SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 20.01.2018

SAHİP ÇIKMAK...


“Bir çocuğa sahip çıkamadın” diye azarlanır anneler. “Bana sahip çıkacak bir eşim olmadı” diye yakınır kadınlar. “Malına sahip çık” diye tembihlenir çocuklar. “Eline, beline, diline sahip çık” der toplumsal kültür. 
Sahip çıkmak; yani kaybetmemek için, zarar görmemesi için elimizdekileri korumak, saklamak ve yaşamımızın kontrolünü elimizde tutmak. 
Sahip çıkmaya benzeyen, ama ondan çok farklı anlamı olan bir kavram daha vardır: Sahip olmak. Yani sahip olunanın başkasına değil size ait olması, sizin izniniz olmadan el değiştirememesi, sizin malınız sayılması. 
İnsan ilişkilerinde birbirine sahip çıkmak desteklenecek bir davranıştır. İşler karı-koca, ister anne-baba-çocuk, isterse arkadaş olsunlar, insanlar birbirine sahip çıkabilirler.
Ama birbirimize sahip olmaya kalkışmak; işte bu iyi değildir. Çünkü insan bir eşya, bir mal, bir ürün gibi, el değiştirmeyi, alınıp satılmayı benimsemez. İnsan, doğası gereği, bağımsız olmak, dokunulmaz olmak, özel olmak ister. 
Günümüzün kültürü, bir yandan bağımsız bir birey olmanızı ister gibi görünürken, bir yandan da sahip olmayı özendirir. Hep daha iyi bir arabaya, daha iyi bir eve, daha iyi çocuklara ve daha iyi bir hayata sahip olmanız gerektiği fikri işlenir. Televizyon dizileri, reklam yayınları, yazılı basın,  sahip olmayı destekler.
Oysa sahip olduğumuz nesneler her an şekil değiştirebilir, el değiştirebilir, hayatımızdan çıkabilirler. Arabamız bozulur, evlerimiz yıkılır, çocuklarımız bizden çok uzaklara gidebilirler. 
Gücümüz sahip olmakta değil, sahip çıkmakta yatar. Sevdiğiniz insanlara o sizin eşyanızmış gibi, sahip olmaya çalışmayın. Siz ne isterseniz onu yapsın, oraya gitsin, onu giysin, onu konuşsun diye zorlamayın. Ama sahip çıkın. 
Sahip çıkmak, onu olduğu gibi kabul edebilmek, hataları olsa da yüz çevirmemek, onu gelişimi için desteklemek, saygı duymak de-mektir. Sevdiğiniz kişilerin-
anneniz, babanız, çocuğunuz ya da eşiniz de olsa- sizin arzularınıza göre değil, kendi isteklerine göre davranmasını kabul edebilmek demektir. 
Sahip çıkmamız gerekenler, yalnız-ca sevdiklerimiz değildir. Tanımıyor bile olsak, yardımımıza ihtiyacı olan, sahip çıkmamız mümkün olan kişilere de el uzatmak, bizi insan yapar. Mahallemizdeki ağaçlara, doğadaki güzelliklere, sokaktaki ya da ormanlardaki hayvanlara, canlılara, sanat eserlerine, tarihi eserlere sahip çıkmak bizi daha da güçlü ve mutlu bir insan yapar. Sahip olmaya ihtiyacımız yoktur, dünya tüm insanların ortak malıdır zaten, ama sahip çıkmayı başara-mazsak, herşeyi kaybecedeğimiz kesindir. 
Çocuklarınıza sahip olmak yerine, sahip çıkmanın erdemini öğretin. Bunun en kesin yolu, sizin de ilişki-lerinize, çevrenizdeki insanlara, yaşadığınız yere ve nihayet dünya-nın dertlerine sahip çıkmanızdır. Sahip olmak sizi de bağımlı kılar ama sahip çıkmak özgürlük verir. Hem size hem karşınızdakilere.  
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 755