SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 17.10.2018

SINIRSIZCA YAŞAMAK...


Sınırlar ne işe yarar? Bir arada tutmaya, çerçeveyi oluşturmaya, dağınıklığı önlemeye… Aynı zamanda hapsetmeye, engellemeye ve yeniden şekillendirmeye de yarayabilir. Sınırlar güvenlik de verebilir, kısıtlılık da yaratabilir. Bu nedenle ne iyi ne de kötüdür sınırlar, işlevleri önemlidir. 
Kişiler arası ilişkilerde sınır kavramını ele almak istiyorum bu hafta. Genel anlamıyla sınır, bir şeyi başka bir şeyden ayıran, birbirlerine ne kadar temas edebileceklerini belirleyen bir ölçüttür, soyut ya da somut olabilir, arsanızın da bir sınırı vardır, kişisel alanınızın da. İzin verdiğiniz kişiler ulaşabilir ancak bu alanlara. 
Ama güncel hayatta baktığımızda, “sınır koyamamak” yüzünden yaşadığımız çok sorunla karşılaşıyoruz. Bazen fiziksel, bazen de duygusal sınırlarımız çiğneniyor. Çocukluğumuzda evlerimizin kapılarının kilitli olmadığını çok iyi hatırlıyorum, endişelenmiyorduk çünkü kimse kimsenin sınırını ihlal etmez, kimse kimseye zarar vermek istemezdi, bunu biliyorduk. Şimdi, çelik kapılar yetmiyor evimizin sınırlarını korumaya. Eskiden bir hata yapmamak ve böylece incinmemek için kendimizi bu kadar sakınmıyorduk çünkü hoşgörü ve bağışlanma daha fazlaydı, bu kadar etiketleyici, acımasız değildi çevremiz. 
Zaman geçti ve yaşadığımız çevre farklılaştı. Şu anda çocuklara kendilerini tehlikelerden korumaları için, hayır diyebilmeleri için özel eğitimler veriyoruz. Toplumun tüm kesimlerinde, anne-babalarla çocuklar arasında olsun, eşler arasında olsun, yöneticilerle çalışanları arasında olsun hatta devletle yurttaşları arasında olsun, özel yaşama, duygulara, düşüncelere sınırsızca müdahale, baskı ve aşağılama yaşanıyor. Herkes birbirini fütursuzca eleştiriyor ve deyim yerindeyse, “ağzına geleni” söylüyor. Çocuklar “özgür yetiştirme” adına, kontrolsüz ve kuralsız büyütülüyor. Çocukluklarını baskı altında geçirmiş olan ebeveynler, kendi çocuklarının her isteğini yerine getirerek mutlu etmeye çalışıyorlar ama en büyük zararı verdiklerinin farkında olmuyorlar. Düşünün, henüz tehlikelerin yeterince farkında olamayan bir çocuk, etrafı çevrili bir bahçe içinde mi kendini güvende hisseder, uçsuz bucaksız çimenlik bir alanda mı? Onun gelişimine göre çerçevesini çizmezsek, büyümesini de destekleyemeyiz. Biz farkında olana kadar, başını alıp gidebilir… Ne yazık ki, fiziksel olarak büyümüş görünen pek çok çocuk, hala kendilerini her istediğini yapabileceği bir dünyada zannediyor ve bu yüzden de hayal kırıklıkları yaşıyor. 
Sınırlara ihtiyacımız var! Kendi ayaklarımız üzerinde sağlam durduğumuzu kanıtlayana kadar! Kendi ihtiyaçlarımızı gidermek için, başkasına zarar vermemeyi öğrenene kadar! Bizi baskılamak isteyenleri bu niyetlerinden vazgeçirinceye kadar! Özgürlüğümüzü kullanırken başkasının özgürlüğünü ihlal etmemeyi öğrenene kadar!
Sınır koymak, yetişkin insanların başarabileceği bir davranıştır. Bir çocukken canımızın çikolata istemesi ve sınırsızca yemeyi talep etmemiz normaldir ama büyüdükçe hazlarımızı ertelemeyi ya da kontrol etmeyi öğreniriz. Eğer öğrenmemişsek, çok çatışma yaşarız.
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 481