SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • ÖĞRETMENİM ÖDEVİMİZİ YAPTIK...

ÖĞRETMENİM ÖDEVİMİZİ YAPTIK...


   Bu haftaki yazımı hazırladığım gün, ayın yirmidördüne denk geldi. 24 kasım, yani, öğretmenler günü. İlk kez 1981`de dönemin Milli Eğitim Bakanlığı`nca kutlanmaya başlanmıştı. 12 Eylül darbesinin ardından tutuklanan, mesleğinden uzaklaştırılan, öğrencilerinden koparılan pek çok öğretmen için böyle bir kutlama, onlarla alay etmek gibiydi. Çok sayıda öğretmen, resmi kutlamalar dışında uzun yıllar reddettiler bu günü. Ama zamanla, unutuldu başlangıç nedeni. Hatta bir okulda tören sunucusu öğretmenin “Atatürk`ün bize armağan ettiği bu günde” şeklinde bir konuşmasına da tanık oldum. Gerçekten öyle sanıyordu. Oysa, 24 Kasım`ın Atatürk`le tek ilgisi, Millet Mektepleri Başöğretmeni olarak ilan edildiği gün olmasıydı.
Şimdi aradan geçen bunca zamandan sonra, öğretmenler gününü kimin ilan ettiği akla bile gelmiyor. Öğretmenlere hediyeler sunuluyor, okul yemekleri düzenleniyor, kutlama törenleri yapılıyor. Duygusal paylaşımlar, anılar, eski öğrencilerle buluşmalar, facebook sayfalarında yazışmalar almış başını gidiyor. 
Ama neye yarıyor? Öğretmenlerin mesleki gelişim ihtiyaçları, tükenmişlikleri, ekonomik sorunları, öğretmensiz okullarla okulsuz öğretmenlerin bir türlü buluşamaması gibi büyük sorunlar konuşuluyor mu? Haydi bu “büyük” sorunları bir kenara koyalım, daha yakından bakalım: Öğrencilerle öğretmenler ve veliler arasındaki iletişim olması gerektiği gibi kuruluyor mu? Yoksa, herkes işine geleni mi yapıyor? 
Öğretmenler gününü vesile edip, öğretmen-öğrenci-veli ilişkilerine giriş yapmak istiyorum. Danışmanlık çalışmalarımızda sık sık karşılaştığımız bir sorun var: Ödevler! Öğretmenlerin öğrencilere verdikleri ödevleri bazen veliler bitiriyor. Neden mi? Ertesi gün çocuk ödevsiz giderse öğretmen veliye kusur buluyor da ondan! Hele bir proje hazırlamak  söz konusuysa, iş başa düşüyor, veliler proje yarışına girişiyor. Bunu neden yaptıklarını sorduğumda, “öğretmenimiz öyle istiyor ama” diyorlar. Buradaki “öğretmenimiz” sözcüğüne dikkatlerini çekiyorum, “sizin   öğretmeniniz mi, çocuğunuzun mu” diyorum, o zaman farkediyorlar. 
Sevgili anneler, sevgili babalar, çocukla ilgilenen diğer aile bireyleri!
Çocuğunuzun yerine ödev yapmayın! Onunla öğretmeni arasına girmeyin! Sizi kim bu role zorlarsa ona karşı çıkın! Çocuğunuzun kendi görevlerini üstlenmesi, yaşamının sorumluluğunu alması için çok kritik bir noktadır bu. Siz onun adına sorun çözdükçe, büyümesi gerekmeyecektir. Ödevin anlamını kendi kavrasın! Çocuğunuzun “ödevlerini yaptırın ve kontrolünü evde yapın, ben okulda bakamıyorum” diyen bir öğretmeni olsa da, bu görevi almayın! Siz çocuğunuzun ebeveynisiniz, o rolde kalın!
Zaten çatışmaların bir kısmı, rol karmaşasından kaynaklanmaz mı? Herkes “işini” doğru yapsa, birbirinin sınırına girmese ve kendi sınırlarını korusa yaşam daha kolay olmaz mı? 
Haftaya devam edelim, bu “sınır” meselesine. 

Size de ödev: Sınırlarınız var mı? Kimlere sınır koyabiliyorsunuz? Kimler sizi “sınırsız” sanıyor?
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 860