SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 21.08.2018

Okur musunuz?


 Bu gazeteyi okuyorsanız, okuryazar olduğunuz kesin. Ama acaba ne kadar okuyorsunuz?

Size bu hafta bu “okuma” işinden söz etmek istiyorum. Hepimiz, kitap okumayı seven bir çocuğa sahip olmaktan hoşnut oluruz. Okullarda öğretmenler öğrencilere kitap okumayı sevdirmeye çalışır. Ülkemizin değişik yerlerinde kütüphanelere kitap bağışları için kampanyalar açılır, kitap fuarları düzenlenir. Kısacası, kimsenin “boşverin kitap okumayı filan, okuyup da ne olacaksınız” diye, alenen karşı çıktığı yok!

Karşı çıkan yok belki ama yeterince desteklenmiyor çocukların, gençlerin kitap okuması. Kitap okumak zorunlu bir yaşam becerisi değildir, nefes almak gibi, yemek yemek gibi, tuvalete gitmek gibi, olmazsa olmaz değil yani. Ama olursa yaşam kalitemiz artar. Çünkü kitap okumak kendi kendine büyümeye çabalamak demektir. Kitap okumak olaylar, insanlar, mekanlar arasında ilişkiler kurabilmek, öğrenme ve düşünme becerimizi geliştirmek demektir. Kitap okumak insanı tanımak demektir. Sadece insanı mı, her şeyi, hayatı tanımak demektir. Kitap okuyan insanlar merak eder, sorgulamayı ve bazen de gereksiz sorgulamamayı, olayları olduğu gibi kabul edebilmeyi öğrenir.

Çocuklarının olumsuz davranışları ve sosyal yaşam sorunları için yardım almaya gelen ailelerin büyük kısmında, kitap okuma alışkanlığı olmadığını görüyorum. Kitap okuyan çocuklar daha huzurlu, daha kendine yetebilen, daha başarılı çocuklar oluyorlar. Öyleyse bu kadar önemli bir konuyu nasıl bu kadar ihmal edebiliyoruz dersiniz?

Bu ihmal, her şeyden önce eğitim yöneticilerinin ihmalidir. Çünkü, kitap bir kültür ürünüdür ve kültürü yaymak ve geliştirmek, kültürlü nesiller yetiştirmek toplumsal bir proje olmalıdır.

Ama ülkemizdeki eğitim  yöneticilerine söz anlatmanın uzun zamandır imkanı yok; anlayacak kapasiteleri olmayabilir ya da kasten anlamak istemiyor olabilirler, her neyse, onları bırakıp işimize bakalım: Biz AİLECE neler yapabiliriz?

Öncelikle çocuğunuza her zaman kitap hediye edin. Her yaşta, her konuda.  Odasına ya da evde uygun bir yere küçük de olsa bir kitaplık oluşturun. Onun da arkadaşlarına kitap hediye etmesini sağlayın. İnternetten onunla kitap alışverişi yapın, çocuk için bu da bir oyundur.

Evde kitap okuma zamanı belirleyebilseniz ne güzel olur! Bunu yapamazsanız o zaman herkesin okuduğu kitabı başladığı ve bitirdiği zamanları belirleyin, bunun hakkında konuşun. “Kızım 100 sayfalık kitabını 4 günde bitirdin, nasıl bir kitaptı, neler düşündün, neler hissettin okudukların hakkında” diye, onunla konuşun. Siz de okuduğunuz kitabı tanıtın, sizin yaşınıza gelince okumasını tavsiye edin!

Bir de, toplayın çocukları, birkaç aile birleşin, İstanbul’a, Kitap Fuarı’na götürün! 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 959