SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 23.06.2018

REHBER ÖĞRETMEN OLMAK...


30 Kasım, benim üniversiteyi bitirip “rehber öğretmen” olarak meslek hayatıma ilk başladığım günün tarihidir. 30 yıl olmuş. Milli Eğitim Müdürlüğünde, diğer memurların bulunduğu bir odadaki bir masaydı atandığım Siirt Rehberlik ve Araştırma Merkezi. Görev yaptığım iki yıl boyunca da değişmedi bu durum. Bu ilk deneyim beni mesleğimden soğutmadı, bu durumda ne yapabilirim diye düşünüp hiç birinde rehber öğretmen bulunmayan okullara birer hafta süreyle görevlendirme çıkarttığımı anımsıyorum.
 Okullarda öğrenci kişilik hizmetleri çerçevesinde yürütülen ve esasen öğretmenlikle bir ilgisi olmayan psikolojik danışma hizmeti, halen kör topal yürütülüyor. Okul rehberlik ve psikolojik danışma servislerinin bir kısmında bu alanda görev yapmak için yetişmemiş olan görevliler var. 
Peki nerdeyse 50 yıldır var olan bu sorun niye çözülmüyor? Niye okullarda halen “psikolojik danışman” gibi çalışılamıyor?
 Öğretmen Dünyası Dergisinin Kasım sayısında hazırlanan özel dosyada görüşlerimi açıklamıştım: “Öncelikle, bu kadar yılda Milli Eğitim yöneticilerinin ve öğretmenlerin mesleki kalitesi sürekli düştüğü, ders programları sürekli değiştiği, sınav sistemi gitgide sertleştiği için, okullarda psikolojik hizmetlere olan ihtiyaç arttı ama çalışmaların önü tıkandı. Okul müdürü, okul rehberlik servisinin çalışmalarına destek olmadı ya da geliştirilmesi için çabalamadı çünkü o zaman kendisinin de değişmesi, gelişmesi gerekecekti. Öğretmenler öğrenciyle ilgilenmektense sorunu görmezden gelmeye, rehberlik servisinden de uzak durmaya başladılar. Veliler kendi çocuklarının ders başarısı artsın da varsın ruh gibi ya da sersem gibi ortalıkta dolaşsın, bunu sorun etmez oldular. Rehber öğretmenler -halen 20 yıl önceki gibi, alan dışından mesleğe atamalar yapılmaya devam ederek- tüm bu olumsuzluklara direnmekte yalnızdılar. Bir meslek yasası çıkarılmadığı, devletin personel cetvelinde psikolojik danışmanlık diye bir meslek adı olmadığı için görev unvanımız Millî Eğitimde rehber öğretmen, Adliyede pedagog olarak geçiyor. 
Bir de, öğrencilerin umudu, öğretmenlerin güvenli dostu, anne-babaların destekçisi olan, işini çoook severek yapan bir psikolojik danışman grubu var. Hani “rehber öğretmen tarafından ortaya çıkarılan” ihmal ve istismar mağduru çocukların koruyucusu olan. Hani öğrencileri için okullarda “sınav kaygısı” eğitimleri yapan. Hani arkadaşları tarafından zorbalığa uğrayan öğrencilere yardımcı olan. Hani öğretmenlere sınıf yönetiminde teknikler sunan…”
Karasu`da ikinci gruptaki gibi,  okullarda “psikolojik danışman” olarak görev yapmaya hevesli olan meslektaşlarımın “çok” olduğunu umuyorum.  Onlara o kadar ihtiyacımız var ki. Şimdi Karasu`daki bir okulda görev yapsaydım, Karasu ilçe Halk Kütüphanesinin yenilenmesi imecesine katılırdım örneğin. Biliyoruz ki, öğrencilerin sağlıklı kişilik gelişiminde kitap okumalarının önemi çok büyük.  
Ne dersiniz Karasu`daki meslektaşlarım,  rehber öğretmenler “bu işlerle” uğraşsalar iyi olmaz mı? Karasu`ya bir “okuma seferberliği” yakışmaz mı? 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 582