SON DAKİKA

Pazaryeri taşınıyor mu?          Karasu Ortaokulu 56 Mezunları iftarda buluştu          Karasu TEOG'da il ikincisi oldu          CHP'nin iptal başvurusu reddedildi          İzinsiz kazıya suçüstü          Eyüp Bey Karasu'yu çok sevdi!          Selçuk Kadı anıldı          Selçuk Kadı'yı anıyoruz          Anket         


Bugün: 17.08.2018

SORUMLULUK


Her insan yaşamayı birinden ya da birilerinden öğrenir. Küçükken taklit etmek, gördüğümüz gibi yapmak zorunda kalırız, gördüğümüz gibi yemek yeriz, gördüğümüz gibi ilişki kurarız, bize söylendiği gibi hareket ederiz. Büyüdükçe, kendimize özgü tutumlar geliştirmeye başlarız. İnsanlar arasında öğrendiklerini olduğu gibi uygulayan da vardır, bir kısmını seçenler de, tam tersini yapanlar da… İçinde bulunduğumuz çevre ve zaman, bizi şekillendirir. Anne-babamızdan ya da öğretmenle-rimizden öğrendiğimiz davranışlar kabul ve onay görmemizi sağladıkça, devamını geti-ririz. İnsanın en temel ihtiyacı, onay-lanma, değerli olduğunu hissedebil-medir. Başkalarına ve kendimize güvenebilmemiz için, bu dünyada bir yerimiz olduğundan, kabul ve takdir gördüğümüzden emin olmak isteriz.
Böyle bir kimlik geliştirebilmeleri için, çocuklara kazandırılması gere-ken yaşam becerilerinden biri de “sorumluluk alabilmek”tir. Eğer çocuklar kendilerinin de başkaları üzerinde bir etkide bulunabildiğini görürse, gelişmeye devam etmek ve güçlenmek, başarmak için sorumlu-luk alabilirler. Bu nedenle, ailelere “çocuklara sorumluluk verin” deriz. Bir amaçları olsun, kendilerinin görevi olan işler yapmalarına izin verin. Ancak bazen öyle yetişkin-lerle karşılaşıyorum ki, çocuklukla-rında, hazır olmadan yüklendikleri sorumluluklar yüzünden erken yaşta omuzları çökmüş, yaşam hevesleri kalmamış ve umutsuzluğa kapıl-mışlar. Daha 8-10 yaşından itibaren ailenin sorumluluğunu alanlar, ba-basının en güvendiği çocuk olarak hiçbir yaramazlık yapmadan ve bu-nun sonucu olarak yeterince eğlene-meden büyümek zorunda kalanlar, annesini babasına karşı korumak için erkenden adam olanlar vb… Bu çocuklar, çocuklukları boyunca. “aferin, ne akıllı çocuk, annesine nasıl sahip çıkıyor, babasına nasıl yardım ediyor, büyümüş de küçül-müş, çok efendi, çok olgun” diye takdir edilirler ama ya içlerindeki “doğal çocuk” olarak yaşama, keş-fetme, eğlenme, hata yapma, dene-yerek öğrenme ihtiyacı ne olacak? Bunlar giderilmezse ileride nelerle karşılaşılacak?
İşte, çocuklara sorumluluk verirken onun ihtiyaçlarını mı yoksa büyükler olarak kendi ihtiyaçlarımızı mı gide-riyoruz, samimiyetle bu soruyu sora-bilmemiz gerekir. Çocuklara sorum-luluk verin ama onu çocuk rolünden başka bir role sokmayın. O evin yar-dımcı annesi ya da babası değildir. O ekonomik sorunlarınızın çözümü için işgücünden yararlanacağınız kişi değildir. Ona, kendi tercihiniz olan sosyal yaşantınıza uyum sağlaması için geceleri sokaklarda dolaştırarak arabanızın pencerelerinden  dışarıya sarkarak elleriyle işaretler yapması için izin vermemelisiniz. Bunlar çocuğunuzun ihtiyaçları değil, kendi arzularınız ve tercihlerinizdir. Çocuklara yaşına göre sorumluluklar verin. Her yaşta, sıra-sıyla edindiği sorumluluklar, onu yormadan, bir kazanım olarak geleceğe taşınır. Endişelenmeyin, insanlar her yaşta sorumluluk almayı öğrenirler. Küçük yaşta öğrensinler diye acele etmez-seniz, bunaltmadan, kabullenebi-leceği  görevler verirseniz, gelişimini sağlıklı desteklemiş olursunuz. 
Çocukların omuzlarına gereğinden fazla sorumluluk yüklemeyin. Sonra nereye bırakacaklarını bilemiyorlar. 

Diğer Yazıları
  • PAYLAŞ
  • İzlenme : 646