SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 22.04.2018

OYUN İHTİYACIMIZ


Oyun denince aklınıza ilk ne geliyor? Kitaplardaki tanımlara göre, oyun;  “Öğrenmek için bir araç, eğlenmek için bir yöntem, yaratıcılığı geliştirmek için bir fırsat, duyguları ifade etme yolu, yeni öğrenmelerin deneyimlendiği bir laboratuar.” Kısaca oyun yaşamın her alanında, her zaman, herkesle var olabilecek bir etkinlik, tüm yaşamımız boyunca, bedenimi-zle, duygularımızla, düşünceleri-mizle katılımda bulunduğumuz bir yaratıcı eylem. 
      Oyun daha çok, “çocukluğun doğal dili” olarak düşünülür. Ama bana kalırsa, çocuk, yaşlı, tüm insanların ortak ve doğal dilidir oyun. İnsanların, konuşa-rak ve yazarak anlaşmaya başla-madan önceki dönemlerde, nasıl iletişim kurduklarını düşünelim. Bedenlerini kullanarak, hareketlerle anlaşıyorlardı mutlak. Yani hepimizde ortak bir miras var: İhtiyaçlarımızı konuşmadan, sözsüz mesajlarla ifade etme yeteneği. Zaman ilerleyip sözel iletişim gelişince, bedenin haz alma ihtiyacını gidermenin yollarından biri olarak oyun, çeşitli şekillerde hayatımızda yer etmiş; adı halay olmuş, çiftetelli olmuş, dans olmuş, futbol olmuş,  atletizm olmuş, güreş olmuş, kayak olmuş, ya da bilgi yarışması olmuş, satranç olmuş… Yani insanlar bir zamanlar hayatta kalabilmek için ihtiyaç duydukları etkinliklerin bir kısmını “oyun” olarak düzenlemiş ve yetişkin hayatında da eğlenebilmenin, alışkın oldukları gibi hareketli yaşama-nın “terbiye edilmiş” bir yolunu bulmuşlar. 
  O yüzden, oyun ocuklar için değil, yetişkinler için de bir ihtiyaçtır ve giderilmediği zaman da, çatışmalar yaşamamıza yol açar. Yerini yanlış tercihlerle doldururuz. Madde bağımlılığı, güç ve kontrol arayışı, başkalarını küçümseme ve belli bir cinsiyetin, ırkın ya da kültürün üstünlüğünü savunma, savaşlar, kavgalar; hepsi, oynama, eğlenme, iyi hissetme ihtiyaçları sağlıklı bir şekilde  giderilmemiş insanların yaşadıklarıdır. Olumlu bir temasla var olduklarını hissedemedikleri zaman, olumsuz da olsa temas alabilmek için kavga gürültü çıkarır, problemli de olsa bize kendilerini fark ettirirler. Kimileri başkalarını aşağılayarak, kendi dışındaki insanların düşüncelerini küçümseyerek de yaparlar bunu. Örneğin,  geçen hafta bu köşede, “haydi Karasu`dan topluca kitap fuarına gidelim” diye yazdığım-da, “çok şeyler yazardım ya, neyse” diye cevap aldım. Yani, “nerde Karasu`da böyle insan-lar!” demek istemişler. Oysa bu yorum yerine, “ne güzel bir öne-ri” de denilebilirdi. Kastettiğim,  olumsuz da olsa var olma ihtiyacı, işte bu. 
   Biz çocuklarımıza ve birbirimi-ze olumlu temas vererek bu dön-güyü kırabiliriz. Oyun oynamak, çok değerli, çok ciddi bir uğraştır. Çocuklarınızla oyun oynayın. Sabunlu sulardan baloncuklarla, evin içinde dışında saklambaç-larla, denizde yüzme yarışıyla, isim-eşya-şehir oyunuyla, birbirinize giysilerinizle defile yaparak, bahçedeki çamurdan heykeller üreterek… Hiç para harcamanız gerekmeden, hiç zorlanmadan, sadece çocukları-nızla ve ailenizle mutlu zaman geçirmek için oynayın.   

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 582