: 
Çalışmayan, 28 yaşında genç anne: Karasu`da kadın olmak, akşam eşinin kahveden gelmesini beklemek demek.
Bir esnaf yanında çalışan lise mezunu, 32 yaşında kadın: Çalışsan bile hem evinin hem çocukların tüm sorunlarını üstlenmen demek.
Üniversiteye hazırlanan genç kız: Ailenin sana güvenebilmesi demek.
40 yaşlarında evli kadın: Çarşıda rahatça dolaşamamak, hep erkek kalabalığı içinde, izlenme duygusu demek.
3 çocuklu, 12 yıllık evli kadın: Kocanı ve ailesini memnun edecek şekilde yaşamak, istediğin gibi gezememek, eğlenememek demek.
Bekar, genç öğretmen kadın: Hafta sonları çok sıkılmak, kendi başımıza yapabilecek hiçbir şey bulamamak, hep şehir dışına çıkmak zorunda kalmak demek.
48 yaşında, 3 çocuklu çiftçi kadın: Çalışmak demek, kadınlarla sohbet etmek demek, çocuklarını büyütmek demek.
Bir çocuklu, öğretmen kadın: Öğrencilerinin annelerinin yaşam zorluklarına tanıklık edip, hiçbir şey yapamamanın üzüntüsü demek.
44 yaşında, esnaflık yapan iki çocuklu kadın: Eşini hafta sonları balık tutma sevdasıyla görememek demek…  
İşte bunları duyduk sorumuzun cevabı olarak. Sonra düşündük, kadın olarak illa farklı bir şekilde mi yaşamalıyız hayatı? Kadın ya da erkek… Yaşamımızda ve insan ilişkilerinde önemli olan sevgi, saygı, güven değil mi? Neden bu kadar güvensiziz birbirimize? Kadınsa hata yapar, hareketlerinin kontrol edilmeye ihtiyacı var… Kadınsa güçsüzdür, müdahale edilmeye ve aşırı korunmaya, kısıtlanmaya ihtiyacı var… Kadınsa beceremez diye düşünüyoruz. Neden saygı duymuyoruz birbirimize? Kadınsa kimliği daha kötü, onun kimliğini biz oluşturalım… Kadınsa yaşamı boyunca tek bir adamı sevmeli, vazgeçmeye hakkı yok… Kadınsa çocuğa o bakmalı, uykusuz kalmalı, dışarıda keyifli vakit geçiren kocasını evde keyifsiz şekilde beklemeli, ses çıkartırsa da azar ya da dayak yemeli… Kadınsa fiziğine bakılmalı, vay be denmeli, aklı ve yüreği değerlendirmeye alınmamalı diye görüyoruz. Neden bu kadar sevgisiziz birbirimize? Kadınsa sevgiyi kazanmak için çaba sarf etmeli, alttan almalı, erkeğin sevgisini kaybetmemek için hep kendine bakmalı diye düşünüyoruz.
Gerek var mı bunca düşünceye, bunca şartlanmaya, bunca toplumsal kodlamaya?  Gerek var mı esasen koruyucu olan etik değerlerimizi, içine kendi kirli düşüncelerimizi katarak işe yaramaz hale getirmemize? İnsan olarak yaşamımızı huzurlu şekilde sürdürebilmemizin en basit formülü kabullenmek, sevmek ve farklı oluşa saygı duymak. Fiziksel ve psikolojik olarak somut bir şekilde cinsiyet farklılıklarımız olduğu gerçek. Fakat bu farklılığa her birimizin yüklediği anlamlar zaman içerisinde bir kirlilik, bir ayırım ve karşı cinse karşı belki öfke yarattı. Kadın-erkek temelindeki değerlendirmeler arttıkça, `insan` temelindeki değerlendirmeler azaldı. Rahatlıkla, dostça, korkusuzca, sevgiyle sadece insan olarak yan yana durabilirdik, durmalıyız.
Karşı cinsi kabullenen, değer veren ve vakit geçirenlere karşı negatif düşüncelerimiz durmuyor. Ama bir düşünelim, değişmesi gerek onlar mı, yoksa bizim korkularımız ve bu duruma yüklediğimiz anlamlar mı, önyargılarımız mı? 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 757