SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 19.08.2018

SINIRLARLA YAŞAMAK


Geçen hafta, “sınır koymak,  yetişkin insanların başarabileceği bir davranıştır”, demiştik. Çocuklara sınır koymak da ebeveynlerin görevidir doğal olarak. Ebeveyn derken sadece anne babayı değil, çocukların bakımıyla ilgilenen yetişkinleri kastediyoruz. Aslında, bir çocuğun sağlıklı büyümesinden kendini sorumlu hisseden tüm yetişkinleri “ebeveyn” olarak kabul etmeliyiz diye düşünüyorum. Aynı mahallede, aynı şehirde, aynı ülkede birlikte yaşamıyor muyuz?
Çocuklara sınır koymanın kısa yolu, gerektiğinde “dur” diyebilmekten geçiyor. Bunun için de, öncelikle, çocuğunuzla anlaşma yapın. İyi bir anlaşma yapmanın ilk  koşulu, tarafların ihtiyaçlarını belirlemektir. Onun dünyayı keşfetmeye ve anlamaya ihtiyacı var, sizin de onun zarar görmemesini sağlamaya ihtiyacınız var. Anlaşmalar nasıl yapılır? Kurallar madde madde ortaya konularak. Siz de  ortak kurallar oluşturun ve bu kurallara uyulmazsa ne olacağını da önceden belirleyin ki, sınırlar net olsun.   
Çocuğunuzla güç çatışmasına girmeyin. Onu üzmemek için önce her istediğine evet diyen, sonra da ani bir şekilde “yeteeeer bu kadar da fazla” diyen, yani çocuğun gözünde tutarsızlaşan anne-babalar gibi yapmayın.
Çocukların davranışlarını etiketleme eğilimiz çok yaygındır. “hiçbir şey yemiyor”, “hep arkadaşlarını ağlatıyor”, “hiç ders çalışmıyor” gibi, gerçek olmayan genellemeler  yerine, davranışı ölçü alın, “bu yemeği yemedi”, “ayşe ile anlaşamadı”, bugünkü ödevlerini ihmal etti” gibi gerçekçi ifadeler kullanın.  
Çocuğunuzun yaratıcılığını destekleyin. Herşeyi de “aman tehlikeli” diye sınırlamayın. Bazen, zorluklarla karşılaşması ve sizin güvenli alanınızdayken sorunlarını çözmeye uğraşması iyidir. Zaman zaman engelleyin ama zaman zaman riske atılması için destekleyin. Ama dengeyi o tutturamaz, siz tutturun. Bir düşünün, siz çocukken sizi kimler engelliyordu? Kimler destekliyordu? Siz bu kişilere karşı neler hissediyordunuz? Siz hangisine karşı kendinizi daha fazla sorumlu hissediyordunuz, engelleyen kişiye mi, destekleyen kişiye mi? 
Sınır koyulmayan çocuklar kadar, sürekli sınırlandırılan çocuklar da mutsuz büyür. Çocukların kendilerini “iyi ve değerli bir varlık” olarak hissetmeye, “yeterli” olduklarını düşünmeye ihtiyaçları vardır. Yeterlilik ve yetersizlik duyguları, yetişkin yaşamımızın kalitesini belirlemede çok etkilidir. Kendini yeterli ve güçlü hisseden insanlar, ne tür güçlüklerle karşılaşsa da, yılmaz bir şekilde yola devam ederler.
Bugünlerde Karasu`da böyle bir rüzgâr, böyle bir yılmazlık yaşanıyor. Karasu gençliğinin sağlıklı yaşaması, “uyuşturucu” gibi bir kötülükten uzak kalması için çabalayan gençler görüyorum. Bu zamana kadar yeterince çözüm aramamış olan ”yaşlıların” şimdi olsun destek olmasını diliyorum. Ben elimden gelen tüm çabayı göstermeye varım! İnsanın bağımsız varoluşunu tehlikeye sokan her türlü kötülüğe sınır koymayı başarabiliriz!

 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 921