SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 11.12.2018

SONBAHARIN ORTASINDA


İnternette yaşıyoruz sanki, etrafımıza değil, ekranlara bakıyoruz durmadan. Fotoğraf, yazı, video, canlı çekim… Artık dakika geçmiyor ki, yeni bir haberle, bilgiyle, iletiyle karşı karşıya kalmayalım. Telefonlarımız cebimizde filan değil, avucumuzda, elimizde. Bilgisayar ya da televizyon sürekli açık. Kulaklarda kablolar, müzik dinliyoruz durmadan, başka sesleri duymadan… 
Sosyal medyada herşey var: Sevimli ve mutluluk veren ya da savaşta, yoklukta, hastalıkta can veren çocuklar, şiddet gören kadınlar, patlayan bombalar, bas bas bağıran ama hiçbir şey söylemeyen politikacılar, ömür boyu göremeyeceğimiz yerlerin, dünyanın dört bucağının göz alıcı fotoğrafları, akıl veren videolar, öğüt veren yazılar, soru soran testler, sizi etiketleyen fotoğraflar…
Ne oluyor sahi? Bu kadar çok “ileti”ye maruz kalmak neye yol açıyor? Daha bilgili, daha başarılı ya da daha empatik, daha duyarlı oluyor muyuz? Yoksa acılara ve zorluklara daha alışkın, daha kabullenmiş ve zamanla vicdanı da daha körelmiş insanlar mı oluyoruz? Bu mesaj bombardımanı karşısında, doğruyu eğriyi ayırmak, ne hissettiğimiz farkedebilmek ve içsel dünyamızı koruyabilmek mümkün mü?
Bu sorulara kendinize dönerek cevap verin. Çocuklarınıza bakarak düşünün.  Gerçekten iyi hissetmek ya da sorun çözmek için bu kadar çok teknolojiyle yaşamak zorunda mıyız? Bu kurgusal dünyada kalmak zorunda mıyız?
Sonbahardayız şimdi, doğanın en güzel hallerini izliyor muyuz o kadar? Ağaçların, rüzgarın, denizin farkında mıyız Ekim`de? Bir çocuk doğayı keşfetmek için televizyonda belgesel izlemeyi kış aylarına saklasa da bu mevsimde anne-babasının elinden tutup dağ bayır gezinse iyi olmaz mı? Empatik olmayı, başkalarının acılarına ve ihtiyaçlarına duyarlı olmayı öğrensinler diye, onlara doğayı, hayvanları sevmeyi öğretsek iyi olmaz mı? Arkadaşlarıyla oyunlar oynasınlar diye olanaklar hazırlayıp yaşıtlarıyla büyümesini desteklesek olmaz mı? Sonbaharın cılız ama inadına parlak güneşinin kıymetini bilip çocuklarımızı bu ışıkta bağrımıza bassak, güzel Karasu`nun denizinin, nehrinin, deresinin, gölünün kıyısında temiz temiz soluklar alsak olmaz mı?
Siz büyürken böyle olmadı belki. Sizin için kimse böyle çabalamadı. Ne yapacağınızı pek bilemiyorsunuz belki. İşte o anda çocuğunuza bakın. O size yolunu gösterir, ona güvenirseniz, sizin içinizdeki çocuk da bundan memnun kalır, o da kendine arkadaş bulmuş olur, sizden aldığı izinle oynar, güler, hesapsızca kendi olur. 
Bunu deneyin. Çocuklar kendilerine güvenen kişile-re zarar vermez, onları üzmez.  Kaç yaşında olursa olsun, çocuğunuzla sonbaharı keşfedin. Göreceksiniz, içinizdeki çocuk size memnuniyetini iletecektir. Deneyin. 
Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 683