SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.08.2018
  • Ana Sayfa
  • »
  • Örselenen Çocukluğumuzdur…

Örselenen Çocukluğumuzdur…


   Psikolojik danışmanlığın en zor zamanlarıdır karşıma ihmale ve istismara uğramış bir çocuğun geldiği zamanlar.  O anın içinde olmaktan üzgün ve tüm gücümü kullanarak o andan sonrasında yaşamını düzenlemesine yardım edebileceğim için iyi hissederim. Haydi derim, olanlar senin suçun değil ve sen çok değerli, çok özelsin, haydi gel konuşalım.

   Bazen susarız birlikte. Uzun uzun. Bazen sözcükleri kullanmadan konuşuruz. Çaresizlik odanın içinde konacak yer arar kendine. Bazen bulur da. Elimden geldiğince ona yer vermez, karşımdaki çocukla nefes alıp veririm sadece. Ama bazen. Evet, çaresiz kaldığımı hissederim.

   Böyle olmak zorunda mı? Çocukların bu zulme maruz kalması, kaderleri mi?

   Geçen hafta 3, 4.5 ve 17 yaşlarında üç çocuğun cinsel istismar sonucu ölümüyle sarsıldı ülke. Ah, acaba sarsıldı mı yeterince? Yoksa yine şöyle bir esip geçti mi kaygı, üzüntü, öfke rüzgarları? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ya da Milli Eğitim Bakanlığı çalkalandı mı olanlarla? Hiç duydunuz mu?

   İhmale ve istismara uğramak her zaman cinsel yolla olmaz. Çok daha yaygın olanı duygusal istismardır. Gözle görünür izi olmayan,  bedensel bir hasara yol açmayan, içten içe çürüten, ayakta iken öldüren bir başka tür tecavüzdür duygusal ihmal ve istismar. Aşağılayıcı, yetersiz hissettiren sözler, onur kırıcı davranışlar, küçümsemeler, hakaretler, küfürler çocukların ruhuna tecavüzdür.

   Bazen öğretmenlerle yaptığım eğitim çalışmalarında kasılıp kalıyorum. Kendi öğretmenlerinin hem fiziksel hem duygusal şiddetine maruz kalmış ne çok öğretmenimiz var bilseniz. Bazıları halen bundan etkilenmemiş gibi davranarak çözüm arıyor, bazıları ise bu acıyı başka çocuklar yaşamasın diye çabalıyor, iyi bir öğretmen olmak için eğitimlere geliyor, emek veriyor.

   Eğer öğretmenler ve aileler bu konuda özel olarak eğitim alır ve önleyici programlar oluşturulursa,  çocuk gelişimin özellikleri ve çocukları korumanın yolları hakkında yeterince bilgili olurlarsa ve bu eğitimler kuru bilgi verilerek değil onların da kendi yaralarını sarabilecekleri terapötik bir yaklaşımla,  sistemli bir şekilde, yaşam boyu uygulanacak şekilde kurgulanırsa, değişir bir şeyler.

   Hiç kimse kötülükle doğmuyor. Her davranışımızın bir kaynağı, bir dayanağı var. İnsan büyüdükçe büyüdükçe, tercihlerde bulunuyor. Toplum yaşamının düzenlenmesi için konulan kurallara uyarak, gelenek  ve kültüre bağlı kalarak ya da bunlara karşı çıkarak yaşayanlar var. Herşey bir tercih. Ama sadece kendimize ilişkin tercih hakkımız var. Bir başkasına hatta cansız bir nesneye bile, kendi ihtiyaçlarımız doğrultusunda zarar vermeye hakkımız yok.

   Üstlendiğimiz görevleri eksik yapmaya da hakkımız yok. Çocuklarını ihmal eden anne-baba, öğrencilerine saygı duyamayan bir öğretmen, sosyal sorunlara çözüm bulamayan bir aile bakanı, hep asıp keserek, tokat atarak dünyayı hizaya sokmaya çalışan bir cumhurbaşkanı olmaya da hakkımız yok. 

           

 

 

 

 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 197